

2026-01-21
Merve Kara-Kaşka
"Amerika müttefiklerini, barbarlara ve teröristlere karşı güç bir savaş verip binlerce şehit veren müttefiklerini ilk kez terk etmiyor."
Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da yaşayan 43 yaşındaki Kürt kuyumcu Rafeh İsmail, ABD'nin Suriye'de son çatışmalardaki tutumuyla ilgili hayal kırıklığını bu sözlerle anlatıyor.
Suriye ordusu ile omurgasını Kürt Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 6 Ocak'ta Halep kırsalında çatışma çıktı.
SDG ağır kayıplar vererek Fırat Nehri'nin doğusuna çekildi, birçok Kürt ABD'yi "kendilerini yüzüstü bırakmakla" suçladı.
Suriye hükümeti SDG kontrolündeki toprakların çoğunu 48 saatten kısa sürede ele geçirdi.
18 Ocak'ta imzalanan ateşkese rağmen Rakka, Kobani ve Haseke çevresinde çatışmaların sürdüğü bildiriliyor.
ABD, 2014'ten itibaren Suriye'de IŞİD ile mücadelede SDG'yi en önemli müttefiki olarak görmüş, silah desteği de vermişti. Ancak SDG son çatışmalarda, başta ABD olmak üzere Batı'dan istediği desteği alamadı.
Peki ABD'nin son çatışmalar sırasında tutarlı olarak itidal çağrıları yapmasının ve SDG'ye istediği desteği vermemesinin ardında ne yatıyor?
ABD'de eski Türkiye Büyükelçisi (2008-2010) ve eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, University of Oklahama'da Orta Doğu Çalışmaları Merkezi Eş Direktörü Prof. Joshua Landis ve Washington merkezli Savaş Çalışmaları Enstitütüsü Kritik Tehditler Projesi Araştırma Müdürü Brian Carter, BBC News Türkçe'nin sorularını yanıtladı.
'ABD'nin SDG'ye yönelik tutumu değişmedi, Suriye'de genel durum değişti'
James Jeffrey, ABD'nin Kürtleri uzun zamandır "IŞİD'e karşı mücadelede etkili bir ortak olarak" gördüğünü söylüyor.
Jeffrey ABD'nin aynı zamanda YPG'nin, "PKK'nın Suriye kolu olduğu" anlayışıyla hareket ettiğini düşündüğünün altını çiziyor.
Türkiye de bu görüşte ve YPG'yi "terör örgütü" olarak nitelendiriyor.
Ancak Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı YPG, ABD'nin "terör örgütü" listesinde yer almıyor.
Mayıs 2017'de dönemin ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Jonathan Cohen, ülkesinin YPG ile ilişkilerini "geçici, ortak çıkarlara bağlı ve taktiksel" olarak nitelendirmişti.
Cohen, "YPG'ye hiçbir şey vadetmedik. Bu mücadelede yer almak istedikleri için savaşıyorlar" demişti.
Bugüne gelindiğinde ise ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ocak'ta yaptığı açıklamalarda, "Kürtleri seviyorum" dedikten sonra, "Onlara muazzam paralar ödendi. Petrol ve başka şeyler verdik. Bunu bizim için yaptıklarından daha fazla kendileri için yapıyorlardı" ifadelerini kullandı.
"Ama Kürtlerle iyi anlaşıyoruz ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz" diye ekledi.
James Jeffrey'e göre ABD bu politikasıyla, "NATO müttefiki Türkiye ile karşı karşıya gelmekten ve gelecekte Suriye'nin iç yapısına müdahale etmekten kaçınmayı" amaçlıyor.
Jeffrey bu noktada kendisinin ve diğer Amerikalı yetkililerin, SDG dahil herkese, ABD'nin Suriye'nin geleceğine yönelik tutumunun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararına dayandığını hatırlattığını söylüyor.
