

2026-04-24
Ahırdaki
piyano
23,5’ta
hafıza, yas ve umut üzerine bir buluşma
Ilgaz Gökdemirli
23,5 Hrant
Dink Hafıza Mekânı’nda düzenlenen anma etkinlikleri kapsamında, Zeynep Miraç
moderatörlüğünde Aylin Vartanyan, Ayşe Gül Altınay ve Takuhi Tovmasyan bir
araya geldi. Hafıza, yas, eylem ve umut üzerine konuşuldu; hatırlama ve hayal
kurma pratikleri tartışıldı.
Hrant
Dink’in 19 Ocak 2007’de öldürülmesinin ardından, Agos gazetesinin Sebat
Apartmanı’ndaki ofisi 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı olarak açıldığında
takvimler 2019’u gösteriyordu.
Binanın
taşıdığı tarihsel bellek, sembolik anlam ve hakikat arayışı dikkate alınarak
hafıza mekânına dönüştürülmesine karar verildi. Yaklaşık dört yıl süren
hazırlık sürecinin ardından mekân, kamusal bir hafıza alanı olarak kapılarını
açtı.
Adını Hrant
Dink’in 1996’da Agos’ta yayımlanan “23,5 Nisan” yazısından alan 23.5 Hrant Dink
Hafıza Mekânı, demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlük gibi değerleri görünür
kılmayı ve hafıza ile umudu bir araya getirmeyi sürdürüyor. Mekân, etkinlikler
ve programlarla ziyaretçileri birlikte düşünmeye ve üretmeye davet ediyor.
Anma haftasında söyleşi
23,5 Hrant
Dink Hafıza Mekânı, yedinci yılında 21–26 Nisan haftasında Hrant Dink’i anma
etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Bu kapsamda 21 Nisan’da, yeni kitap “23,5”
etrafında “Umut Bir İmkân mı? Hafıza, Eylem ve Ezber Üzerine” başlıklı bir
söyleşi düzenlendi.
Zeynep
Miraç moderatörlüğündeki söyleşide Aylin Vartanyan, Ayşe Gül Altınay ve Takuhi
Tovmasyan hafıza, yas ve umut üzerine konuştu.
“Burası hepimizin evi”
Takuhi
Tovmasyan konuşmasına, “Burası benim evim… İyi ki buradayız” sözleriyle
başladı. Aile hikâyesinden, süregelen yasından ve 1915 sonrası kuşaklara
aktarılan acı yükünden bahsetti. İrmik helvası üzerinden şekillenen hafıza
pratiklerini anlatarak, bu süreci bir “vedalaşma arayışı” olarak tanımladı.
2007’de
Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından bu kez kendi hafızasında yeni bir kırılma
yaşadığını belirterek, bu kaybın kişisel ve kolektif bir yas hâline dönüştüğünü
şu sözlerle anlattı: “2007’de, şuracıkta, aşağıda, canım kardeşim, canım
Hrant’ımı öldürdüler. Benim evlatlarımın yaşındaki birçok gencin gözünün
önünde, ben evlatlarıma kıyamazken bu hikâyeyi anlatmaya çalışırken, daha
birçok evladın, gencin, her dinden ve her milletten insanın gözleri önünde bu büyük
cinayet işlendi. Ve ben hâlâ 19 senedir Hrant’ımın canına evimde, kendi
tenceremde, kendi mutfağımda irmik helvası kavurmadım. Bu benim için çok ağır
bir sıkıntı. Tıpkı yayamınki gibi…”
Yıllar
sonra Türkiye-Ermenistan sınırının açılması ihtimali üzerinden kurduğu hayali
de paylaşan Tovmasyan, bu gerçekleşirse farklı halkların bir araya gelip,
kaybedilenlerin anısına irmik helvası kavurmayı bir “barış ve hafıza ritüeli”
olarak düşündüğünü dile getirdi:
“Kafamda bir ışık yaktım. Şöyle düşündüm: Biz Hrant’la çocukluktan,
gençlikten beri aynı sofrayı paylaşan evlatlarız. Birlikte uçardık, hayal
kurardık, gülerdik, ağlardık ama içimizde en renkli hayalleri olan, en hikâyeli
insan Hrant’tı. Biz onun peşinden uçardık, onunla kanatlanırdık. Şimdi ona
diyorum ki: Hrant, eğer senin hayallerinin yarısı, hatta sadece bir kısmı
gerçekleşse. yani Türkiye-Ermenistan sınırı açılsa, ben de yayamdan kalan o
büyük bakır tencereleri alıp sınır kapısına giderim. Senin canın için, bu
topraklarda düşüncesi nedeniyle katledilen herkesin anısına, hepimiz adına…
Herkesi çağırırım, herkes kendi dilinde duasını okur ve orada irmik helvası
kavurur, iki tarafa da dağıtırız.
