

2026-02-03
Ceng Sağnıç ile söyleşi
Ruşen Çakır
Gazeteci Ruşen Çakır ile Kudüs Merkezi ABD Direktörü Ceng Sağnıç’ın söyleşisinde, Suriye’deki Kürtlerin “yalnız bırakıldığı” tartışması masaya yatırıldı. Sağnıç, İsrail’in doğrudan bir Kürt politikası olmadığını, ABD’nin ise Trump döneminde sahadan net biçimde çekildiğini belirterek, “satılma” algısının beklentilerden kaynaklandığını, Kürtler için en gerçekçi yolun bölge devletleriyle kazan–kazan ilişkileri kurmak olduğunu söyledi.
Gazeteci Ruşen Çakır, Kudüs Merkezi ABD Direktörü Ceng Sağnıç ile söyleşi yaptı. Çakır söyleşide, Suriye’de son gelişmeler ışığında Kürtlerin uluslararası arenada “yalnız bırakılıp bırakılmadığı” sorusunu, özellikle ABD ve İsrail’in tutumu üzerinden masaya yatırdı.
Sağnıç, hem Washington’ın hem Tel Aviv’in Kürtlerle ilişkilerinin çoğu zaman abartılı beklentiler üzerinden okunduğunu savunurken, “satılma” algısının sahadaki gerçeklikten çok beklenti yönetimiyle ilgili olduğunu söyledi.
“Colani’nin dönüşümü sürpriz değildi”
Söyleşide Sağnıç’ın 2015’te o dönem Nusra Cephesi lideri olan Ebu Muhammed el-Colani’nin El Kaide’den koparak Suriye merkezli bir aktöre evrileceğini öngören değerlendirmesi de gündeme geldi. Sağnıç, o yıllarda İsrail’de bir düşünce kuruluşunda Suriye’deki silahlı grupları analiz ettiğini, IŞİD’in yükselişiyle birlikte ülkenin “liderler fabrikasına” dönüştüğünü ve Colani’nin küresel cihat söyleminden uzaklaşarak “daha yerel ve meşru” bir profil çizmeye çalıştığını belirtti.
“İsrail’in gündeminde doğrudan bir Kürt dosyası yok”
Sağnıç’a göre İsrail’de kurumsal düzeyde doğrudan bir “Kürt politikası” bulunmuyor. Tel Aviv’in önceliği, bölgedeki gelişmelerin kendi güvenliğine etkisi.
Bununla birlikte İsrail bürokrasisinde tarihsel bir “Kürt sempatisi” olduğunu kabul eden Sanıç, askeri ya da stratejik bir ittifak için gerekli koşulların oluşmadığını vurguladı:
“Ortak sınır yok, coğrafi bağ yok. Askeri destek için yüzlerce kilometrelik riskli bir operasyon gerekir. Bu gerçekçi değil.”
Suriye’de Dürzilere yönelik müdahaleye rağmen Kürtlere benzer bir destek gelmemesinin “satıldık” algısını beslediğini söyleyen Sağnıç, Dürzi meselesinin İsrail açısından iç güvenlik ve akrabalık bağları nedeniyle farklı bir kategori olduğunu ifade etti.
Öcalan’ın İsrail vurgusu “taktik”
Sağnıç, Abdullah Öcalan’ın geçmişteki “İsrail ve İran Kürtleri kullanmak istiyor” söylemini ise stratejik bir müzakere dili olarak yorumladı.
Buna göre Öcalan, Türkiye’deki “Sevr sendromu”nu hatırlatarak Kürt hareketinin önemini artırmayı ve Ankara’yı pazarlık masasına çekmeyi amaçladı.
“ABD çok net şekilde çekildi”
Çakır’ın “ABD de Kürtleri Suriye’de satmadı mı?” sorusuna Sağnıç’ın yanıtı net oldu:
“ABD çok net şekilde çekildi.”
