Türkçe | Kurdî    yazarlar
Savaş kalıntıları ve mayınlar 285'i çocuk 896 sivili öldürdü

2026-07-16

Baas rejiminin yıkılmasından bu yana

Suriye’de Baas rejiminin yıkıldığı 8 Aralık 2024’ten bu yana geçen 19 ay ve 1 haftalık süreçte savaş kalıntıları ve mayınlar, 896 sivilin hayatına mal oldu. Bunlardan 285’i çocuk. Bu tehlikenin nehirlerden tarım ovaları ve çöle kadar her yer de olduğunu belirten Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, uluslararası kuruluşlara, “sessiz ölümlere” son verme çağrısında bulundu.

Beşar Esad rejiminin yıkıldığı 8 Aralık 2024’ten bu yana Suriye’de patlamamış savaş kalıntısı mühimmatlar ve mayınların neden olduğu ölüm ve yaralanmaların bilançosu açıklandı.

Humus ve Süveyda’da mayın patlamaları: 3’ü çocuk 7 kişi hayatını kaybetti

‘ZAMAN BOMBALARI’ HER YERDE: NEHİRLERDEN ÇÖLE KADAR…

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi‘nin (SOHR) açıkladığı verilere göre askeri operasyonlar ve çatışmalardan kalan patlamamış mühimmat kalıntıları ve kara mayınları, ülke genelinde Suriyelilerin hayatı için “ölümcül bir tehdit oluşturmaya” devam ediyor.

SOHR yaptığı açıklamada, “Nehirlerin derinliklerinden tarım ovalarına ve uçsuz bucaksız Suriye Çölü’ne kadar, ‘zaman bombaları’ can almaya ve ciddi yaralanmalara neden olmaya devam ediyor; sivilleri günlük yaşamlarında ve geçimlerini sağlamak için çalışırken hedef alıyor” ifadelerini kullandı.

8 ARALIK 2024’TEN BU YANA: 285’İ ÇOCUK 896 SİVİL ÖLÜM

Gözlemevi, 8 Aralık 2024’ten bu yana savaş kalıntıları ve kara mayınları tarafından öldürülen sivil kurbanların trajik bilançosunu raporlaştırdı: Toplam 896 ölüm.

Hayatını kaybedenlerin 285’i çocuk ve 55’i kadın. Bu ağır bilanço sadece Baas rejiminin yıkılmasından bu yana geçen 19 ay 1 haftaya ait.

EN AĞIR BİLANÇO 2025’E AİT: 192’Sİ ÇOCUK 599 SİVİL ÖLÜM

Kayıpların yıllara göre dağılımı şöyle:

2024 yılının sonu: 8 Aralık’ta rejimin yıkılmasından yıl sonuna kadar, 12’si çocuk ve 6’sı kadın olmak üzere 80 sivilin ölümü belgelendi.

2025 yılı boyunca: Bu yıl, kurban sayısında en büyük artışın yaşandığı yıl oldu. 192’si çocuk ve 41’i kadın olmak üzere 599 sivilin ölümü belgelendi.

2026 yılının başından ortasına kadar: 128’i erkek, 81’i çocuk ve 8’i kadın olmak üzere 217 kişinin ölümü belgelendi.

EN BÜYÜK RİSK ‘TRÜF MANTARI TOPLAMA ZAMANINDA’

Gözlemevi’ne göre saha olaylarının izlenmesi, patlamaların “aktif savaş cephelerinde değil”, temel günlük geçim kaynaklarını sürdüren sivilleri hedef aldığını ortaya koyuyor:

Bu tuzaklar, Suriye çölünün, tanık olduğu askeri operasyonlar nedeniyle kara mayınları ve savaş kalıntılarıyla en çok kirlenmiş alanlardan biri olarak kabul edilmesi nedeniyle çeşitli sektörlere yayılmış durumda. Trüf mantarı toplama mevsiminin gelmesiyle birlikte, binlerce sivil -kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere- hayatta kalmalarına yardımcı olacak bir gelir sağlamak için bu lezzetleri aramak üzere çölün derinliklerine gidiyor. Bu yolculuklar her yıl toplu bir trajediye dönüşüyor; işçileri taşıyan araçların ve traktörlerin altında veya trüf mantarı toplayanların kumda arama yaparken ayaklarının altında mayınlar patlıyor.

