

3/31/2024 1:07:09 PM
Türkiye’de sık yapılan seçimlerle toplumsal mühendislik aralıksız sürüyor.
Halk, her seçim döneminde aynı kıskaca alınıyor, tercihe zorlanıyor. Zihinler iki kutuptan birini benimseyecek şekilde kıvama getiriliyor.
İkisinden beri olanlarımız kah Kemalist, kah İslamist olmakla yaftalanıyor.
Oysa bu bizim düğünümüz değil. İkisinden birine kapılmak, bilişsel ölümümüz demek.
Ne Kemalizm ne de İslamizm Kürtlerin beklentilerini karşılıyor. İkisi de Kürd’e yabancı. İkisi de Türklüğün silahı.
Kemalizm'in kuyruğuna takılan Kürt'ten hayır gelmez. Tıpkı İslamizm'in kuyruğuna takılandan hayır gelmeyeceği gibi. Bunlar Türk üstünlükçü devletin iki ahtapot koludur. Son tahlilde birbirinden farksızdır.
Zulmün geçmiş silahı Kemalizm, güncel silahı İslamizm’dir.
Türk devleti yirmi yıldır İslamizm silahıyla zulüm, işgal ve istibdadını sürdürüyor.
Kemalizm artık sadece öfke boşaltma paratoneri ve oyalama oyuncağıdır.
Öteden beri anti Kemalistlikle mobilize edilerek sistem içi tutulan romantik İslamcıların ve onların kuyruğuna takılanların Kemalizm eleştirisi düzen karşıtlığı değildir. Aksine çoğu kez Türklük sisteminde kalmak, çarkın bir dişlisi olmaktır.
Zilan katliamı faillerini lanetlerken Robozık katliamını yapanlarla işbirliği yapamazsınız.
Lozan’da Kürtlerin devlet hakkını gasp edenlere karşı çıkarken, Kürdistan’ın üç tarafına duvar örenleri, Afrin’i, Serekaniye’yi işgal edenleri destekleyemezsiniz.
Cibranlı Halid Bey’i, Seyid Abdülkadir’i, Seyid Rıza’yı, Şeyh Said’i idam edenleri mahkum ederken, binlerce Kürd’ü on yıllarca zindanlarda tutanları baş tacı edemezsiniz.
Dersim’de gazlarla katliam yapanları düşman bellerken, 2015 hendek katliamlarını yapanlarla dost olamazsınız.
Kürt bilincini iki soykırımcı arasında tercihe zorlayamazsınız. Ne dünkü Kemalistler demokrat ve ilericiydi, ne de bugünkü İslamistler müslüman ve adil.
Kemalizm’in ilericilik olmadığını anlamak için modern dünyaya bakmak ve yüz yıldır Türkiye’nin medeniyete entegre olamadığını görmek yetiyor.
İslamizm’in Müslümanlık olmadığını İran’a, Afganistan’a, Filistin’e, Mısır’a, Daiş’e ve Erdoğan Türkiyesi’ne bakarak anlayabilirsiniz.
O halde, ne Kemalizm ne İslamizm. İlla Kürdizm, illa Kürdizm.
Kürtler boyunduruktan kurtulup egemen olana kadar Kürtlerin ana odağı Kürdizm’dir.
Kürdizm şartların zorunlu kıldığı bir hakikattir. Varlığını korumak ve güvenceye almak, en temel reflekstir. Kürt kimliği, dili, kültürü ve egemenlik hakkı güvenceye alınmadıkça Kürdizm farzdır.
Kürdizm kendini üstün görmek, başkalarını yok saymak, farklılıkları tektipleştirmek, diğer ulusların topraklarına göz dikmek değildir.
Kürtlerin binlerce yıldır üzerinde yaşadıkları, bir asırdır dört devlet, üç ulus arasında bölüştürülen ve payimal edilen tarihi Kürdistan’da egemenlik hakkını kullanma davasının adıdır.
