Türkçe | Kurdî    yazarlar
Geçmişten bugüne Türkiye'de boykot: Hak mı suç mu?

2025-04-03

Pelin Ünker

Üniversitelilerin başlattığı tüketim boykotu CHP'nin de desteğiyle yayıldı. Hukuki tartışmalarla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şimdiye dek yaptığı boykot çağrıları da gündemde.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Istanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde başlayan protestolar bugün tüketim boykotuyla devam ediyor.

İmamoğlu'nun gözaltına alındığı gün Beyazıt'ta polis barikatını aşarak sokak eylemlerinin fitilini ateşleyen üniversite öğrencileri bu kez kampüslerdeki boykotlarını ekonomik boykota taşıma kararı alarak 2 Nisan'da tüm tüketimi durdurma çağrısı yaptı.

CHP'nin iktidara yakın firmalara ve medya gruplarına yönelik boykot çağrılarının kapsamı üniversite öğrencilerinin bu çağrısıyla yeni bir boyuta taşındı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de gençlerin başlattığı tüketim boykotunu desteklediğini belirterek "Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum. Millet, devletin gerçek sahibidir. Devleti milletin karşısına diken bir avuç cuntacı kaybedecek, millet kazanacak" dedi.

Sosyal medyada hızla yayılan boykot çağrılarına bazı yayınevi, kafe, kitabevi ve restoranlar da "2 Nisan'da kapalıyız" mesajıyla destek verirken Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) da "Boykot'u destekliyor, tüketimden gelen gücümüzü dayanışmaya katıyoruz" açıklamasını yaptı.

Boykot kararına iktidar kanadından ise tepki yağdı. Ancak tüketim boykotu Türkiye için bir ilk değil.

Erdoğan çok kez boykot çağrısı yaptı

Türkiye'de geçmişte farklı nedenlerleçeşitli ekonomik boykotlar düzenlendi. Bu boykotlar genellikle siyasi krizler, uluslararası gerilimler veya dini hassasiyetler nedeniyle gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bazı dönemlerde ekonomik boykot çağrıları yaparak halkı ve iş dünyasını yabancı markalara karşı tepki göstermeye teşvik etti.

Rahip Andrew Brunson krizi ve ABD yaptırımları nedeniyle 2018'de Erdoğan, ABD'ye karşı ekonomik tepki gösterilmesi gerektiğini belirterek "Onların iPhone'u varsa öbür tarafta Samsung var. Kendi ülkemizde Vestel var" ifadelerini kullandı.

Bundan iki yıl sonra 2020'de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtı açıklamaları sonrası Erdoğan, "Nasıl ki Fransa'da 'Türk markalarını almayın' diyorlarsa, ben de buradan milletime sesleniyorum: Sakın Fransız markalarını satın almayın" diyerek Fransız ürünlerini boykot çağrısında bulundu.

2023 yılı ise iktidarın İsrail mallarına ve ABD dolarına tepki gösterdiği bir yıl oldu.

İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrası Erdoğan, İsrail'i ekonomik olarak destekleyen ürünlere karşı tepki gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak "İsrail'in kanlı saldırılarını durdurmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Tüm vicdan sahibi insanları bu zulme destek verenleri teşhir etmeye çağırıyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de yaşanan yüksek enflasyon dönemlerinde zincir marketleri sıkça eleştirdi. Gıda fiyatlarındaki artışla birlikte Erdoğan, büyük market zincirlerini fiyatları bilinçli şekilde yükseltmekle suçladı.

Erdoğan'ın en son 6 Ocak'ta gerçekleştirilen Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklama şöyleydi:

"Pahalı ürün satanları dize getirecek etkili yöntemlerden biri boykottur. Fırsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz, satın almama özgürlüğünü kullanmaktır."

Diyanet İşleri Başkanı da son dönemde İsrail'i destekleyen firmalara karşı boykot çağrıları yapmıştı.

Boykot anayasal hak mı, suç mu?

