

2026-01-20
Bulunamayan cevaplar
Arat Dink
Kimi davalarda eften püften dolaylı anlatımlarla, uydurma tanıklıklarla kurulmaya çalışılan irtibatları düşününce, Hrant Dink davasında ilişkilere şüphe düzeyinde dahi bakılmaması ayrı bir veridir. Üstelik Hrant Dink son yazısında nerede, ne zaman, kimler tarafından, nasıl, neden hedef seçildiğini ve tehdit edildiğini anlatmışken… Bir savcı, bir polis işe nereden başlar ki?
Babam Hrant Dink’in, 19 Ocak 2007’de gazetesi Agos’un önünde, İstanbul’un en işlek caddelerinden birinde, gündüz vakti ensesinden vurularak kalleşçe öldürülmesiyle ilgili, parça parça birçok soruşturma ve yargılama süreci işledi. Bunların bir kısmı birleşti, bir kısmı ayrıldı. Süreç devam ediyor ve bitmiş değil. Ne zaman biteceği de belli değil. Daha işin başında olunduğu dahi söylenebilir.
Konuya ilgi duyan kamuoyunda, cinayetin aydınlatılması için farklı boyutlarda cereyan eden hadiselerin sebep sonuç ilişkileriyle bir arada açıklanması gerektiği vurgulanıyor. Bu farklı boyutları şu şekilde tanımlamak mümkün:
1) Hedef gösterme süreci
2) Tetikçi ve azmettiricilerin cinayeti örgütledikleri süreç
3) Yol temizliği diye tarif edilebilecek, ihmal ve örtbas girişimlerini içeren, tarifi gereği kamu görevlilerinin ön planda olduğu, hem cinayet öncesini hem de sonrasını içeren sorumluluk zinciri
Bu üç boyutta yer alan ve birçok farklı özne tarafından gerçekleştirilen eylemlerin irtibatı kurulup, sorgulanmadıkça; sorumlular yargılanıp gerekli cezaları almadıkça kamuoyunun ikna olacağı söylenemez. Adaletin yerini bulduğu da iddia edilemez.
Şuraya yalnızca gerçeklerden oluşan (istenirsen ayrıntısına dosyalardan ulaşılabilecek) bir zincir bırakalım:
* Hrant Dink, Genelkurmay bildirisiyle hedef gösterilmiştir.
* Tetikçiyi ayarlayan Yasin Hayal’in ve Erhan Tuncel’in Trabzon Jandarma görevlileri ile ilişkisi sabittir.
* Tetikçi Ogün Samast dahi Trabzon Jandarma görevlileriyle ilişkilidir.
* Cinayet öncesinde Hrant Dink’i hedef gösterenlerden Veli Küçük’ün, Giresun Jandarma Bölge Komutanlığının kurucu komutanı olduğu ve Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz ile ilişkisi bilinmektedir.
* Yine cinayet öncesi hedef gösteren şahıslardan olan Sevgi Erenerol’un Genelkurmay Başkanlığı ile irtibatı sabittir.
* Cinayet öncesinde hedef gösteren ve tehdit eden Levent Temiz’le Kemal Kerinçsiz’in de Veli Küçük ve Sevgi Erenerol’la ilişkileri açıktır.
* MİT’in Hrant Dink’i İstanbul Valiliği’nde Genelkurmay’ın talebiyle tehdit ettiği, yıllar sonra netleşmiştir.
* Trabzon Jandarması cinayetten sonra Pelitli’de, beldenin jandarma bölgesi olduğunu hatırlatarak üzerinde resmi üniforma olmayan kişilere bilgi verilmemesini hoparlörden anons ettirmiştir.
* Jandarma bölgesi olan ve jandarmanın birçok istihbarat elemanının olduğu Pelitli’de, işlenecek cinayetin onlarca kişi arasında laçka bir biçimde konuşulduğu ve atış talimi yapıldığı bilinmektedir.
* Trabzon Jandarması’nın suçu örtmek üzere sahte evrak düzenlediği ve mevcut belgeleri imha ettiği açıktır.
* Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz’ün sahte belge düzenleme emrini verdiği gün, Giresun Jandarma Bölge Komutanı ile birlikte olduğu kendi ifadesiyle anlaşılmıştır.
* Trabzon Jandarma Alay Komutanı‘nın sıralı amiri Giresun Jandarma Bölge Komutanı Dursun Ali Karaduman’ın Hrant Dink’i “hain” olarak tanımladığı dahi kayıtlara geçmiştir.
* Yasin Hayal’in Hrant Dink’i öldürmek üzere silah bulması için kendisine para verdiği, bizzat eniştesi tarafından cinayetten önce jandarmaya iletilmiştir.
* Cinayet silahının “Ardeşen el yapımı” olduğunu bugün dahi Trabzon jandarması dışında hiç kimse bilmemektedir. Cinayetten sonra, katil ve silahı yakalanmadan önce, şaibeli bir biçimde düzenlenen bir jandarma evrakında geçen bu bilgi hâlâ gizemini korumaktadır.
Buraya bakınca bahsedilen üç boyutu birleştiren güçlü işaretler açıktır. Başka nasıl olabilirdi ki? Kimi davalarda eften püften dolaylı anlatımlarla, uydurma tanıklıklarla kurulmaya çalışılan irtibatları düşününce, bu davada bu ilişkilere şüphe düzeyinde dahi bakılmaması ayrı bir veridir. Üstelik Hrant Dink son yazısında nerede, ne zaman, kimler tarafından, nasıl, neden hedef seçildiğini ve tehdit edildiğini anlatmışken… Bir savcı, bir polis işe nereden başlar?
