

2026-06-06
Bahattin Turan
Kürdistani siyasetin yakın tarihi, sosyolojik gerçekliklerle ideolojik
fantezilerin nasıl amansızca çarpıştığının özetidir. Yıllarca bu halka
"Bağımsız, Birleşik ve Sosyalist" devasa bir gökdelen inşa edileceği
vaat edilmiş; koca bir nesil bu uğurda ağır iş makinelerinin, gürültünün,
acının ve dumanın içine, yani sonu gelmez bir şantiyenin ortasına sürülmüştür.
İnsanlar canlarıyla, gençlikleriyle ve umutlarıyla bu inşaata harç
taşımışlardır. Ancak gökdelenin temeli bir türlü atılamayıp vinçler küresel
reel politikanın çamuruna saplanınca, "baş mimar" aniden
gökdelenlerin ve devletlerin doğası gereği "hiyerarşik ve eril" olduğunu
keşfetmiştir! Bir gecede, o ağır bedellerin ödendiği şantiye sahasının girişine
yeni bir tabela asılmıştır: Murray Bookchin Ekolojik Tesisleri.
Şantiye
Şefinin Megafonu ve Yorulan İnsanımız
Okuyucunun burada durup bu trajikomik manzaraya bakması gerekir: Dünün ağır
silahlı, katı merkeziyetçi ve tek tipçi inşaat sahası, bugün post-yapısalcı
teorilerle bezenmiş bir "radikal demokrasi ve komünal yaşam" tesisine
dönüşmüştür.
Hiciv tam da burada, çadır tiyatrosunun perdesi aralandığında başlar:
Tesisin her köşesinde ekoloji, yerinden yönetim ve hiyerarşi karşıtlığı vaaz
edilirken; hala elinde megafonla duran mutlak otorite (şantiye şefi), neyin
komünal olduğuna bile tek başına karar vermektedir.
Ancak asıl üzücü olan, bu ideolojik laboratuvarda denek olarak kullanılan
insanın yorgunluğudur. Aşağıdan yukarıya örgütlenme taklidi yapılırken,
Kürdistan'ın yoksul, emekçi insanı akademik jargonların altında ezilmekte;
kendi gündelik acılarına, diline ve geleceğine dair somut cevaplar
bulamamaktadır. Bilimsel sosyalizmin en temel kuralı olan "somut durumun
somut tahlili", yerini ithal edilmiş post-modern kelime oyunlarına
bırakmıştır.
Entegrasyonun
Komünal Sosu ve Federasyon Gerçekliği
Bilimsel sosyalizm, toplumların kaderinin soyut teorik jimnastiklerle
değil; insanın temel ihtiyaçları, sınıfsal dinamikler ve nesnel hukuki
statülerle tayin edilebileceğini öğretir.
Sosyalizmin öznesi insandır; ideolojiler insanı yaşatmak için vardır, insan
ideolojiler uğruna heba edilmek için değil.
Bugün "Demokratik Ulus" ambalajıyla topluma sunulan bu Murray
Bookchin molası, aslında devlet aklının on yıllardır dayattığı
"entegrasyon" (asimilasyon yoluyla içerme) politikasının komünal bir
sosla tatlandırılmış halinden başka bir şey değildir. Kürdistan insanının,
havada uçuşan ütopyalara veya "devleti reddediyoruz" diyerek
statüsüzlüğü kutsayan teorilere değil; somut, hukuki ve rasyonel bir teminata
ihtiyacı vardır.
Bu teminat, ne zorunlu entegrasyona boyun eğmek ne de ulaşılamaz hayaller
peşinde heba olmaktır. Bilimsel sosyalizmin ışığında, eşit, özgür ve bir arada
yaşamanın yegane nesnel formülü Federasyondur. Federasyon; ulusal ve insani
hakların anayasal güvence altına alındığı, rasyonel, bölücü değil birleştirici
ve en önemlisi "insanı merkeze alan" bir siyasal sistem mimarisidir.
