Türkçe | Kurdî    yazarlar
Roj Girasun: “10 Mart mutabakatının belirsizliği sahada gerilimi artırdı”

2026-01-15

Roj Girasun ile söyleşi: Halep’ten sonra Suriye’nin ve Türkiye’deki çözüm sürecinin geleceği

Ruşen Çakır

Ruşen Çakır, Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun ile Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde yaşanan çatışmaları, bu gelişmelerin Suriye sahasına ve Türkiye’de yürütülen çözüm sürecine olası etkilerini değerlendirdi.

Şam ile SDG arasında 10 Mart 2025’te imzalanan mutabakat çerçevesinde, Kürtlerin kontrolündeki bölge ve güçlerin 2025’in sonuna kadar merkezi yönetime entegre edilmesi üzerinde uzlaşıldı. Müzakerelerin çıkmaza girmesinin ardından taraflar birbirini anlaşmalara uymamakla suçladı ve Şam, Halep’e operasyon başlattı. Ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde 6 Ocak’ta başlayan çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti ve yaralandı.

halep'ten sonra suriye'nin geleceği

“10 Mart mutabakatının belirsizliği sahada gerilimi artırdı”

Ruşen Çakır’ın konuğu Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun Halep’te yaşanan çatışmaları ele aldı. Halep’teki çatışmaların beklenen ama bu ölçekte öngörülmeyen gelişmeler olduğunu belirten Girasun, özellikle 2025’te imzalanan 10 Mart mutabakatına dikkat çekti. Girasun, bu mutabakatın içeriğinin belirsizliğinin sahada gerilimi artırdığını vurguladı:

“Şam ile SDG arasında bir çatışma çıkacaksa bunun ilk Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da yaşanması bekleniyordu ama bu yoğunlukta, bu sertlikte olması beklenen bir şey değildi. 10 Mart mutabakatı çok jenerik bir metin. İçeriği zaman içinde şekillenecek bir çerçeve. Herkes ‘uyulmalı’ diyor ama neye uyulacağını tam olarak kimse tarif edemiyor.”

Yaşanan çatışmaları sürecin sonu değil, bir yol kazası olarak tanımlayan Girasun, asıl meselenin bu tür kriz anlarında tarafların nasıl davrandığı olduğunu söyledi:

“Müzakereler uzadıkça sertleşir, taraflar karşı karşıya gelir ve çatışmalar yaşanabilir. Bunları birer yol kazası olarak görüyorum ama bu yol kazalarında tarafların verdiği sınav çok önemli. Türkiye’nin, Şam’ın ve Kürt siyasetinin bu Halep özelinde verdiği sınava dönüp bakmamız gerekiyor.”

SDG neden Fırat’ın doğusuna çekiliyor?

Roj Girasun, SDG’nin Fırat’ın doğusuna çekilmesi tartışmasına değinerek meselenin bundan ibaret olmadığını öne sürdü. Hedefin, SDG’nin zamanla tüm Suriye sahasından tasfiye edilmesi olduğunu söyleyen Girasun, “Hedef sadece SDG’yi Fırat’ın doğusuna çekmek değil. Önce Arap çoğunluklu bölgelerden çıkarmak, sonra Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlerde de hareket alanını kısıtlamak ve zaman içinde tamamen tasfiye etmek. Şam ve Ankara nezdinde beklenen şey bu” dedi.

Roj Girasun, Halep krizinde Türkiye’nin hakem rolü üstlenmek yerine açık biçimde taraf tuttuğunu söyledi:

“Türkiye bu son Halep meselesinde hakem olmayı tercih etmedi. Taraf oldu. Medyasıyla, siyasetiyle neredeyse bütün kamuoyu Halep’te bir taraf sergiledi. Bu durum sahadaki silahlı grupların da davranışlarını etkiledi.”

“Sürecin yürüyeceğine inanıyorum”

Çözüm sürecine dair iyimserliğini koruduğunu vurgulayan Girasun, “Bu sürecin Kürt meselesini güvenlik bürokrasisinin tekelinden çıkarıp siyasetin alanına taşıması çok önemli. Meclis komisyonu bu açıdan tarihsel bir rol oynayabilir. Ben hâlâ sürecin yürüyeceğine inanıyorum” diye konuştu.

Medyascope

POLITIKA