Türkçe | Kurdî    yazarlar
Tarafsızlık mı, Bağımsızlık mı? Kürt Aydınının Tarihi Sınavı

2026-05-18

Aydoğan İnal

Son günlerde Mem Ararat ile KOM Müzik arasında yaşanan telif hakkı tartışması yalnızca bir sanatçı ile bir müzik şirketi arasındaki hukuki anlaşmazlık olmaktan çıktı. Sosyal medyada yayılan videolar, açıklamalar ve karşılıklı sitemler kısa sürede Kürt kamuoyunda daha derin bir tartışmanın kapısını araladı: Kürt aydını ve sanatçısı tarafsız mı olmalı, bağımsız mı? ()

Mem Ararat’ın Kürtçe edebi dili kullanarak dile getirdiği serzenişleri aslında yalnızca kişisel bir mağduriyetin ifadesi değildi. Onun “Kimsenin kölesi değilim, tek silahım sözüm ve sazımdır” sözleri, yıllardır Kürt sanat dünyasında biriken sessiz gerilimlerin de dışavurumu oldu. () Ardından Şivan Perwer başta olmak üzere birçok sanatçının, yazarın ve kurumun açıklamalar yapması meselenin yalnızca telif değil; aidiyet, bağımlılık, özgürlük ve eleştiri kültürüyle ilgili olduğunu gösterdi.

Kürt siyasi ve kültürel tarihinde sanatçılar hiçbir zaman yalnızca sanat üreticileri olmadı. Dengbêjlerden modern müzisyenlere kadar sanat, aynı zamanda kimlik mücadelesinin taşıyıcısıydı. Çünkü inkâr edilmiş bir halkın dili de müziği de siyasetin dışında kalamadı. Bu nedenle Kürt sanatçısı çoğu zaman ya bir hareketin gölgesinde var oldu ya da o gölgenin dışında kalınca yalnızlaştırıldı.

Bugün yaşanan tartışmanın temelinde de bu gerçek yatıyor. Yıllardır belirli siyasi yapıların, özellikle de PKK’nin oluşturduğu kültürel hegemonya içinde hareket eden birçok sanatçı, yazar ve aydın; sistemin parçası oldukları sürece alkışlandı. Ancak aynı yapıların kendilerine yönelik uygulamalarını eleştirdiklerinde bir anda “sorunlu” ilan edildiler. Oysa demokratlık yalnızca başkasının hakkını savunurken değil, kendi çevrene karşı da hakikati söyleyebilmektir.

Tam da bu nedenle mesele “tarafsızlık” değildir.

Çünkü tarafsızlık çoğu zaman güçlü olanın karşısında sessiz kalmayı meşrulaştırır. Ezilen bir halkın aydını için mutlak tarafsızlık tarihsel olarak mümkün değildir. Kürt halkı hâlâ dili, kültürü, siyaseti ve kimliği konusunda ciddi sorunlar yaşarken; Kürt aydınının “ben hiçbir tarafta değilim” deme lüksü yoktur. Ancak burada kritik olan nokta şudur: Bir tarafı olmak başka, bağımlı olmak başkadır.

Kürt aydını tarafsız değil, bağımsız olmalıdır.

Bağımsızlık; gerektiğinde kendi mahallesini de eleştirebilmektir. Kutsallık üretmeden hakikatin yanında durabilmektir. Hiçbir yapıya biat etmeden Kürt halkının çıkarını savunabilmektir. Eğer bir sanatçı ya da yazar yalnızca karşıt gördüğü yapılara eleştiri yöneltiyor ama kendi çevresindeki yanlışlara susuyorsa, orada aydın tavrı değil örgütsel sadakat vardır.

Geçmişte bunun çok örneği yaşandı. Kürt siyaseti içinde farklı düşünen birçok sanatçı ya dışlandı ya susturuldu ya da itibarsızlaştırıldı. Oysa halkların özgürleşmesi yalnızca siyasi mücadeleyle değil, eleştirel düşüncenin özgürleşmesiyle mümkündür. Bir halkın aydını korkuyorsa, oto sansür uyguluyorsa ya da ekonomik ve siyasal ilişkiler nedeniyle konuşamıyorsa orada özgür bir kültürel atmosferden söz edilemez.

Mem Ararat tartışması bu nedenle önemlidir. Çünkü mesele yalnızca iki albümün telif hakkı değildir. Mesele, Kürt sanat dünyasında bağımsız bir söz üretmenin bedelidir. Bugün birçok insanın bu tartışmada taraflara göre pozisyon alması da aslında Kürt kamuoyunun hâlâ birey merkezli değil yapı merkezli düşündüğünü gösteriyor.

Oysa olması gereken nettir:

Kürt halkının gerçek tarafı; özgür düşünceden, çoğulculuktan ve eleştiri hakkından yana olmalıdır.

Hiçbir siyasi hareket, hiçbir kurum, hiçbir kültürel yapı eleştirilemez değildir. Sanatçı da aydın da kutsal değildir. Ama hiçbir sanatçı da düşüncesini dile getirdiği için linç edilmemelidir.

Bugün Kürt toplumunun en büyük ihtiyacı yeni bir demokratik kültürdür. Bu kültürün temelinde ise bağımsız aydın tavrı vardır. Çünkü bağımsız olmayan sanat, propaganda olur. Bağımsız olmayan kalem ise hakikati değil, gücü yazar.

MAKALELER