

2026-03-09
Ali Hashem
Londra Üniversitesi’ne bağlı İslam ve Batı Asya Çalışmaları Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Ali Hashem, Foreign Policy’de kaleme aldığı yazısında, İran’da Uzmanlar Meclisi’nin öldürülen dini lider Ali Hamaney‘in oğlu Mücteba Hamaney’in yeni dini lider olarak seçilmesinin ne anlama geldiğini inceledi. Hashem, Tahran’ın bu adımla hem savaşın ortasında siyasi süreklilik mesajı verdiğini hem de Batı’ya karşı açık bir meydan okuma sinyali gönderdiğini yazdı.
Yıllardır muhalif medya ve bazı uzmanlar, İran’ın öldürülen dini lideri Ali Hamaney’in kamuoyunda nadiren görülen oğlu Mücteba Hamaney’in bir gün İslam Cumhuriyeti’nin en yüksek makamına gelebileceğini öne sürüyordu. Ancak İran içinde bu ihtimal her zaman çok daha hassas bir mesele olarak görüldü.
İslam Cumhuriyeti kalıtsal yönetime karşı kurulmuş bir sistemdi. 1979’da Şah Muhammed Rıza Pehlevi’yi deviren devrim yalnızca bir siyasi değişim değildi. Bu aynı zamanda monarşiden kopuşu temsil ediyordu. Yeni sistem meşruiyetini ruhani otoriteye, devrim kurumlarına ve “velayet-i fakih” yani fakihin velayeti doktrinine dayandırdı. Bu nedenle gücün babadan oğula geçmesi son derece tartışmalı bir ihtimal olarak görülüyordu.
Buna rağmen 9 Mart sabahı İran Uzmanlar Meclisi’nin yaptığı resmi açıklamayla 56 yaşındaki Mücteba Hamaney ülkenin yeni dini lideri olarak ilan edildi.
Bu karar, İran’ın son derece dramatik bir haftadan geçtiği bir dönemde alındı. ABD ve İsrail’in saldırıları sırasında Ali Hamaney ve rejimin çok sayıda üst düzey yetkilisi hava saldırılarında öldürüldü.
Savaş dönemlerinde ideolojik tartışmalar çoğu zaman geri plana itilir. Siyasi meşruiyet de çoğu zaman savaşın yarattığı baskılar altında yeniden şekillenir. Şimdi asıl soru, Mücteba Hamaney’in liderliğinin savaşın gidişatını nasıl etkileyeceği ve bunun İslam Cumhuriyeti’nin geleceği açısından ne anlama geleceği.
İran siyasetinde şehadet anlatısı
İran’ın siyasi kültüründe şehadet güçlü bir sembolik anlam taşır. Bu anlayışın kökeni Şii İslam’ın en merkezi anlatılarından biri olan Kerbela olayına dayanır.
680 yılında Kerbela’da İmam Hüseyin’in öldürülmesi, Şii teolojisinde zulme ve adaletsizliğe karşı direnişin en güçlü sembolü olarak kabul edilir. Yüzyıllar boyunca Aşura törenleri ve Kerbela’yı anlatan ritüeller bu anlatıyı canlı tuttu. Bu gelenek, ahlaki zaferin hayatta kalmaktan çok fedakârlıkta bulunduğu fikrini güçlendirdi.
İslam Cumhuriyeti bu dini geleneği modern savaş deneyimiyle yeniden yorumladı. 1980-1988 İran-Irak savaşı sırasında ülke yönetimi çatışmayı Kerbela’nın çağdaş bir tekrarı olarak sundu. İranlı askerler İmam Hüseyin’in takipçileri olarak tasvir edildi ve karşılarındaki düşman yeni bir zorba olarak anlatıldı.
Devlet savaşta hayatını kaybedenleri “şehit” olarak yüceltti ve fedakârlık ile direniş üzerine kurulu bir siyasi kültür oluşturdu. Bu anlatı içinde şehadet yalnızca dini bir kavram değil, aynı zamanda sistemin siyasi meşruiyetinin de temel unsurlarından biri haline geldi.
Bu çerçeveden bakıldığında Mücteba Hamaney’in liderliğe getirilmesi sembolik bir anlam kazanıyor. O yalnızca eski liderin oğlu değil; aynı zamanda düşman tarafından öldürülen bir liderin mirasını taşıyan bir figür olarak sunuluyor.
Mücteba Hamaney’in seçilmesi ne anlama geliyor?
