Türkçe | Kurdî    yazarlar
12 Eylül’ün gölgesinde bir utanç hikayesi

2026-02-03

Hayko Manuel Eldemir

Ruşen Çakır

Ruşen Çakır, 12 Eylül sonrası asılsız ASALA suçlamalarıyla işkence görüp yıllarca hapis yatan Hayko Manuel Eldemir’in cezaevi ve sürgünle geçen hayatını anlattığı programında Eldemir’in 50 yaşında hayatını kaybettiğini belirterek, bu trajediyi Türkiye’nin yakın tarihindeki “utanç verici sayfalardan biri” olarak niteledi.

Gazeteci Ruşen Çakır, yayınını hayatında tanıdığı “en ilginç insanlardan biri” olarak tanımladığı Hayko Manuel Eldemir’e (Yargatyan) ithaf etti.

Çakır, 12 Eylül darbesi sonrası gözaltına alınıp ağır işkenceler gören ve yıllarca hapis yatan Eldemir’in hikâyesini anlatarak, yaşananları “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin utanç verici sayfalarından biri” olarak niteledi.

Havaalanında gözaltı, yıllarca süren tutukluluk

Ermeni cemaatine mensup, Kudüs’teki bir ruhban okulunda teoloji eğitimi alan zeki ve çok dilli bir öğrenci olan Eldemir, 1980 Ekim’inde kısa bir tatil için geldiği Türkiye’den dönerken ihbar üzerine havaalanında gözaltına alındı.

Çakır’a göre ASALA eylemleri gerekçe gösterilerek hedef alınan Eldemir, somut bir suçlama olmaksızın ağır işkence gördü, yargılandı ve uzun süre cezaevinde kaldı.

Aynı koğuşta: Diyarbakır Cezaevi tanıklığı

Ruşen Çakır’ın yolu 1981’de Diyarbakır Cezaevi’nde Eldemir’le kesişti. Aynı koğuşta kaldıkları dönemi anlatan Çakır, “İri yapılı biriydi ama kısa sürede aşırı kilo verdi; gördüğü işkence bedenine yansımıştı” dedi ve ekledi:

“İbranice, Ermenice, Türkçe, Arapça ve İngilizce konuşabiliyor; koğuştaki tutuklular için salatalar hazırlıyor, kısıtlı malzemelerle adeta mutfak kuruyordu.”

Ekmek hamuru ve kibrit çöplerinden yaptığı el işi eserler cezaevi idaresince küçük bir sergide bile sergilendi. Ancak bir komutanın sergi sırasında ‘O Ermeni terörist sen misin?’ sözleriyle hedef göstermesi, Çakır’a göre Eldemir’in moralini derinden sarstı.

Solcu tutuklularla yakın ilişkiler kuran Eldemir, buna rağmen sürekli bir tedirginlik hali içindeydi. Çakır, kendisi ve arkadaşlarının, onu “ayrı bir düşman” olarak görüldüğü devlet baskısından korumaya çalıştıklarını anlattı.

Sürgün gibi bir hayat, erken bir veda

Sonunda 1990’da Türkiye’den ayrılarak Hollanda’ya yerleşen Eldemir, Amsterdam ve Almelo’daki Ermeni kiliselerinde rahiplik yaptı.

Çakır, yıllar sonra Eldemir’in 11 Şubat 2004’te, henüz 50 yaşındayken hayatını kaybettiğini öğrendi.

Çakır, Eldemir’i “gülümsemesi, bilgeliği ve kırılganlığıyla” hatırladığını belirterek, yaşadıklarının sadece kişisel bir trajedi değil, ülkenin yakın tarihindeki adaletsizliklerin sembolü olduğunu söyledi.

“Onun başına gelenler bu memleketin utanç hanesine yazılmalı” diyen Çakır, Eldemir’in hikâyesinin hatırlanmasının bir vicdan borcu olduğunu vurguladı.

Medyascope

TÜRKIYE