18 Aralık 2015 tarihli karar, Suriye'de ateşkesin ardından taraflara siyasi çözüm çağrısı yapıyordu.
Suriye'de 8 Aralık 2024'te 61 yıllık Baas rejimi son buldu. Devlet Başkanı Beşar Esad Rusya'ya kaçtı, Ahmed Şara ülkenin geçici lideri oldu.
Jeffrey, Suriye'de yeni dönemde, 2254 sayılı kararın büyük kısmının uygulandığını ve uygulanmaya devam ettiğini söylüyor ve ekliyor:
"Dolayısıyla ABD, SDG'ye karşı tutumunu değiştirmedi. Aksine Suriye'de genel durum daha iyiye doğru değişti. ABD'nin artık Şam ve SDG olmak üzere iki ortağı var. ABD, Suriye halkı ve uluslararası toplumla birlikte 2254 sayılı karardaki ilkeleri uygulama şansına sahip."
Jeffrey'e göre ABD'nin Suriye'de önceliği hâlâ ülkenin bütünlüğünün korunması ve Washington bunu "SDG ile ilişkilerini zayıflatmak" olarak görmüyor:
"Esad rejiminin yıkılmasının ardından, en azından ülkedeki Arapların çoğunun, Ankara'nın, Şam'ın ve neredeyse bölgedeki tüm devletlerin iradesine karşı şekilde, yarı bağımsız bir Kuzeydoğu Suriye'yi sürdürmeye çalışmak; ABD, SDG ve bölge için zararlı olacaktır."
'Her şey Trump'ın Şara'yı Suriye Devlet Başkanı olarak benimsemesiyle başladı'
Suriye Kürtleri birkaç ay öncesine kadar ülkede federal bir yönetimde ısrarcıydı.
Eski PYD Eş Başkanı ve Başkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim, Eylül ayında yaptığı açıklamalarda, "Yeni Suriye hükümeti adem-i merkeziyetçiliği tanımayı reddederse, bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız" demişti.
ABD'nin Suriye'de Kürtlere karşı pozisyonunun bir süredir önemli bir değişimden geçtiğini düşünenler de var.
Prof. Joshua Landis'e göre Suriye'de son gelişmelerle birlikte "Kürtlerin bağımsızlık hayalleri sönme noktasına geldi".
Joshua Landis, Kürtler için yaşananları, Irak'taki gelişmeler de gözönünde bulundurulduğunda birçok açıdan, "uzun bir yenilgi geçmişine eklenen yeni bir halka" olarak görüyor:
"Irak, onlar için bağımsızlık yolunda en büyük umuttu. Ancak Amerika onları desteklemeyi reddetti."
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye için federal bir yönetim modeline karşı olduğunu açıklamış, "en uygun yapının merkezi ve kapsayıcı bir devlet" olduğunu vurgulamıştı.
Tom Barrack 20 Ocak'ta X hesabından yaptığı açıklamada da Suriye'deki Kürtler için en büyük fırsatın, Beşar Esad dönemi sonrası geçiş sürecinde ortaya çıktığını, Kürtlerin birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyonu için bir yol sunulduğunu söyledi.
Barrack, Suriye'nin artık tanınan bir merkezi hükümete sahip olmasının, ABD–SDG ortaklığının varlık nedenini değiştirdiğini şu sözlerle açıkladı:
"SDG'nin sahadaki IŞİD karşıtı birincil güç olma rolü büyük ölçüde sona erdi çünkü Şam artık hem istekli hem de IŞİD tutuklularının bulunduğu tesisler ve kamplar dahil olmak tüm güvenlik sorumluluklarını devralabilecek konumda."
Landis, ABD'nin tutum değişikliğinin "Trump'ın Ahmed Şara'yı Suriye Devlet Başkanı olarak benimsemesiyle" başladığı kanısında:
"Bu olduğunda, eninde sonunda ABD'nin Suriye'deki ana ortağı olma noktasında, Kürtlerden ve SDG'den Şam'a doğru bir yöneliş olacağı netleşti."