Nehirler ve su yolları da “askeri kalıntıların kirliliğinden nasibini alıyor” ve balıkçılar “büyük bir tehlikeyle” karşı karşıya. Birçoğu ağlarını atarken veya nehir kıyılarını tararken patlamamış mühimmatlara rastlıyor. Gözlemevi, bu tehlike konusundaki farkındalık eksikliğinin, bazılarının onları sökmeye veya taşımaya çalışmasına ve anında patlamalarına neden olduğunu da kaydetti.

FELAKETİN EN AĞIR YÜKÜ ÇOCUKLARDA

Hayvancılık da kırsal Suriye’deki sakinler için başlıca geçim kaynağıdır. Ancak, otlaklar ve açık ovalar ölüm tuzaklarına dönüşmüş durumda ve çobanlar, hayvanlarının hareket etmesi veya mühendislik ekipleri tarafından temizlenmemiş veya dekontamine edilmemiş geniş alanlardan geçmeleri sonucu sürekli olarak mayın patlamalarına maruz kalıyorlar.

Çocuk ölümlerine dikkat çeken Gözlemevi, “Bu felaketin en ağır yükünü çocuklar taşıyor. Oyun oynarken yıkılmış köylerin ve harabelerin etrafına saçılmış garip metal nesnelere ilgi duyuyorlar veya bazıları ailelerine yardım etmek için hurda metal olarak satmak üzere bunları topluyor. Görünüşte ‘masum’ olan bu oyun, çocukların ölümüne ve kalıcı sakatlıklarına yol açan, bedenlerini şekilsizleştiren ve masumiyetlerini ellerinden alan trajedilerle son buluyor” ifadelerini kullandı.

ULUSLARARASI KURULUŞLARA ÇAĞRI: SESSİZ ÖLÜMLERE SON VERİLMELİ

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, “şok edici kayıp rakamlarının” tüm gözlemci güçler ve uluslararası kuruluşlara bir çağrı niteliğinde olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:

Suriye’deki yüzlerce çocuk ve kadının hayatını korumak artık ertelenemez veya geciktirilemez. Bugün gereken, uluslararası destekle hayata geçirilecek kapsamlı bir ulusal stratejinin başlatılması, Suriye topraklarının savaş kalıntılarından temizlenmesi ve okullarda ve köylerde yoğun bilinçlendirme kampanyalarının yürütülmesidir. Böylece çocukların masumiyetini öldüren ve aileleri evlerinde ve tarlalarında bile güvensiz bırakan sessiz ölüm dönemine son verilmelidir.

MAYIN YASAĞI SÖZLEŞMESİ

1 Mart 1999’da yürürlüğe giren ve Ottawa Anlaşması olarak da bilinen “Mayın Yasağı Sözleşmesi“, mayınların üretimini, kullanımını, depolanmasını ve devredilmesini yasaklıyor.

Tam adı “Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme” olan Ottawa Antlaşması’na 164 ülke taraf olurken, bunlardan 132’si anlaşmayı imzalayıp onayladı. Sözleşmeyi imzalayan ülkelerin hiçbiri kara mayını üretmiyor.

Uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlara göre Suriye genelinde “yüz binlerce ile milyonlarca arasında” mayın ve patlayıcı olduğu tahmin ediliyor.

Suriye Arap Cumhuriyeti, Mayın Yasağı Anlaşması’na taraf değil. Suriye, Mayın Yasağı Anlaşması’nın oluşum sürecinde yer alan Ottawa Süreci kapsamındaki bazı toplantılara katıldı. Ancak Eylül 1997’de Norveç’in Oslo kentindeki müzakerelere ve Aralık 1997’de Kanada’nın Ottawa kentinde düzenlenen imza törenine katılmadı. Bu süreçte de mayınları İsrail’e karşı savunma için gerekli bir silah olarak gördüğünü ifade etti.

Suriye, 1996’dan bu yana Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Mayın Yasağı Anlaşması’nın yaygınlaştırılmasına yönelik karar tasarılarında, son olarak 2 Aralık 2024 tarihli kararda da dahil olmak üzere, çekimser oy kullandı.

Suriye ayrıca ne Misket Bombaları Sözleşmesi’ne ne de Belirli Konvansiyonel Silahlar Sözleşmesi’ne taraf.

Numedya

ORTADOĞU