Türkçe | Kurdî    yazarlar
Kürdün Evi Yanıyor, Öcalan Yumurtasını Pişirmenin Derdinde

2026-07-23

Ali Polat

PKK kendi içinde bir kast kurmuş, tepesine Öcalan’ı yerleştirmiş, sözü de yetkiyi de kararı da ona teslim etmiş olabilir. Öcalan ne derse tartışılmaz hakikat kabul etmek isteyen de edebilir.

Bu onların meselesidir.

Ama Kürtler PKK değildir.

Kürt milleti Öcalan’ın mülkü, tebaası veya örgüt kadrosu değildir.

Bir insan hangi sıfatla milyonlarca Kürdün bugünü ve gelecek kuşakları hakkında, “Kürt’ten Türk’ü ayırırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürt’ü ayırırsan Türk kalmaz” diye hüküm verebiliyor?

Kim verdi bu yetkiyi?

Kürtler ne zaman toplandı? Ne zaman özgür iradeleriyle böyle bir vekâlet verdi?

Bir milletin geleceği ne zamandan beri tek bir adamın siyasi teorisinin konusu oldu?

Üstelik mesele Öcalan’ın seçilmemiş olması da değil.

Seçilmiş olsaydı da aynı itirazı yapardım.

Bir insan %50 değil, %90 oyla seçilmiş olsa bile bir toplumun gelecek nesillerinin kimliğini ve siyasal statüsünü tek başına belirleyemez.

Demokrasi, sandıktan hükümdar çıkarıp toplumun tapusunu ona vermek değildir.

Burada çok tehlikeli bir denklem kuruluyor:

PKK üzerinde Öcalan’ın otoritesi var. Olabilir.

Ama buradan nasıl “Öyleyse Kürtlerin geleceği konusunda Öcalan konuşur” sonucuna varılıyor?

PKK bir örgüttür.

Kürtler ise milyonlarca farklı insandan oluşan bir millettir.

Örgütsel otoriteyi bir millet üzerindeki siyasi vesayete dönüştürmek temsil değil, meşruiyet problemidir.

“Kürt’ten Türk’ü ayırırsan Kürt kalmaz.”

Hayır.

Kürt’ü Türk’ten ayırdığınızda Kürt kalır.

Türk’ü Kürt’ten ayırdığınızda Türk kalır.

Sonra bu iki ayrı özne birbirine bakar ve nasıl yaşayacağına karar verir.

Birlikte mi?

Federasyonla mı?

Üniter yapıyla mı?

Başka bir modelle mi?

Buna Öcalan değil, ilgili toplumların özgür iradesi karar verir.

Özgür birliktelik, “hayır” diyebilme hakkını gerektirir.

Birbirinden ayrılamayanların birlikteliğine “özgür birliktelik” denmez.

Özgürlük; ayrılabilme imkânına sahip olduğun halde birlikte yaşamayı seçebilmektir.

“Sen bensiz var olamazsın” romantik bir kardeşlik cümlesi gibi sunulabilir.

Siyasette ise vesayete dönüşebilir.

Avrupa Birliği bu yüzden öğreticidir.

Fransa Fransızlığını eritmedi. Almanya Almanlığından vazgeçmedi. İtalya kendisini inkâr etmedi.

Ayrı siyasal özneler olarak var oldular ve sonra bazı yetkilerini kendi iradeleriyle ortak kurumlarda paylaşmayı seçtiler.

Kürtlerin özgürleşmesinden söz edilirken Kürtlerin siyasal iradesi neden sürekli tek kişinin iradesine indirgeniyor?

Bir milleti bir vesayetten kurtardığınızı söyleyip başka bir kişinin vesayetine teslim ederseniz bunun adı özgürlük değildir.

Sadece vesayetin sahibini değiştirirsiniz.

Paradoksun en çarpıcı tarafı da bu:

Kendi temel ihtiyaçlarını dahi başkasının belirlediği koşullarda karşılayan, kendi tüketim menüsünü bile seçme yetisinden yoksun bir insanın, milyonlarca Kürdün gelecek nesillerinin nasıl yaşayacağını belirlemesi bekleniyor.

Bunu geçtim:

Öcalan tamamen özgür olsaydı da bu yetkiye sahip olmamalıydı.

Çünkü hiçbir insanın cebinde bir milletin tapusu yoktur.

Kürtlerin geleceğine Öcalan, Türklerin geleceğine başka bir tek adam karar veremez.

Bir örgütün lideri bir milletin sahibi değildir.

Kürtlerin geleceğinin öznesi Kürtlerdir.

Bu süreç başladığından beri İmralı’dan yansıyanlar üzerine onlarca şey söylenebilir.

Ama yemeğin tuzlu olduğunu anlamak için tencerenin tamamını bitirmek gerekmez.

İlk kaşık yeter.

Ve ilk kaşıkta soru şudur:

Kürt milleti ne kazanıyor, Öcalan ne kazanıyor?

50 yıldır Ortadoğu siyasetinin içinde bulunan birinin bütün bunları siyasi tecrübesizlikle yaptığını düşünmüyorum.

Kürtlerin kolektif hakları belirsizleşirken tek kişinin liderliği neden yeniden siyasetin merkezine yerleşiyor?

Kürdün evi yanarken kimin yumurtası pişiyor?

Benim gördüğüm tehlike tam burada:

Kürt milletinin geleceğinin tek kişinin siyasi geleceğine, statüsüne veya özgürlük alanına tahvil edilmesi.

Bir milletin iradesini tek kişinin ağzına teslim ederek o milleti özgürleştiremezsiniz.

Vesayetten özgürlük çıkmaz.

İlk kaşıkta tuz belli.

MAKALELER