Tüm akım ve ideolojilerin sınanacağı zemin Kürdizm'dir.
Hiçbir demokrasi hareketi Kürdizm'i yok sayarak çoğulculuğu, özgürlükçülüğü ve halk iradesini savunamaz.
Hiçbir sol-sosyalist hareket Kürdizm'i yok sayarak ezilenlerin, ötekileştirilenlerin savunuculuğunu yapamaz.
Hiçbir İslami hareket Kürdizm'e karşı durarak adalet ve ahlaktan bahsedemez.
Hiçbir liberal düşünce Kürdizm'e sahip çıkmadan özgürlükçülük yapamaz.
Kürdizm tüm ideolojilerin mihenk taşı ve turnosol testidir.
Kürdizm, jenosit ve etnositten geçirilen, Zilan, Dersim, Halepçe, Enfal, Robozık, Şengal ve Afrinleri yaşayan bir ulusun varlık mücadelesidir.
Oyunlarınızı ve oyuncaklarınızı alıp ötede oynayın. Kürtlere hayal satmayın.
Kürdizm’in önünü almak için Kemalizm ve İslamizm Kürt kökenlilere, Kürtçeye, Kürt kisvesine ihtiyaç duyacak, ancak hiçbir zaman Kürtlerin egemenlik hakkını kabullenmeyecek, savaş ve katliamlardan geri durmayacaktır.
Kürdizm’in varettiği siyasi hareketlerin bitkisel hayatta olması, Kemalizm ve İslamizm’in bu sahipsiz mirası pervasızca çekiştirip yağmalamasına olanak sağlıyor olabilir. Ancak Kürdizm haktır ve hakka üstün gelinmez.
Söylemini yitiren, yolunu kaybeden, otoasimilasyon çarkına dönüşen bir Kürt siyaseti Kürt kitlelerinde denize düşen yılana sarılır sendromuna yol açsa da, Kürtleri sahil-i selamete çıkaracak yegane bilinç Kürdizm’dir.
Rudaw
MAKALELER
2026-07-26Ziya Gökalp'in Yeni Şubesi ve Tarihin En Kapkara Şakası
2026-07-26Tuğçe Tatari ve “iliştirilmiş gazetecilik”
2026-07-24Eleştirilere ve Trol Saldırılarına Dair
2026-07-23Lozan'ın Gölgesinde Bir Asır, Kan ve Gözyaşı
2026-07-23İran’la Neden Barış Olmaz
2026-07-23Kürdün Evi Yanıyor, Öcalan Yumurtasını Pişirmenin Derdinde
2026-07-23İmralı'dan Geriye Kalan İki Mesaj
2026-06-20Kuzey Kürdistan'da Tek Seçenek:Ulusal Cephedir.
2026-07-19İran Rejiminin Kürt Politikası: Baskı, İdam ve Korku Siyaseti
2026-07-16Terörsüz Türkiye mi ya da sorunları yok sayan bir inkâr politikası mı?
2026-07-17İsviçre'de Kapalı Kapılar Ardındaki Bekleyiş
2026-07-07Bir Fotoğraf Karesine Sığmayan Acı…
2026-07-07Diasporada Kürt Toplumu ve Örgütlenmesine Dair... (4)
2026-07-07Demokratik Cumhuriyet mi, o da ne?
2026-07-06Baskı ile kurulan YNK-Yeni Nesil Hareketi İttifakı
2026-07-05Devletin Tabutuna Çivi Çakıp, Meclis Tutanaklarında Kaybolmak: Otonomi Yanılsaması
2026-07-05Türk’ün Hassasiyeti, Kürt’ün Haysiyeti
2026-07-03İran Rejiminin Kürtlere Saldırısı Çaresizliğin Göstergesidir
2026-07-01Kürt Diasporasının Geçmişi ve Geleceğine Dair-3
2026-06-29Gücün Ağırlığı mı, Gösterinin Gürültüsü mü?