Mesud Yeğen: Ortak aklımızı çalıştırırsak Kürtler için en doğru kararı alabiliriz
30.04.2022 10:47:20

2023 yılında yapılacak seçim tarihi yaklaştıkça Türkiye’de siyasi kamplaşmalar hızlanıp daha da netleşiyor. Bu kapsamda 6 partiden oluşan muhalefetin 28 Şubat tarihinde açıklanan Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı Sistemi önerisi kamuoyunun gündemine oturdu. Deng Dergisi olarak muhalefetin bu adımını, konuyu yakından izleyip değerlendirmelerde bulunan Sayın Mesut Yeğen ile konuştuk. Sayın Yeğen’in sürecin değişik boyutlarına ve siyasal gelişmelerde yaşanacak muhtemel seçeneklere ilişkin verdiği ufuk açıcı nitelikteki yanıtlarını aşağıda paylaşıyoruz.

-Altı partiden oluşan muhalefetin uzun bir süredir üzerinde çalıştığı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metni 28 Şubat’ta kamuoyuna açıklandı. Öncelikle şunu sormak istiyoruz, kamuoyuna açıklanan bu kapsamlı metin, 6’lı muhalefetin devamlılığı ve Cumhur İttifak’ına karşı güçlü bir muhalefet odağı olması açısından nasıl bir anlam ifade ediyor? Söz konusu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisi Cumhur İttifakına karşı muhalefetin kazanmasında nasıl bir etkide bulunabilir?

-Muhalefetin 2018’den başlayıp 2023’e uzanan serüveni açısından baktığımızda önemli bir yeri var önerinin. Öneriyi önemli kılan muhalefetin çok uzun zamandır sözü edilen bir handikapının aşılabilecek olmasına işaret etmesi. Handikap şuydu: Cumhur İttifakı’nın benzer partilerden oluşan bir siyasi ittifak olmasına karşılık, muhalefet ama daha özel olarak da muhalefetin motorunu oluşturan Millet İttifakı benzemez partilerden oluşan bir seçim ittifakından ibaretti. Bu uzlaşmayla beraber muhalefet söz konusu handikapı aşmakta önemli bir merhale kat etmiş oldu. GPS önerisiyle 6 muhalefet partisi en azından nasıl bir demokrasi istendiğinde ve hükümet sistemi konusunda uzlaşabildiğini gösterdi. Bu da muhalefet partilerinin bu farklı halleriyle uzlaşmalarının zor olacaklarına dönük varsayımı kısmen de olsa geçersiz kıldı. 6 muhalefet partisi aralarındaki uzlaşmayı GPS ötesine taşıyacaklarını da vaat ettiklerinden sözünü ettiğim varsayım daha da geçersizleşebilir. Devamlılık konusundaysa, GPS uzlaşması 2023’e kadar sürecek bir ortaklığı garanti ediyor diyemem ama muhalefetin bu biçimde devam etmesinde büyük bir sorun çıkacağını zannetmiyorum. HDP dışarıda bırakıldığı için muhalefetin çatlamasına yol açabilecek faktörlerden birisi ortadan kalkmış durumda. Programdan da anlaşıldığına göre bundan sonra muhalefetin parçalanmasına yol açabilecek tek gelişme cumhurbaşkanı adaylığı meselesinde ortaya çıkabilir. Bu konuda kesin konuşmam mümkün değil ama muhalefet liderleri buraya kadar getirdikten sonra adayda uzlaşamadıkları için oluşturdukları blok dağılırsa bunun altından bizzat kendileri kalkamaz diye düşünüyorum. Bu itibarla, bir devamlılık sorunu yaşayacağını da zannetmiyorum muhalefetin.

