Türkçe | Kurdî    yazarlar
Yetvart Danzikyan: 27 Şubat’ı beklerken “statü” mesajları

2026-02-26

Bütün söylenenleri topladığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:  Sürekli Öcalan’a oynayan, Kürt meselesinde derinlikli bir çözümden bahsetmeyen Bahçeli, Cumhuriyeti Kürtleri de katacak şekilde yeniden şekillendirme talebindeki Öcalan ve konuya değinmesi icap ettiğinde “Terörsüz Türkiye hedefimiz menzile ulaşacak” mealindeki sözlerin ötesine geçmeyen Erdoğan.  Oysa bu mesajların da ötesinde, Cumhuriyet tarihine damga vuran bu meselenin ne olduğunu ve nasıl, yani “hangi söylem ve anlayışla” çözmemiz gerektiğini konuşmaya ve tartışmaya ihtiyacımız var.

“İmralı Süreci”nde bir aşama daha bizi bekliyor. Abdullah Öcalan’ın yeni mesajının 27 Şubat’ta DEM Parti tarafından düzenlenecek bir toplantıyla açıklanması bekleniyor.

DEM Parti'den geçtiğimiz günlerde, "Kürt sorununun demokratik çözümünde gelinen aşamaya ve sürecin geleceğine yönelik değerlendirmelerimizi, ayrıca Sayın Öcalan’ın sürece dair yeni mesajını basın ve kamuoyuyla paylaşacağız" duyurusu yapıldı.

Açıklama Cuma günü, yani yarın, saat 11.00'da Ankara'da Yılmaz Güney Sahnesi'nde düzenlenecek konferansta kamuoyu ile paylaşılacak.

Öcalan, 27 Şubat 2025'te PKK'ye çağrı yaparak kongresini toplamasını ve örgütün feshedildiğini duyurmasını istemişti. Dolayısıyla bu çağrıdan tam bir yıl sonra yapılacak açıklamanın kritik önemde olacağını varsayabiliriz şüphesiz.

Buraya gelmeden başka önemli açıklamalar da oldu. Süreci başlatan MHP lideri Bahçeli, Salı günkü grup toplantısında "Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?" diye sordu.

Bahçeli sözlerinin devamında, "Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?" dedi.

Bahçeli’nin beklenmedik ve kritik çıkışları arasında ilk sıralara girebilir bu açıklama şüphesiz. Öcalan için “umut hakkı” önermesiyle başlayan süreçte şimdi sıra Öcalan’ın statüsüne geldi.

Peki bu “statü” meselesini nasıl anlamak lazım? Bahçeli Öcalan için önerdiği  “umut hakkı”nın sürüncemede kaldığını görüp yeniden mi AKP’yi mi zorluyor yoksa aklında bambaşka bir formül mü var?

Şu aşamada bilemiyoruz ancak hemen bir gün sonra Bahçeli’nin çıkışı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sorulduğunda Erdoğan'ın verdiği yanıt şu oldu:

"İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığı tarafından işletiliyor."

Erdoğan’ın konuya şu aşamada ciddiyetsiz biçimde yaklaştığı ortada. Daha doğrusu belli ki bu süreçte her zaman gittiği yola başvuracak, yani önce çevre kontrolü yaptıktan sonra atılacak bir adım varsa zamana yayarak atacak. Ya da atar gibi yapacak. Şu aşamada bunu da bilemiyoruz.

Peki Öcalan yarın ne diyecek? Onu da kestirmek zor ancak geçen hafta DEM Parti, İmralı heyeti ile yaptığı görüşmenin notları, 'Süreç Komisyonu’nun raporunun oylanmasından hemen önce basınla paylaşılmıştı.

Öcalan, açıklamasında Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı raporla ilgili eleştirilerde bulunmuş ve "Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder" demişti. Ayrıca meseleyi "Birkaç ceza hukuku maddesi değişikliğine indirgeme"nin doğru olmayacağını savunarak  "entegrasyonun temel ilkelerinin 27 Şubat bildirgesinde olduğunu" ifade etmişti.

Öcalan temel önerisini de tekrarlamıştı: "Bütün çalışmalarımızı Demokratik Cumhuriyet esprisi ile yürütüyoruz. Kürtlerin entegrasyonu, Cumhuriyet'in en temel ayaklarından biri olacaktır."

Bütün bunları topladığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: Sürekli Öcalan’a oynayan, Kürt meselesinde derinlikli bir çözümden bahsetmeyen Bahçeli, Cumhuriyeti Kürtleri de katacak şekilde yeniden şekillendirme talebindeki Öcalan ve konuya değinmesi icap ettiğinde “Terörsüz Türkiye hedefimiz menzile ulaşacak” mealindeki sözlerin ötesine geçmeyen Erdoğan. 

Bu tabloda açık konuşmak gerekirse “siyaset”in pek hükmü yok. Evet CHP mâkul tonda açıklamalar yapıyor, DEM Parti şu aşamada mümkün mertebe trafiği yönetmeye ve Öcalan’ın taleplerini (elbette kendi değerlendirmelerini de katarak)  aktarmaya çalışıyor, sürece muhalif olan İYİ Parti ve milliyetçi çevreler zaten kendilerinden beklenen çıkışları yapıyor ancak “Kürt meselesi”nin çözümü, Bahçeli, Öcalan, Erdoğan üçgenindeki üstü açık ve kapalı mesajlaşmalarla devam ediyor gibi görünüyor.

Oysa bu mesajların da ötesinde, Cumhuriyet tarihine damga vuran bu meselenin ne olduğunu ve nasıl, yani “hangi söylem ve anlayışla” çözmemiz gerektiğini konuşmaya ve tartışmaya ihtiyacımız var.

Özetle neyi, nasıl çözeceğiz? Bu soruya bir süre daha yanıt arayacağız gibi görünüyor.

Agos

BASıNDAN