Özellikle Donald Trump döneminde Washington’ın Suriye politikasının sert biçimde değiştiğini söyleyen Sağnıç, ABD’nin talebiyle Rakka ve Deyrizor gibi Arap şehirlerinde ağır bedel ödeyen Kürt güçlerin, geri çekilme sürecinde zayıf bırakıldığını ifade etti.
“Bu durum Kürtler açısından doğal olarak ‘satılma’ hissi yaratıyor” diyen Sağnıç, yine de bunun bilinçli bir ihanet değil, strateji değişikliği olduğunu savundu.
Liderlik tartışması: Öcalan mı Barzani mi?
Sağnıç, Kürt siyasetinde tek bir lider figürü olmadığını vurguladı. Öcalan’ın etkisinin sürdüğünü ancak kararları tek başına belirlemediğini, Suriye sahasında ise ağırlığın Mazlum Abdi ve İlham Ahmed gibi isimlerde toplandığını söyledi.
Irak Kürdistan Bölgesi’nin etkisinin arttığını kabul eden Sağnıç, Mesut Barzani çizgisindeki yapının Türkiye ya da Suriye’deki Kürt siyasetini doğrudan yönlendirecek bir kapasiteye sahip olmadığını belirtti.
“Tek reçete yok, kazan–kazan şart”
Sağnıç’a göre Kürtler için tek bir “ideal çözüm” formülü bulunmuyor. Devlet kurmanın istisnai bir durum olduğunu hatırlatan Sağnıç, çatışma yerine çevre ülkelerle “kazan–kazan” ilişkileri geliştirmenin daha gerçekçi olduğunu söyledi.
Irak Kürdistanı için bağımsızlık ihtimalini görece daha yüksek gören Sağnıç, Türkiye, Suriye ve İran için ise daha temkinli bir yol haritası gerektiğini dile getirdi.
“Statükoyu korumak bile başarı”
Söyleşinin sonunda Sağnıç, Kürtlerin Suriye’de başarısız olmadığı görüşünü savundu:
“Devlet dışı aktörlerin hızla tasfiye edildiği bir dönemde statükoyu koruyabilmek bile ciddi bir kazanım. Zamana oynamak ve yeni fırsatları kollamak şu an en rasyonel strateji.”
Medeyascope
POLITIKA
2026-02-03Kürt halkı, siyasi hareketlere yol gösteriyor
2026-02-03Suriye, Türkiye ve sınır-aşan Kürt siyaseti
2026-02-02Doç. Dr. Arzu Yılmaz: Afganistan’dan Suriye’ye Sünni aksı oluşuyor
2026-02-01Konjonktürle gelen konjonktürle gitti
2026-01-30Yanlış Hesaplar
2026-01-30Rojava ve yeni bölgesel güvenlik mimarisi
2026-01-27Gazze Sonrası Dünya İle Tesellisiz Yüzleşme
2026-01-26İşimiz Zor, Ancak Artık Yanız Değiliz
2026-01-25Gerisini Siz Düşünün...
2026-01-23Şikayet vakti değil, şimdi birlik zamanı!
2026-01-23PSK Kadin Komisyonu: Kürt Halkına Yapılmakta Olan Katliamı Durdurun!
2026-01-23Siyasetçi kalmak zorunda mıyız?
2026-01-22Başkan Barzani’den Rojava mesajı
2024-01-22Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Barrack ile görüştü
2026-01-21ABD'nin Suriye'de Kürtlere bakışı nasıl değişti?
2024-01-21Başkan Barzani: Rojava’daki kardeşlerimize zarar verilmesini kabul etmiyoruz
2026-01-20Halep sonrası kurgular, tespitler ve öneriler-2
2026-01-20Uzun Vadeli Yanılgı: Bir Kavşağa Bayrak Dikince…
2026-01-20Daxuyaniya Foruma Çep a Kurdistanê
2026-01-20PSK: Kürd Varlığına Yönelik Yeni Enfallere Sessiz Kalmayalım