Öte yandan bugün için boykot çağrısı yapanlara ve bu çağrıyı yayanlara yönelik re'sen soruşturma başlatıldığını duyuran savcılık yazılı bir açıklama yaptı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada "Cumhuriyet Başsavcılığımızca bir süredir geleneksel ve sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda 'boykot' çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan şahıslara yönelik genel olarak nefret ve ayrımcılık (TCK md. 122/1-d) ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik (TCK md. 216) suçlarından re'sen soruşturma başlatılmıştır" ifadesine yer verildi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da "Bir işletmenin itibarını zedeleyici, faaliyetini sekteye uğratıcı kasıtlı beyanların, iş ve çalışma hürriyetini tehdit eden her girişimin hukuki ve cezai sorumluluğu vardır" açıklamasında bulundu.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise "Boykot çağrısı yapanlara karşı ticaretinde maddi kaybı olan tazminat davası açabilir" dedi.

Ancak hukukçular boykotun meşru olduğunun altını çiziyor. Öyle ki bir protesto şekli olarak boykot, Anayasa'nın 26. maddesi uyarınca ifade özgürlüğü ve 34. maddesi uyarınca vatandaşlık hakkı olarak tanımlanıyor.

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bu konudaki bir davada verdiği emsal karar da bulunuyor. Ensar Vakfı'na ilişkin taciz skandalı sonrası hakkında yapılan boykot çağrısı nedeniyle Turkcell'in tazminat kazandığı ve istinaf tarafından onanarak kesinleşen tazminat davası AYM tarafından ifade özgürlüğü ihlali sayılmış ve söz konusu çağrının ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna karar verilerek Turkcell tazminat ödemeye mahkum edilmişti.

Ekonomik boyutu ne olacak?

Boykotun ekonomik boyutu katılım oranına göre belli olacak.

Buna ilişkin iktisatçılar şimdiye dek iki tür hesaplama yaptı.

İlki Merkez Bankası'nın yayımladığı Banka ve Kredi Kartı Sektörel Harcama İstatistikleri üzerinden yapılan hesaplama. Buna göre kredi kartlarıyla son üç ayda sırasıyla günlük ortalama 49,47 milyar TL (şubat), 54,42 milyar TL (ocak) ve 43,82 milyar TL (aralık) harcama yapıldı.

Son 3 ayın günlük ortalama hacmi 49,23 milyar TL olurken bu rakam dolar bazında 1,38 milyar dolara denk geliyor. Bu da toplam harcamanın yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor. Harcamaların kabaca yüzde 30'u nakit olarak yapılıyor.

İkinci hesaplama ise Bankalar Arası Kart Merkezi (BKM) verilerinin üzerinden oldu. BKM verilerine göre de şubat ayında kredi kartı harcamaları 1 trilyon 330 milyon TL olurken günlük ortalama kredi kartı harcaması 47,5 milyar TL.

İktisatçılar her iki veriye göre de Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) gibi zorunlu harcamalar da dikkate alındığında boykotun ekonomik hacminin minimum 100 milyon dolar olacağı tahmin ediyor.

Türkiye'de resmi verilere göre GSYH'nin neredeyse yüzde 60'ı hanehalkı harcamalarından oluşuyor.

Büyümenin itici gücünün tüketim olduğu, üretimden kaynaklanmayan büyümenin sürdürülebilir olmadığı uzun süredir tartışılıyor. Türkiye İstatistik Kurumu'na göre 2024'te büyümeye en yüksek katkıyı 2,4 puanla hanehalkı tüketimi verdi. Bu nedenle ekonomik boykotun etkisinin hükümet kanadında endişeye yol açtığı yorumları oldukça fazla.

Bakanlar gece boyu açıklama yaptı

Bu yorumlara neden olan ise şüphesiz dün ardı ardına gelen açıklamalar oldu. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve son olarak gece 3.57'de İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya boykot çağrılarına karşı açıklama yaptı.

İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestoları ekrana yansıtan televizyon kanallarına ağır cezalar veren Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin de "Boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanallar ve yayınlar izleme değerlendirme uzmanlarımızca takip edilmekte olup, gereği yapılacaktır" dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), İstanbul Sanayi Odası (İSO) gibi iş dünyası kuruluşları boykot çağrılarına tepki vermekte gecikmezken, Özel'in 24 Mart'ta bazı şirketlere yaptığı boykot çağrısına 26 Mart'ta "hiçbir şirketimizi bunların insafına terk etmeyeceğiz" sözleriyle yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 2 Nisan boykotuna ilişkin bir mesaj henüz gelmedi.

DW

TÜRKIYE