

2026-04-26
Aydoğan İnal
Dünya siyasetinde
güç sahibi olanlar, çoğu zaman güvenliğin kendi tekellerinde olduğunu düşünür.
Ancak en korunaklı salonlarda bile hissedilen en küçük bir tehdit, bu
yanılsamayı bir anda yerle bir edebilir. Korku, makam tanımaz.
25 Nisan akşamı
ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania Trump'ın da katıldığı Beyaz Saray
Muhabirleri yemeğinde silahlı saldırı gerçekleştirildiği basına yansıdı, ki bu
saldırı da tam olarak doğrulanmadı. Saldırganın kimliği de tam netleşmediği
fakat Şüphelinin 31 yaşındaki Cole Tomas Allen olduğu yine basına yansıdı
ABD Başkanı
Donald Trump gibi isimler, güvenlik ordularıyla çevriliyken bile bir anlık
panik ve korku yaşayabiliyorsa ve bu yaşadıklarını gizleyemiyorsa, yaşadığı bu
korku atmosferinde onlarca korumanın arasında yere yuvarlanabiliyorsa o zaman
şu sorunun artık yüksek sesle sorulması gerekir: Kürtler onlarca yıldır ne
yaşıyor?
Suriye’de,
İran’da ve Kürtlerin yaşadığı diğer bölgelerde insanlar her gün ölüm korkusuyla
yaşıyor. Çocuklar silah sesleriyle büyüyor. Bu artık istisnai bir durum değil;
sistematik bir gerçekliktir.
Ama daha çarpıcı
olan şudur: Dünya bunu biliyor. Washington da biliyor, Brüksel de biliyor,
Moskova da biliyor. Buna rağmen gerçek bir adım atılmıyor.
Çünkü mesele
Kürtler olduğunda, demokrasi söylemleri bir kenara bırakılıyor. İnsan hakları
raporları raflarda tozlanıyor. Uluslararası hukuk ise siyasi pazarlıkların
gölgesinde işlevsiz hâle geliyor.
Donald Trump ve
onun gibi küresel karar vericiler için belki de ilk kez bu kadar yakın
hissedilen bir tehdit, umarız uzun süredir görmezden gelinen bir gerçeği
hatırlatır: Güvenlik evrensel değilse, hiçbir yerde kalıcı değildir.
Kürtlerin hakları
bir “bölgesel mesele” değildir. Bu, doğrudan doğruya bir insanlık meselesidir.
Suriye’de,
İran’da ve tüm Kürdistan coğrafyasında insanların temel haklarının korunması
artık ertelenemez. Bu haklar; yaşam hakkı, kimlik hakkı ve siyasi temsil
hakkıdır. Ve bunlar pazarlık konusu yapılamaz.
Sessiz kalan
herkes bu adaletsizliğin bir parçasıdır.
Artık mesele
açık: Ya gerçekten evrensel değerlerden yana olunacak ya da bu değerlerin
sadece güçlüler için geçerli olduğu itiraf edilecek.
2026-07-24Eleştirilere ve Trol Saldırılarına Dair
2026-07-23Lozan'ın Gölgesinde Bir Asır, Kan ve Gözyaşı
2026-07-23İran’la Neden Barış Olmaz
2026-07-23Kürdün Evi Yanıyor, Öcalan Yumurtasını Pişirmenin Derdinde
2026-07-23İmralı'dan Geriye Kalan İki Mesaj
2026-06-20Kuzey Kürdistan'da Tek Seçenek:Ulusal Cephedir.
2026-07-19İran Rejiminin Kürt Politikası: Baskı, İdam ve Korku Siyaseti
2026-07-16Terörsüz Türkiye mi ya da sorunları yok sayan bir inkâr politikası mı?
2026-07-17İsviçre'de Kapalı Kapılar Ardındaki Bekleyiş
2026-07-07Bir Fotoğraf Karesine Sığmayan Acı…
2026-07-07Diasporada Kürt Toplumu ve Örgütlenmesine Dair... (4)
2026-07-07Demokratik Cumhuriyet mi, o da ne?
2026-07-06Baskı ile kurulan YNK-Yeni Nesil Hareketi İttifakı
2026-07-05Devletin Tabutuna Çivi Çakıp, Meclis Tutanaklarında Kaybolmak: Otonomi Yanılsaması
2026-07-05Türk’ün Hassasiyeti, Kürt’ün Haysiyeti
2026-07-03İran Rejiminin Kürtlere Saldırısı Çaresizliğin Göstergesidir
2026-07-01Kürt Diasporasının Geçmişi ve Geleceğine Dair-3
2026-06-29Gücün Ağırlığı mı, Gösterinin Gürültüsü mü?
2026-06-29Özgür basın KDP ve YNK’yi zayıflatmaz!
2026-06-28Halkın Acıları Üzerinden Kurulan Sözde “Kazanımlar”