Türkçe | Kurdî    yazarlar
Kürt Siyasetinin En Büyük Sorunu, Eleştiriyi Düşmanlık Sanan Zihniyet

2026-05-23

Sosyal medya artık siyasetin en kontrolsüz alanlarından biri haline geldi. Özellikle Facebook gibi platformlarda kimi zaman öfke, kimi zaman aidiyet duygusu, kimi zaman da kişisel hesaplaşmalar “politik değerlendirme” adı altında paylaşılıyor. Ancak son günlerde Mustafa Can isimli bir kişinin yaptığı paylaşım, ne politik analiz ciddiyeti taşıyor ne de Kürt siyasetine katkı sunabilecek bir yaklaşım içeriyor.

Ortaya konulan paylaşım; anlatım bütünlüğünden uzak, suçlayıcı, genellemeci ve birçok farklı siyasi yapıyı aynı sepete dolduran amatörce bir değerlendirme görüntüsü veriyor. Açıkçası ilk bakışta ciddiye alınacak bir metin izlenimi oluşturmuyor. Fakat dikkat çekici olan nokta, ortak arkadaş listesinde yıllarca Kürt siyaseti içinde yer almış, özellikle HAK-PAR çevresinde yöneticilik yapmış çok sayıda insanın olmasıdır. Bu nedenle bazı hususların net biçimde ortaya konulması gerekiyor. Ortaya konulan paylaşım ne siyasi analizdir ne ideolojik değerlendirmedir ne de Kürt halkının geleceğine dair kaygı taşıyan ciddi bir yazıdır. Daha çok öfke diliyle yazılmış, sapla samanın birbirine karıştırıldığı, kimin hedef alındığının bile tam anlaşılmadığı dağınık bir metindir.

Fakat asıl problem paylaşımın içeriğinden çok temsil ettiği zihniyettir.

Çünkü bugün DEM Parti çevresinde ve onun beslendiği siyasal gelenekte en büyük sorunlardan biri, kendileri dışındaki her Kürt siyasi yapısını düşman görme alışkanlığıdır. Yıllardır farklı düşünen Kürtleri ya “ihanet”, ya “işbirlikçilik”, ya “ajanlık” ya da “karşıtlık” üzerinden tanımlayan bir dil kullanılıyor. Bu dil artık o kadar sıradanlaştı ki; demokratik eleştiri bile bazı çevreler tarafından saldırı olarak algılanıyor.

Oysa gerçekler ortadadır.

PSK de, HAK-PAR da Kürt siyasetinin farklı damarlarını temsil eden yapılardır. Hiçbir dönem DEM Parti çizgisinin iddia ettiği gibi “hakaret siyaseti” yürütmediler. Elbette eleştirdiler. Çünkü ortada eleştirilecek çok ciddi politik yanlışlar vardı.

Bugün Kürt toplumunun yaşadığı büyük sosyolojik yıkımın önemli nedenlerinden biri kırk yılı aşan çatışmalı siyasettir. Sürekli “özgürlük mücadelesi” söylemiyle kutsanan bu süreç sonunda ortaya çıkan tabloya bakmak gerekiyor.

Boşaltılan binlerce köy…

Yerinden edilen milyonlarca insan…

Metropollerde kimliksizleşmeye sürüklenen Kürt gençliği…

On binlerce ölüm…

Faili meçhul cinayetler…

Cezaevleri…

İç infaz iddiaları…

Binlerce itirafçı…

Ve en önemlisi; Kürt toplumunda oluşan büyük umutsuzluk.

Bugün DEM Parti çevresi hâlâ bu ağır bilanço üzerine ciddi bir özeleştiri vermekten kaçıyor. Her eleştiriyi bastırmaya çalışıyor. Kendileri dışında gelişen her Kürt siyasi fikrine saldırgan reflekslerle yaklaşıyorlar. Oysa siyaset tek seslilik değil, çoğulculuk işidir.

Daha da çarpıcı olanı şudur: Yıllarca Kürt halkına “özgürlük”, “statü”, “ulusal birlik” söylemleri sunan siyasal çizginin bugün geldiği noktada kendi tabanı içinde bile ciddi bir fikir tükenmişliği yaşanıyor. Sürekli mağduriyet ve düşman üretimi üzerinden siyaset yapmak artık Kürt gençliği üzerinde eski karşılığı bulmuyor.

Çünkü insanlar artık slogan değil sonuç görmek istiyor.

Kürt halkı onlarca yıl süren çatışmalı süreçten sonra hâlâ ortak ulusal kazanımlar konusunda net bir noktaya ulaşamamışsa burada herkesin dönüp kendisini sorgulaması gerekir. Fakat DEM çevresinde tam tersine bir yaklaşım var: “Bizim dışımızdaki herkes sorunlu.”

Hayır. Sorun tam da bu anlayışın kendisidir.

Bir hareket kendisini sürekli eleştiriden muaf görüyorsa, farklı düşünen herkesi düşmanlaştırıyorsa ve Kürt siyasetini sadece kendi çizgisine indirgemeye çalışıyorsa orada demokratik siyaset kültürü oluşmaz.

Kürtlerin bugün ihtiyacı olan şey yeni iç düşmanlar üretmek değildir. Kürtlerin ihtiyacı; ortak akıl, siyasal olgunluk ve ulusal çıkar merkezli yeni bir anlayıştır.

Kimse PSK’nin  ya da başka bir Kürt partisinin DEM Parti’nin “yerini almak” istediği gibi komik iddialarla toplumu manipüle etmeye çalışmasın. Her siyasi hareket kendi çizgisinde yürür. Ancak hiç kimsenin de eleştirilemez olduğu düşünülmemelidir.

Çünkü Kürt halkı artık hamaset değil muhasebe istiyor.

Ve belki de en çok ihtiyaç duyulan şey şudur:

Kürt siyasetinin, kendi halkına karşı kibirli değil sorumlu davranmayı öğrenmesi.

MAKALELER