Prof. Landis, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin de beklentisinin bu yönde olduğu yorumunda bulunuyor, "Bence hepsi ekonomik kalkınma istiyor. Suriye'nin yeniden ayağa kalkmasını istiyorlar" diyor.
Landis'e göre, Trump'ın Şara'ya desteği, ABD Başkanı'nın, "güçlü adamları benimseye dayalı, Ortadoğu'daki daha geniş stratejisiyle de" örtüşüyor.
"Bu, Trump'ın Putin ile paylaştığı bir görüş" diyor Landis ve ekliyor:
"Çünkü Putin uzun zamandır 'Ortadoğu demokrasiye hazır değil. Güçlü adamdan kurtularak sadece kaos yaratacaksınız. Cihatçılara, IŞİD'e ve El Kaide'ye kapı açacaksınız. Ortadoğu'da yaptığınız da bu' diyor. Bence Trump da bu görüşü benimsedi."
'ABD'nin sahadaki gelişmeleri etkileme kabiliyeti azaldı'
Brian Carter ise ABD'nin Suriye'de pozisyonunun değişmediğini ancak sahadaki "gelişmeleri etkileme kabiliyetinin azaldığını" düşünüyor.
Carter'a göre ABD'nin Suriye'deki varlığının çok az olması da Washington'un ülkede olayları etkilemeye yönelik seçeneklerini sınırladı, ABD'nin Suriye hükümetinin saldırısını diplomasi yoluyla durdurması mümkün olmadı.
Carter, Suriye hükümetinin, SDG'nin "Fırat Nehri yakınlarında çökmesini", ülkenin kuzeydoğusunu büyük oranda ele geçirme fırsatı olarak gördüğü görüşünde.
Bu noktada Carter'ın bir de uyarısı var:
"Suriye hükümetinin SDG'ye karşı saldırısı, IŞİD savaşçılarının hapishanelerden kaçması ve SDG'nin hükümete karşı savunma ve karşı operasyonlara başlamaya hazır görünmesi, ülkeyi muhtemelen istikrarsızlaştıracak son derece kaotik ve şiddetli bir duruma neden oluyor."
BBC Türkçe
POLITIKA
2024-01-21Başkan Barzani: Rojava’daki kardeşlerimize zarar verilmesini kabul etmiyoruz
2026-01-20Halep sonrası kurgular, tespitler ve öneriler-2
2026-01-20Uzun Vadeli Yanılgı: Bir Kavşağa Bayrak Dikince…
2026-01-20Daxuyaniya Foruma Çep a Kurdistanê
2026-01-20PSK: Kürd Varlığına Yönelik Yeni Enfallere Sessiz Kalmayalım
2026-01-16Ya sev ya terk et”ten “Furkan günlerindeyiz, safınızı doğru seçin”e
2026-01-15Roj Girasun: “10 Mart mutabakatının belirsizliği sahada gerilimi artırdı”
2026-01-15Dindarlık ve iyilik üzerine bir yüzleşme
2026-01-14Hangi Öcalan?
2026-01-13Başkan Barzani'den sağduyu çağrısı
2026-01-13İran’daki gelişmeleri anlayabilmek için üç örnek olay
2026-01-12PSK: Ulusal birlik yakıcılık kazanmıştır
2026-12-01Irak seçimleri sonrası Kürtlerin bölünmüşlüğü
2026-01-12Suriye: Bölünmeye doğru adım adım
2026-01-11PWK, HAK-PAR, PDK Bakur, PSK'den ortak açıklama
2026-01-09Cihatçılar ve Selefiler Colani’ye nasıl bakıyor?
2026-01-09Sözün hükmü, gücün cazibesi
2026-01-09Bayram Bozyel: Halep'te Kürtlere Yapılan Soykırım Suçudur
2026-01-06PSK: İran Halklarının Zulme Karşı Özgürlük Mücadelesine Tam Destek Veriyoruz
2026-01-06Bezwan: Ortadoğu Yeniden Kurulurken Kürtler Müşterek Bir Siyasi Vizyonda Ortaklaşmalıdır