Statükonun
Kasası ve Sivil Siyasetin Boğulması
Teorik fanteziler Bookchin tesislerinde yankılanırken, Kürdistani sivil
siyasetin sahada karşılaştığı materyal gerçeklik tam bir haksızlıktır. "Biz
devleti ve iktidar aygıtlarını reddediyoruz" diyerek radikal söylemler
üretenler, ironik bir biçimde sistemin sunduğu milyonlarca liralık hazine
yardımlarını kasalarına indirirken; barışçıl ve rasyonel siyaset yürüten sivil
aktörler bu haklardan tamamen mahrum bırakılmaktadır. Sistemin partileri ile bu
devasa yapı devletin ekonomik kaynaklarını paylaşırken; gerçek sivil siyaset
ağır seçim barajları, adaletsiz seçime katılma yasaları ve bürokratik
ablukalarla nefessiz bırakılmaktadır.
Bu tablo, sivil demokratik bir yarış değil; samimi siyasi iradenin,
devletin maddi gücüyle ezilmesidir. Seçimlere katılım hakkı gasp edilen ve
hazine yardımından mahrum bırakılan şey sadece siyasi partiler değil; bu
yollarla kendi kaderini barışçıl yollarla tayin etmek isteyen onbinlerce
insanın demokratik talebidir.
Sonuç:
Tesislerden Çıkıp İnsana Dönmek
Kürt insanının artık yönü belirsiz şantiyelerde, sonu gelmez ideolojik
denemelerde kaybedecek bir saniyesi, feda edecek tek bir genci bile
kalmamıştır. İhtiyacımız olan; merkeziyetçi bir megafondan duyurulan ithal
"zorunlu molalar" değil, bilimin, emeğin ve rasyonel siyasetin
ışığında yürüyen özgür bir toplumdur. Demokratik, sivil ve federatif bir çözüm;
hayalperest tesislerin dışındaki gerçek dünyanın, insanca ve onuruyla yaşamanın
tek anahtarıdır.
2026-06-20Kuzey Kürdistan'da Tek Seçenek:Ulusal Cephedir.
2026-07-19İran Rejiminin Kürt Politikası: Baskı, İdam ve Korku Siyaseti
2026-07-16Terörsüz Türkiye mi ya da sorunları yok sayan bir inkâr politikası mı?
2026-07-17İsviçre'de Kapalı Kapılar Ardındaki Bekleyiş
2026-07-07Bir Fotoğraf Karesine Sığmayan Acı…
2026-07-07Diasporada Kürt Toplumu ve Örgütlenmesine Dair... (4)
2026-07-07Demokratik Cumhuriyet mi, o da ne?
2026-07-06Baskı ile kurulan YNK-Yeni Nesil Hareketi İttifakı
2026-07-05Devletin Tabutuna Çivi Çakıp, Meclis Tutanaklarında Kaybolmak: Otonomi Yanılsaması
2026-07-05Türk’ün Hassasiyeti, Kürt’ün Haysiyeti
2026-07-03İran Rejiminin Kürtlere Saldırısı Çaresizliğin Göstergesidir
2026-07-01Kürt Diasporasının Geçmişi ve Geleceğine Dair-3
2026-06-29Gücün Ağırlığı mı, Gösterinin Gürültüsü mü?
2026-06-29Özgür basın KDP ve YNK’yi zayıflatmaz!
2026-06-28Halkın Acıları Üzerinden Kurulan Sözde “Kazanımlar”
2026-06-28Biraz Özeleştiri – Irkçılık Girişimi Kaybetti de, SVP Gerçekten Kaybetti mi?
2026-06-26Öcalan’ın Yeni Çözüm Modeli: Komün
2026-06-20Kürt Diasporasının Geçmişi ve Geleceğine Dair
2026-06-19Kürtlerin ezberi, İsrail’in yeni deneyimi: ABD’nin terk etme pratiği
2026-06-16Göçmen Kadınların Çifte Yükü