***
Bir de katilin 32 saatte yakalanması var. Başarı öyküsü diye anlatılan…
Nasıl ki Yasin Hayal’in eniştesi Jandarma’ya “vuracak” demiştir, Ogün Samast’ın babası da emniyete “vuran oğlum” demiştir.
Katil bu sayede, memleketine dönerken Samsun’da, üzerinde kıyafeti, yanında silahı, kolunda atış izleri ile yakalanmıştır. Başarı bu. Üstelik emniyetin çay ocağında polisler, jandarmalar ve bayrak eşliğinde Hrant Dink’in öldürülmesi kutlanmıştır.
Güya “konuşsun diye” yapmışlardır. Ne sorulmuştur, ne konuşulmuştur, tutanaklar nerededir? Suça sürüklenen çocuğa nasıl böyle davranabilmişlerdir? Bükülen gerçekliğe yöneltilmiş, kopuk bir evrenden beyhude sorular…
***
Böyle bağıra bağıra gelen bir cinayetin nasıl olup da işlenebildiğini herkes (!) merak ediyor, cevabı arıyor.
Hadi Jandarma’yı anladık, peki Emniyet’e ne diyeceksin? Hazırlığı izleyen Trabzon Emniyeti’ne?.. Tehdidi kere kere gören İstanbul Emniyeti’ne?..
Peki ya medya’ya, o hedef gösterme sürecine ne diyeceksin?
Ya Millet Meclisi’nde “bizi arkadan hançerliyorlar” diye muhalefetiyle iktidarıyla bağıranlara?
Hrant Dink’in suçsuz yere hüküm giydiği, ta Yargıtay’a kadar uzanan bütün o “yargı süreci”ne ne diyeceksin? Bunlar da mı “Genelkurmay”?
Bunlar doğru noktalara işaret eden doğru sorular. Türkiye’de dönemin “Genelkurmay”ının devlet içindeki ve toplumun farklı kesimlerindeki ağırlığını bilenlerce, aslında bu soruların bir kısmı da rahatlıkla açıklanabilir. Ama herhalde yine tamamı açıklanamaz. Tamamı açıklanabilseydi mi daha iyiydi, açıklanamıyor olması mı daha iyi bu ülke için? Emin değilim.
Sonradan FETÖ olarak tanımlanan yapı üzerinden kurulacak açıklamalar da elbet anlamlıdır. Ancak gördüğüm kadarıyla daha fazla soruyu açıkta bırakmaktadır. Eğer aynı ağacın başka bir dalı olarak tarif edilmiyorsa…
Her durumda boşta kalan soruların bir kısmının cevabını kuşkusuz hâkim iklimde ve zihniyette aramak gerekecek.
Türkiye’de ırkçılık ve ayrımcılık bulunmadığı için de bazı cevaplar hiçbir zaman bulunamayabilir.
Ama biz -ailesi, avukatları, meslektaşları ve tabuta omuz vermiş arkadaşları birlikte- cevap aramaya, en azından sormaya devam edeceğiz.
Hrant Dink’in bize anlattığı hikâyeyi hiç unutmadık. Bizim için, Türkiye için, dünya için anlattıkları masal değildi. İnsanlık var olduğundan beri söylenegelen bir destana güçlü bir ilaveydi. Şimdilerde zorbalık hükümranlığını koyulaştırırken, yapmamız gereken en azından, başka bir dünya ihtimalini sabırla diri tutmaktır. Yapılanları unutmadan, yapamadıklarımızdan utanarak, hakikate tutunarak…
Agos
TÜRKIYE
2026-01-19Hrant Dink suikastı 19. yılında
2026-01-16“Eğer yakalanmasaydık İstanbul’da Ermenileri öldürecektik”
2026-01-16Hafıza, hakikat, yüzleşme, adalet…
2025-01-16“Faşizm gökkuşağında değil
2026-01-16Uyuşturucu baronları neden yakalanamıyor?
2026-01-14tabii’den ayrımcı belgesel duyurusu
2026-01-14Nihat Kazanhan davası adım adım cezasız bırakılıyor
2026-01-12Şirazesi Kaymış Teraziyi Kim, Ne Zaman Düzeltecek?
2026-01-05Cübbeli Bürokratın “Düşüncesizliği”
2026-01-05Venezuela-Türkiye: Altın, uyuşturucu ve sürgün iddiaları
2025-12-312025: Çocuk olma halinin hedef alındığı yıl
2025-12-26Kürd Düşmanı Çevrelerin Bayrağımıza Yönelik Saldırı Planları Kursaklarında Kaldı
2025-12-25Türkiye’de 2025 iş kazaları bilançosu
2025-12-25Ukraynalı yetim çocukları depreme dayanıksız otele yerleştirmişler
2025-12-24Bodrum'da Amedspor taraftarlarına saldırı
2025-12-13LGBTİ+ derneklerinden ortak açıklama
2025-12-12Raftan indirilen Akbil davasında Erdoğan'a "gizli" beraat
2025-12-11Kayıp Çocuklar Atlası
2025-12-10Türkiye'de evrensel insan hakları 77. yılında ne durumda?
2025-12-08Devlet yurdunda ölen 5 aylık bebeğin ölümüne dava açıldı