Bu atama iki farklı amaca hizmet edebilir. İran içinde direniş ve dayanıklılık fikrini güçlendirebilir. Uluslararası alanda ise hem çatışma hem de müzakere için siyasi alan yaratabilir.
İronik biçimde güçlü görüşlere sahip bir lider, gerekli tavizleri vermek için daha uygun bir konumda olabilir. Böyle bir lider geri adım attığında zayıflıkla suçlanma ihtimali daha düşük olabilir.
ABD Başkanı Donald Trump yakın zamanda yaptığı bir açıklamada Mücteba Hamaney’i kabul edilemez olarak nitelendirdi ve Washington’un İran’daki liderlik değişimini etkilemeye çalışması gerektiğini söyledi.
Ancak İran’ın siyasi kültüründe bu tür açıklamalar çoğu zaman ters etki yaratır. İslam Cumhuriyeti’nin siyasi kültürü dış müdahale ihtimaline karşı son derece hassastır.
Washington’un bir İranlı figürü açıkça reddetmesi, o kişinin ülke içinde daha güçlü görünmesine bile yol açabilir. Böyle bir durumda muhalefet, yabancı güçlerle aynı çizgide olmakla suçlanabilir. Bu nedenle Trump’ın sözleri Mücteba Hamaney’in konumunu zayıflatmak yerine güçlendirebilir.
Perde arkasında kurulan güç
Mücteba Hamaney diğer lider adaylarının çoğundan farklı bir siyasi yol izledi. Nüfuzunu kamuoyu önünde değil, büyük ölçüde perde arkasında kurdu.
Genellikle fotoğraflarda önemli figürlerin hemen arkasında görülen, kamuoyu önünde nadiren konuşan bir isimdir. Hiçbir zaman resmi bir devlet görevine talip olmadı ve medyada çok az görünür oldu.
Buna rağmen İran’ın siyasi sistemi içinde uzun zamandır etkili bir figür olarak kabul ediliyor. Uzmanlar onu sıklıkla İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin oğlu Ahmed Humeyni ile karşılaştırıyor. Ahmed Humeyni de devrimin ilk yıllarında perde arkasındaki en önemli aracılardan biri olarak biliniyordu.
Mücteba Hamaney yıllar içinde üç alanda güçlü bir etki alanı kurdu: ruhban sınıfı, güvenlik kurumları ve dini liderlik makamının etrafındaki siyasi ağlar.
Güvenlik aygıtı içinde Besic milislerinin eski komutanı Muhammed Rıza Nakdi ve Devrim Muhafızları’nın uzun süreli istihbarat şefi Hüseyin Taib gibi isimlerle yakın ilişkiler kurdu.
Bu ilişkilerin kökeni İran-Irak savaşına kadar uzanıyor. Mücteba Hamaney o dönemde Habib bin Mazahir Taburu adlı gönüllü birlik içinde görev yaptı. Bu birlik daha sonra İran’ın güvenlik kurumlarıyla bağlantılı devrimci ağların parçası haline geldi.
O dönemde birlikte görev yapan birçok kişi daha sonra Devrim Muhafızları ve istihbarat teşkilatlarında üst düzey görevlere yükseldi. Bu savaş döneminde kurulan ilişkiler Mücteba Hamaney’in sistem içindeki konumunun güçlenmesinde önemli rol oynadı.
Reisi’nin yükselişi ve ölümünün etkisi
Mücteba Hamaney kamuoyu önünde çok nadiren görülen biri. Onunla ilgili en son geniş şekilde paylaşılan fotoğraflardan biri, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın Eylül 2024’te öldürülmesinin ardından çekildi. Hamaney o sırada Tahran’daki Hizbullah ofisini ziyaret ederek taziyelerini sunmuştu. Bu ziyaret nadir görülen bir kamuoyu görüntüsü olduğu için dikkat çekmişti.
Mücteba Hamaney’in etkisi zaman zaman İran siyasetinin kritik anlarında daha görünür hale geldi. Gözlemciler, eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin yükselişini bunun bir örneği olarak gösteriyor.
Uzun süre İran yargısında çok öne çıkan bir figür olmayan Reisi zamanla iktidarın merkezine yaklaştı ve diğer adayların elenmesinin ardından cumhurbaşkanı oldu.
Birçok uzman bu yükselişi İslam Cumhuriyeti’nde halefiyet sürecini şekillendirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak değerlendirdi. Ancak Reisi’nin Mayıs 2024’te bir helikopter kazasında ölmesi bu planları değiştirdi ve liderlik tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Başlıca halef adaylarından birinin ortadan kalkmasıyla dikkatler yeniden perde arkasında etkili olan Mücteba Hamaney’e yöneldi.
