

9/2/2024 11:59:09 AM
Mezopotamya tarihine baktığımız zaman bu kadim geniş coğrafyada oldukça renkli bir birinden farklı ama birbirini etkilemiş, dünya medeniyet tarihine geçmiş çok önemli etnik kültürel kimliklerden söz edebiliriz. Bu etnik- kültürel kimliklerden biriside ülkemizde ekseriyetle Mardin, Diyarbakır,Urfa, Batman ve Van da yerleşik olarak yaşayan "Dom" ismiyle ifade edilen halktır.
Yerel olarak‘Mıtırp’ ya da ‘Kereçi‘ diye ifade edilen bu ilginç halk, demografik olarak dağınık ve halen önemli bir kısmı kimliksiz yaşadıklarından tam sayıları bilinmemekle beraber bölgede sayılarının yaklaşık olarak yüz bin civarı olduğu tahmin edilmektedir.
Bu kadim halk, tarihsel olarak çok geniş bir coğrafyaya yayılmış ve köklerinin Hint- Aryan ırkına mensup, oldukça renkli bir kültürü yansıtmaktadırlar.Dünyadaki dağılımlarına baktığımızda Türkiye, Mısır, Irak başta olmak üzere Ortadoğu ülkeleri ile Kuzey Afrika da yaşam sürdürdüklerini görmekteyiz.
Domlar'ın bir çok kaynakta Roman halklarının bir alt kolunu oluşturan Hint-Avrupa dil ailesinden “ Domari” dilini konuşan proto- Roman bir etnik grup oldukları savunulur.Bu temel yaklaşım Domlar’ la ilgili en baskın görüş olarak kabul edilmektedir.
Bu renkli halk, yaşadıkları coğrafyaların bir çok yerinde yarı göçebe yaşam tarzları ile kapalı toplum formunda yaşam sürdürmeleri, her türlü zorluğa rağmen kültürel olarak asimile olmalarını büyük oranda engellemiştir.
Domlar'ın kökenine ilişkin bir çok kaynakta Hindistan da yaşayan Dombalar'ın bir alt kolu olarak 6.yüzyıl dan itibaren İran üzerinden Ortadoğu ve diğer ülkelere geçtikleri ifade edilir.
Bölgemizde yaygın olarak yaşam sürdürdükleri yerlerden birisi de Diyarbakır dır. Sayılarının il genelinde onbeş binin üstünde olduğunu, 2017 de dernekleşen Domlar'ın derneği olan Dom-der Başkanı Mehmet Demir, bir dijital gazeteye verdiği röportajda ifade etmiştir. Hayatın her alanında zorluk çektiklerini, bölge genelinde sayılarının yüz bin civarında olduklarını belirtmiştir. Bölgenin en eski halklarından olduklarının altını çizen dernek başkanı kendilerine özgü Domca’nın yazılı bir alfabe, bir kaynakları olmadığından gittikçe yok olmayla karşı karşıya kaldığını savunmaktadır.Yarı göçebe yaşam tarzları ile birlikte yaşam sürdürmeleri belli bir orandada olsa kültürlerini yaşatmalarına imkan sağlamıştır. Demir, bir çok meslekle ilgilenmelerine rağmen en çok kendileriyle özdeşleşen mesleğin müzisyenlik olduğunu ifade etmiştir.
Domlar, bölgede ve özellikle Mardin çevresinde yerel kemençe olan “rıbap” ile bilinirler.Yanı sıra davul-zurna ve def de yoğun olarak kullandıkları çalgılar arasındadır. Sokak düğünlerinin vazgeçilmezi olan Domlar, dünya da bu çalgılarla ve müzisyenkimlikleriyle ön plana çıkmaktadırlar.
Domlar, yaşadıkları coğrafyalarda ten renklerinin koyuluğundan, hareketli yaşam tarzlarından dolayı ciddi anlamda önyargılara maruz kalmış ve ötekileştirilmişlerdir. Ülkenin bir çok bölgesinde farklı isimlerle anılan Domlar, söz gelimi bölge illerinde daha çok ‘mıtrıp- kareçi‘ olarak bilinirler.Trakya da ‘Çerge’, İstanbul ‘da Roman- Çingene, Adana da ‘Conolar’ Karadeniz de’ Lomlar (poşa)’ gibi isimlerle anılırlar.
Domlar, yakın zamana kadar kimliksiz yaşadıkları için bir çok haktan yararlanamamışlardır. Günümüzde halen kimliksiz yaşayan çok sayıda Domdan bahsedebiliriz.
Bu kadim ve renkli halk yaşadıkları yerlerde hangi isimle anılırsa anılsınlar en az diğer halklar kadar kabul görmeyi ve insanca yaşam haklarına sahip olmayı hakkettiklerinin altını çizmek gerekir.
Dünyanın en neşeli ve müzisyen kimlikleriyle özgün bir kimliğe sahip Domlar, dünya kültür mirası UNESCO tarafından bir an önce gereken statüye kavuşturulmaları oldukça önem arz etmektedir.
Eski bir Dom sözüyle son verirken; “Düğünlerin neşesi, hayatın ta kendisiyiz.
Tigris
BASıNDAN
2026-03-26Yetvart Danzikyan: Koynunda haç taşıyanlar...
2026-03-26Oral Çalışlar: Savcı Doğan Öz Kürt meselesinde hassastı
2026-02-26Yetvart Danzikyan: 27 Şubat’ı beklerken “statü” mesajları
2026-02-23Yetvart Danzikyan: AİHM ve AYM kararları için elinizi tutan mı var?
2026-02-21Vahap Coşkun: Top Artık Meclis ve İktidarda
2026-02-21Mesut Yeğen: Eve Dönüş
2025-02-21Macahit Bilici: Başkasının ağrısı ve insan olmak
2026-02-20Murat Sevinç: Komisyon raporu önemli bir şeyler söylüyor mu?
2026-02-19Vahap Coşkun: Münih ruhu
2026-02-16Alp Altınörs: Kölelik Afganistan’a geri döndü
2026-02-08Derya Kömürcü: Epstein skandalının düşündürdükleri
2026-02-04Ohannes Kılıçdağı: Emperyaliste güven olmaz…
2026-02-04Yıldıray Oğur: Bahçeli, konuşmasının sonuna neden o cümleyi ekledi?
2025-02-03Ruşen Çakır: Abdullah Öcalan’a açık mektup ve 20 soru
2026-02-01Umur Talu: “İnsanlık onuru” mu, "onurun insanları” mı?
2026-01-27Yıldıray Oğur: Birilerinin hayali, birilerinin kabusu
2026-01-27Vahap Coşkun: Üç kırılma
2026-01-22Nurettin Aydın: Kasabın merhameti ve koyunluğun bedeli
2026-01-19Yetvart Danzikyan: 19. yıl mektubu
2026-01-14Tuğçe Tatari: Ana akım muhalif medyanın iktidar medyasıyla uzlaşma noktası; Kürtler!