Türkçe | Kurdî    yazarlar
Taytımızı çalamazlar ya

2026-07-21

Arkadaşımla Fatih’te dolaşıyoruz, türbe türbe, han han. Seviyoruz oralarda gezmeyi dolaşmayı, hem restoranları da güzel. Gittiğimiz türbelerden birinden çıkarken, ki içeride bir sürü padişah var, Abdülaziz’den II. Abdülhamit’e, II. Mahmut’a; türbeden çıkarken biz, duamızı etmişken, arkadaşım kulağıma eğilip soruyor: “Doğru söyle, II. Mahmut’a okudun, di mi?”

Rivayet o ya, kaynakça aramaya üşendiğimde sıkça başvurduğum bir kelimedir şu rivayet, II. Mahmut tek tip bürokratik bedeni yeniçeri ocağına egemen kılma çalışmaları kapsamında askerlere ve bürokratlara öyle kıyafetler giydirmiştir ki kimi askerler gavur diye hırpalanmıştır, itiraz etmiştir kimisi, koskoca padişah bizi Ersan Diamond gibi skinny’nin içine soktu diye.

Şimdilerde, II. Mahmut’un kılık kıyafet ıslahatından 200 yıl sonra yani, bir bürokratın, bir valinin skinny taytı gündemde.

Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli, bisiklet sürerken giydiği kıyafetle, bisiklet kıyafetiyle yani, gündeme geldi. Çiçekli’nin giydiği tayt-kıyafet meclis gündemine taşındı, Kars’tan bir vekil, üstelik Halk Partili Akgün Alp tarafından (bu vekille neden bu kadar çok ortak arkadaşım var, Insta’da?) “Böyle vali olmaz” sözleriyle hedef gösterildi.

Vali bu yüzden bir gece yarısı görevden alındı, kürsüdeki konuşmadan hemen sonra. Onu işaret edenler tanıdık, onlar bu işi, kılık kıyafetle uğraşma işini yani, uzun zamandır yapıyor, piyasaya bu işi onlar getirdi oğluuum. “Askere setre pantolon giydirip imanına halel getiriyorlar” nidalarıyla halkı kışkırtanlardan, rivayet o ya III. Selim zamanında halk böyle galeyana getirilmişti, farkı olmayan vekil kürsüden sesleniyor İçişleri Bakanlığına. “Önüne bir de yaprak koyun” diyerek şunu ima ediyor: “Valinizin, çok affedersiniz, vücut hatları, gözümüze giriyor ekrandan.” 

Günlerdir, Levent Kırca’nın ölmediği ve bununla ilgili muhteşem bir skeç yaptığı -efendim, valinizin skinny pantolunu, skinny efendim, evet skinny- alternatif bir Türkiye’nin hayalini kuruyorum – neden iyiler hep erken?

Başörtülü kadınların başörtüsüne karışmaktan bir erkeğin taytına karışmaya… Bu parti kendini hiç yenilemiyor diyenler, az da olsa utanır mı?

Tek suçlu kürsüden seslenen vekil değil tabii, nihayetinde görevden alma kararının altındaki imza belli. Kadınların başörtüsü vs. erkeklerin taytı. Bu ülke, insanı şaşırtacak yeni şeyler bulmaktan, itinayla, asla vazgeçmiyor, vali olamayacağız belki ama hep genç kalacağız bu yüzden oley.

Elimizde kalan, bu hengamenin ardından, onunla yaşamak zorunda da olduğumuz acı gerçek… İktidarıyla muhalefetiyle, soyut ve mesafeli bir otorite imajını insaniyete, sloganları samimiyete ve dahası hakikate tercih edenler tarafından sarılmış durumda dört bir yanımız, düşünmeyi geçtim tayt bile giyemiyoruz artık, imdat! Bir taraf sanki o didaktik stand-up’a gülmeleri bile çalınmış neşelerinin kanıtı değilmiş gibi “neşemizi çalamazlar” deyip dolaşırlarken, tüm umutlarını bağladıkları ve uğruna diğer her türden alternatifi ateşe verdikleri insanlar iktidardakilere “Ama vali dediğin de tayt giyer mi?” deyip tayt çalma peşinde. Diğer taraf bunu fırsat bilip bir gece yarısı valiyi görevden alıyor – olansa valiye oluyor, tek suçu “Vali dediğin bisiklet sürer mi?” iç sesine kulak asmamayı seçmek olan, Çiçekli valimize.

Birbirleriyle olan kavgaları hatrına değerlerinden her geçen gün ödün vermiş, düşünmeyi çoktan bırakmışların bizi getirdikleri yer işte burası: Bir valinin hem neşesini hem taytını. Çok üzülüyorum, inanın, dün gece duvarları seyrettim, ara sıra daldım, “Çoğu kere vali olduğumu unutuyorum. Bazen ‘Ben valiyim’ deyip gülüyorum” diyen o valiyi düşündüm. Neşemizi çalamazlarmış; el birliğiyle çaldılar işte bir valinin neşesini, çocukluğunu, üstüne bir de promosyon olarak taytını.

Yok hayır, karamsar değilim. Valinin, Gençlik ve Spor Bakanlığında bir göreve geleceğini tabii ki düşünüyorum, o kadar okuma yazmamız var. Bu ülkeden Kürşat Tüzmenler geçti, hey! Üstelik AK Parti, bu fırsatı tepmeyecek, Halk Partisi’ne bir de tayt üzerinden gol atmayı becerebilecek kadar tecrübeli. Peki, biz bu taytımıza dahi göz dikmiş insanlarla, nasıl?

“Doğru söyle, II. Mahmut’a okudun, di mi?” diyor arkadaşım, türbeden çıkarken.

“Tüm ölmüşlerimize diye çok güzel bir lafımız vardır” diyorum, “üstelik rabbim bunun için ekstra bir şey istemiyor. II. Mahmut demek yerine, tüm ölmüşlerimize diyebilirsin ve istersen Abdülhamit’in dışında dedeni dahi koyabilirsin, dua ettiklerinin yanına.”

Tayt giyen valiyi de, haksız yere tutuklanan stand-up’çıyı da ve tabii dilerseniz dedenizi, atanızı, II. Mahmut ve II. Abdülhamit dahil, her birini aynı anda sevmek makul ve mümkün. Üstelik, ekstra bir şeye gerek de yok.

Yemek için Suriyelilerin lokantasına doğru yola çıkıyoruz. Boykot var, kolaları kötü, dönerleri güzel.

Serbestiyet

YAŞAM