

2026-02-11
Esra Çiftçi
Bir Alevi deyişi televizyonda duyulduğunda ait olduğu yere değil bulunduğu sahneye bakıyoruz. Çünkü bu söz artık çoğu zaman bir cemden değil, mafya dizilerinin karanlık dünyasından geliyor. Deyiş tanıdık, bağlam yabancı. Bu karşılaşma estetik bir tercih değil; anlamın yerinden edilmesidir.
Mafya dizileri gücü merkezileştirir. İtaati doğal, şiddeti kaçınılmaz gösterir. Hikâye, karar veren erkekler ve onların kurduğu hiyerarşi etrafında döner. Alevi deyişi ise böyle bir dünyada var olamaz. Bu yol, gücü sınırlayan, iktidarı sorgulayan ve cana kıymayı mutlak bir suç olarak gören bir anlayışa dayanır.
Deyiş bir müzik parçası değildir. Sahnenin duygusunu yükseltmek için yazılmamıştır. Alevilikte deyiş yol bilgisidir; kime, ne zaman ve hangi niyetle söylendiği önemlidir. Deyiş seyirlik değil, sorumluluk yükleyen bir çağrıdır.
Bu nedenle dizilerde seçilen deyişler rastlantı değildir. “Dostum Dostum” yol kardeşliğini, ikrarı ve yüz yüze durmayı anlatır. Bu söz, arkadan iş çevirmemeyi öğütler. Dizilerde ise çoğu zaman bir ihanet ya da ölüm sahnesine eşlik eder, anlam tersine çevrilir.
“Yürü Bre Hızır Paşa” gibi deyişler, tarihsel olarak zulme karşı söylenmiştir. Devlete, buyruğa, zorbalığa itiraz eder. Ekranda ise aynı sözler, mutlak güç kullanan bir “reis”in karar anlarına fon yapılır. İsyanın dili, iktidarın arkasına dizilir.
Bu kullanım biçimi tesadüfi değildir. Deyişler eşitliğin ya da dayanışmanın anlatıldığı sahnelerde değil; karanlık, kapalı ve tehdit dolu anlarda duyulur. Böylece söz, sorgulatmak yerine sahneyi meşrulaştırır.
Burada işleyen mekanizma politiktir. Alevilik bu ülkede tarih boyunca iktidara mesafeli bir inanç olmuştur. Bu yüzden bastırılması kadar ehlileştirilmesi de hedeflenir. Deyişler dolaşıma sokulur ama yönleri değiştirilir. Ses kalır, içerik boşaltılır.
Bu durum hafızayı da dönüştürür. Deyişler artık cem meydanlarıyla değil, prime-time dizileriyle hatırlanır. Yol, bir yaşam pratiği olmaktan çıkar; dramatik bir fon haline gelir.
Sorun görünürlük değildir. Bağlamından koparılan hiçbir söz temsil üretmez, anlam yerinden edildiğinde etkisizleştirilir. Bu yüzden mesele sanat özgürlüğü değildir. Burada olan şey estetik bir yorum değil, açık bir tercihtir.
Benim geldiğim yolda şiddet kutsanmaz, güç korku üreterek meşrulaşmaz. Bu yol, silahın değil sözün yoludur. Kadınlar bu inancın süsü değil, taşıyıcısıdır. Deyişlerimiz erkek şiddetinin fonuna dönüştürüldüğünde yalnızca bir inanç çarpıtılmıyor; kadınların yüzyıllardır taşıdığı bir hafıza zorla yerinden ediliyor. Bu sözler kimin elinde kirletiliyorsa, o kir de artık görünürdür.
İlketv
YAŞAM
2026-02-08Mesele birkaç “sapık” kişi değil daha fazlası
2026-01-27100 yaşındaki Holokost tanığı: İnsanlıktan çıkarıldık
2026-01-12Fas’ta bulunan fosiller insanlığın kökenine dair ezberleri bozdu
2026-01-04Hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber
2025-12-31‘Faşizmden çok sıkıldım’
2025-12-29“Kaçakçı” mı denir onlara…
2025-12-25Tribünlerde antifaşist hat
2025-12-22Asrın Felaketinden Asrın İnşasına: Sorumluluktan Kaçış
2025-12-20Sekiz gün boyunca yanan umut…
2025-12-19Akrabamı Arıyorum
2025-12-16Sur’un duvarlarında yeni bir dil
2025-12-15Çürümenin en vahşi iki örneği
2025-12-12Ermeni toplumunda yoksulluk
2025-12-12İstanbul'da üç çocuğun öldüğü yangın bize ne anlatıyor?
2025-12-09Bir takımdan fazlası: Amedspor
2025-12-09Dortmund’daki ‘Vatan Haini Köpekler’
2025-12-08Çocuklar işyerlerinde ölüyor
2025-12-01Domların “ıskalanmış” hikâyesi
2025-11-25“Turabdin’deki araziler yeniden Süryanilere satılmak isteniyor”
0025-04-23“Şeyh Abdullah ‘Demokratik’ Oldu”