Ekonomik ağlar ve tartışmalar
İran’daki iktidar elitleriyle bağlantılı ekonomik ağlara dair iddialar da Mücteba Hamaney’in siyasi profilini etkiledi. Batı medyasındaki bazı araştırmalar, Mücteba Hamaney’in adını yaptırımlardan kaçınmak için uluslararası finans ağları üzerinden varlık transferi yaptığı iddia edilen bazı ekonomik yapılarla dolaylı olarak ilişkilendirdi.
Bu iddialarda adı geçen isimlerden biri İranlı bankacı Ali Ansari’ydi. Ansari’nin iş imparatorluğu Ayandeh Bank ve yurtdışındaki büyük gayrimenkul yatırımlarını içeriyordu.
Ayandeh Bank daha sonra ağır zararlar ve tartışmalı kredi uygulamaları nedeniyle çöktü ve İran Merkez Bankası müdahale etmek zorunda kaldı.
Ne Mücteba Hamaney ne de Ali Ansari bu bağlantıları doğruladı ve iddialar tartışmalı olmaya devam ediyor. Buna rağmen bu haberler İran’daki siyasi sistemin güçlü finansal ağlar tarafından desteklendiği algısını güçlendirdi.
Dini yeterlilik tartışmaları
Hanedan benzeri bir halefiyet tartışmasının yanında Mücteba Hamaney’in dini yeterliliği meselesi daha az belirleyici olabilir.
İran Anayasası dini liderin en üst düzey din adamlarından biri olmasını zorunlu kılmaz. 1989’dan bu yana liderin bağımsız fıkıh kararları verebilme yeteneğine sahip olması yeterli kabul ediliyor.
Mücteba Hamaney uzun yıllar Kum’daki medreselerde eğitim gördü ve Şii hukukunun en ileri düzey derslerinden sayılan “bahs-i haric” dersleri verdi.
Bu geçmişin ona geniş bir dini otorite kazandırıp kazandırmadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ancak hukuki açıdan sistem böyle bir geçişe izin veriyor.
On yıllar boyunca kamuoyu önünde görünmeden siyasi ağlar kuran Mücteba Hamaney, popülerlik aramak yerine ittifaklar ve ilişkiler inşa etmeye odaklandı.
Şimdi ise İran’ın kritik bir dönüm noktasında ülkenin en güçlü makamının merkezinde bulunuyor.
Medyascope
ORTADOĞU
2026-03-02İran'ın 'Direniş Ekseni' Tahran safında çatışmaya girebilir mi?
2026-02-21Şeyh Mofak Terif: Suriye Hükümeti yerinden edilen Dürzilerin geri dönmesine izin vermiyor
2026-02-19İran’da yas günü: Ölenleri anmak için toplanan halka ateş açıldı
2026-02-167 bin 15 ölü, 53 bini aşkın gözaltı
2026-02-10Irak’a nakledilecek IŞİD’liler arasında 2 bin TC yurttaşı var
2026-02-10Cenazeler parayla satılıyor, sokaklar kan içinde
2026-02-09Suriye’den getirilen IŞİD'lilerin bazıları Ezidilere yönelik katliam suçlamasıyla yargılanacak
2026-02-08İran’da 13 kişi idam edildi
2026-02-05 İran sokaklarında binlerce protestocuyu katletmek için kullanılan silahlar
2026-02-04“Ne monarşi ne de mevcut rejim”
2026-02-03İran’da 37 günde 152 çocuk öldürüldü, tutuklu sayısı 50 bini geçti
2026-02-02İran’daki protestoların 37’nci günü: Gözaltı ve tutuklamalar kent kent sürüyor
2026-01-29İran’da protestocuları tedavi eden doktorlara “intikam” operasyonu
2026-01-29Haseke’de 40’tan Fazla Alevi Aile Mahsur Kaldı, Evlerine Dönemiyor
2026-01-28Basra Körfezi'nde ABD ve İran'dan karşılıklı tatbikat açıklamaları
2026-01-27Af Örgütü’nden İran raporu
2026-01-27Kürt sanatçı Yalda Abbasi, Meşhed’de tutuklandı
2026-01-26Üç kurşunun parasını ödediler, cenazeyi alabildiler
2026-01-25İran’daki protestolar: En az 40 bin 887 kişi gözaltına alındı
2025-01-23İran’da internet karaborsada