Türkçe | Kurdî    yazarlar
Resenden Rebene (*)

2025-02-12

Mesud Tek

Şam Geçici Hükümeti ile SDG arasında varılan mutabakat uyarınca, İŞID tutuklularının bulunduğu kamp ve cezaevleri Geçici Hükümet’in kontrolü altına girdi.

Sözkonusu kamplarda bulunan ve aralarında Irak’ta Êzidî soykırımını gerçekleştirenlerin de olduğu İŞID’lilerin Irak’a nakledileceği haberleri basına yansıdı.

Irak Yüksek Yargı Konseyi’ne bağlı Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi yöneticileri de bu kişilerden bazılarının kimyasal silah kullanımı, toplu katliam ve Ezidi Kürtlere karşı suç işlemekle suçlandıklarını ve yargılanacaklarını söylediler.

Êzidî Kürdlere yönelik soykırım suçlarının yargılanması ve sorumlularının cezalandırılmasının yolunu açan bu gelişme, aynı zamanda Kürdlerin önüne önemli görevler de koyuyor, özellikle de Güney Kürdistan Hükümeti, Parlamentosu, Adalet Bakanlığı barolar ve öteki ilgili kurum ve kuruluşların önüne...

Tarihte, 74 Fermana maruz kalan Êzidîler Kürddürler. Sözkonusu Fermanlarda, birçok Kürdün dini ve ekonomik saiklerle Êzidî kardeşlerinin kanını dökmesi, soykırım suçuna ortak olması bu gerçeği değiştirmez. Bu nedenle sık sık “asıl Kürdler Êzidîlerdir” (Êzidî Kurdê resen in) deriz.

Ulusal kimlik alanında “Resen” olan Êzidîler, ne yazık ki ekonomik, sosyal ve toplumsal yaşamda “reben”dirler. Egemen ideoloji katledilmelerini vacip görür. Yaşadıkları toplumda önyargıların kurbanıdırlar, toplumdan ve yönetimden dışlanırlar. Êzidî Kürdler, haklı olarak özellikle Müslüman kardeşlerine karşı kuşkulu, mesafeli ve çekingen yaklaşırlar, tam bir güven duymazlar.

Bu ve benzeri nedenlerden dolayı, Êzidî Kürd toplumunun Kürdistan özgürlük hareketiyle ilişkilerinde sık sık kırılmaların, gelgitlerin yaşandığı inkarden gelinmez bir gerçektir.

Son yıllarda bu kırılmalar arttı. Özellikle Şengal Soykırımı sırasında ve sonrasında yaşananlar aradaki mesafeyi artırdı. Kürdistan Hükümeti ile Êzidî Kürdler arasındaki makas açıldı. Bu durumun yaşanmasında sömürgeci güçlerin propanganları kadar, PKK ve çevresinin, PDK, Barzani ile Kürdistan Hükümeti’ni hedef alan karşıt propagandasının ve Bağdat merkezi hükümetinin gözetiminde Şengal’de “özerklik” ilan etmesinin de payı var (Bu yazının amacı Şengal Soykırımı sürecinde yaşanların değerlendirlmesi değil. Ama bu önemli bir konu ve Êzidî Kürdlerin güvenini tekrar kazanmak için her yönüyle değerlendirilmeyi hak ediyor).

Aralarında şengal Soykırımı suçlularının olduğu IŞİDlilerin Irak’a nakledilmeleri ve yargılanacak olmaları, geçmişte yaşanan kırgınlıkların giderilmesi, aradaki mesafenin kısaltılması ve güven ortamının tesis edilmesi için fırsat sunuyor.

Unutulmamalıdır ki geçmişteki Enfal ve Halepçe davalarında görüldüğü gibi, Arap milliyetciliği üzerine şekillenen Irak yargısı, yargılamayı sürece yaymak, palyatif kararlarla davayı kapatmak, bir başka ifade ile “Bağdat dehlizlerinde kaybetmek” isteyecektir.

Şengal soykırımı suçluları davasının adliye koridorlarında kaybolmaması için, Güney Kürdistan Hükümeti, Parlamentosu ve baroları başta olmak, tüm yurtsever siyasi yapılar ve kurumlar el ele vermeli, Şengal Soykırımı sorumlularının hektteği cezalara çaprtırılması için şimdiden harekete geçmelidir.

Kuşkusuz soykırımcıların hak ettiklere cezalara çaprtırılmaları, kurbanları geri getirmeyecek, ama geride kalanların acısını az da olsa hafifletecektir.

Bundan da önemlisi bugün reben olan Êzidî kardeşlerimizin güvenini kazanmak yolunda önemli bir adım atılmış olacak.

12 Şubat 2026

(*) Resen: Asıl, asli

Reben: Yoksul, perişan

MAKALELER