Bu, içimi
hafifletme çabasıydı. Ama sonra dedim ki, yine hayal kuruyorsun, böyle bir şey
olur mu bu memlekette? Çok zor. İnanmak bile zor geliyor. Ama insan nefes
aldığı sürece yine de bir şeye tutunmak istiyor. Ben göremesem bile sizlere
vasiyet ediyorum: Eğer o kapı bir gün açılırsa, mutlaka orada bir irmik helvası
kavurun, iki tarafın halkına dağıtın, bildiğiniz duaları edin. Hrant’ın canına
da değsin. Ben şimdi Hrant’ı andığımda ‘Allah rahmet eylesin’ diyemiyorum,
diyemiyorum. Ama çok, hep onun kulaklarını çınlatıyorum.”
Edebiyatla tamamlanma
Ardından
söz alan Aylin Vartanyan konuşmasında, yasın ve acının dönüştürülme biçimlerine
değinerek anlatısını kişisel ve kolektif hafıza ekseninde kurdu. “Nasıl ki bir
yakınını kaybeden biri helva kavurarak yasını dönüştürmeye çalışıyorsa…”
diyerek başladığı sözlerinde, kendi başvurduğu yolun edebiyat ve sanat olduğunu
söyledi.
Vartanyan,
“23.5” kitabında yer alan, Gabriel García Márquez’in “Dünyanın Boğulmuş En
Güzel Adamı” isimli öyküsüne referanslı “Hafıza ve Umut Nasıl Uzlaşır” başlıklı
yazısını anlattı. Öyküde kıyıya vuran bir bedenin hem yas hem de hayal kurma
sürecine dönüştüğünü anlatarak, hafızanın yalnızca geçmişi değil, geleceği de
imgeleme imkânı sunduğunu vurguladı.Vartanyan, yasın bireysel bir deneyim
olmaktan çıkıp kolektif bir hafızaya dönüşebildiğini, birlikte hatırlamanın ve
birlikte anlam kurmanın bu sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
“Yalnız da değiliz, yanlış da
değiliz”
Son sözü
alan Ayşe Gül Altınay, herkesin yaşadığı kayıpları andı, annesini kısa bir süre
önce kaybettiğini söyledi. O sırada barkovizyonda annesinin 19 Ocak anmalarında
çekilmiş bir fotoğraf ekrana geldi. Altınay, kitapta yer alan “Ezber Bozmak”
başlıklı yazısından bir bölüm okudu. Yazısında da sürekli vurguladığı, LGBTİ+
aktivistlerinin yaygın söylemi “Yalnız da değiliz yanlış da değiliz” sözünü
vurguladı. Konuşmanın sorumluluk almanın yüzleşmenin önemini vurguladı.
Söyleşi,
katılımcıların paylaşımları ve sorularla sona erdi. Hafıza merkezinin 26
Nisan’a kadar devam edecek etkinliklerine dair detaylı bilgi ve kayıt formu
için Hrant Dink Vakfı'nın internet sitesini ziyaret edebilir, sosyal medya
hesaplarını takip edebilirsiniz.
Agos
2026-04-24Ahırdaki piyano
2026-04-13Barış İçin yanan mumlar
2026-04-10“Koltuk altında saklı haç!”
2026-04-01Süryaniler Akitu Bayramı'nın 6776’ncısını kutluyor
2026-03-26Âlim Çoktu Bilim Neden Yoktu?
2026-03-16Elma kokusunun ölüme dönüştüğü gün
2026-03-11Yan yana ama yalnız: TOKİ’lerde çözülen komşuluk ve sosyal hayat
2026-02-25“Bir mahalleyi tek binaya sıkıştırdılar”
2025-02-11Kürd Milleti Yaklaşık Bir Asırlık Büyük Bir Çınarını Kaybetti
2026-02-11Mafya dizilerinde Alevi deyişlerinin gaspı
2026-02-08Mesele birkaç “sapık” kişi değil daha fazlası
2026-01-27100 yaşındaki Holokost tanığı: İnsanlıktan çıkarıldık
2026-01-12Fas’ta bulunan fosiller insanlığın kökenine dair ezberleri bozdu
2026-01-04Hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber
2025-12-31‘Faşizmden çok sıkıldım’
2025-12-29“Kaçakçı” mı denir onlara…
2025-12-25Tribünlerde antifaşist hat
2025-12-22Asrın Felaketinden Asrın İnşasına: Sorumluluktan Kaçış
2025-12-20Sekiz gün boyunca yanan umut…
2025-12-19Akrabamı Arıyorum