Öte yandan, GPS seküler, milliyetçi, muhafazakar ve liberal kesimlerin bir araya gelip uzlaşabileceklerini göstermeleri açısından Türkiye siyasi tarihinde kıymetli bir yere sahip olmakla beraber muhalefetin seçimleri kazanabileceğini garanti etmiyor. Seçimlere kadar geçen sürede yaşanabilecek bir hiperenflasyondan dolayı iktidar biraz da kendiliğinden çökmezse, muhalefetin iktidarı geride bırakabilecek bir seçmen büyüklüğüne ulaşabilmesi için yapılması gereken daha çok şey var.

En başta, HDP’yi muhalefet dairesinde tutabilecek bir yol bulması gerekiyor 6 partinin. Bunu yapmaya çalışacaklarına dair işaretler olmakla beraber, muhalefetin kompozisyonu bunun gerçekleşmesini engelleyebilir. İkinci olarak, bu 6 partinin yine HDP’nin de onaylayacağı ama daha önemlisi vatandaşların Erdoğan’dan daha iyi bulabileceği bir cumhurbaşkanı adayında ortaklaşması gerekiyor. Şimdiye kadar gelen işaretler muhalefetin işinin bu noktada kolay olmadığını gösteriyor. Muhalefet bir adayda uzlaşabilir ama “başkanlık yapmayacak bir başkan aday bulalım” derken seçimleri kaybedebilecek bir başkan adayında uzlaşabilir muhalefet. Böyle bir risk var ne yazık ki. Yapılması elzem üçüncü bir şey de hem kadrolar hem de program itibarıyla GPS’nin ötesine gidecek bir ortaklaşmaya erişebilmek. Muhalefetin, GPS’i aşan, somut ve biraz hükümet programına benzer bir programda ve hükümet edecek kadrolarda uzlaşabildiğini de göstermesi gerekiyor seçimleri kazanabilmesi için.

-Kamuoyuna açıklanan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisini hem demokratikleşme perspektifi bakımından hem de Kürt sorununa yaklaşımı açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Söz konusu metinde 1921 Anayasası’na atıfta bulunmasına ne dersiniz, bu vurguya nasıl bir anlam biçiyorsunuz?

-Muhalefetin 28 Şubat’ta açıkladığı metnin odak noktasının kuvvetler ayrılığı, tarafsız yargı gibi demokrasinin genel standartları ve hükümet sistemi olduğunu varsayarsak, metin Kürt sorununa yaklaşım açısından kötü demek zor, çünkü odak bu değil. Metin eğer Kürt sorununa dair de bir metin olsaydı ya da 6 parti Kürt meselesi de dahil Türkiye demokrasisinin ana meselelerine dair bu metinden başka bir şey söylemeyecekse o zaman çok zayıf bir metinle karşı karşıyayız, bu açık. Ama kendi adıma iyimserliğimi korumak ve muhalefetin odak noktası hükümet sistemi olmayan başka metinler de üreteceğini varsaymak istiyorum. Bu olacaksa, bir başlangıç ya da açılış metni olarak GPS önerisinde 1921 Anayasasına gönderme yapılmasını ve Ahlatlıbel Toplantısında geçen “farklılıklarımızla biz” ve “AB normları” ibarelerinin bu metne de girmiş olması önemli. Bu ibareleri muhalefetin Kürt meselesi de dahil TR demokrasinin diğer meselelerini ele alacağının sembolik anlamı büyük işaretleri olarak görmek istiyorum. Ama bu benim iyimserliğim tabii ki. Muhalefeti oluşturan partilerin kompozisyonu ve bu meseleye dair yatkınlıkları beklentilerimin gerçekleşmesini engelleyebilecek faktörler olarak orada duruyor. Bunu da kabul ediyorum.

-Altı partiden oluşan muhalefet, mevcut duruşu ve kamuoyuna açıklanan sistem önerisiyle önümüzdeki seçimde Kürt seçmeninin desteğini hangi oranda alabilir? Özellikle de cumhurbaşkanlığı yarışında muhalefetin Kürtlerin desteğini sağlama alması için mevcut öneri paketini nasıl buluyorsunuz?

-Altı partinin kendi başlarına Kürt seçmenin desteğini almakta çok da bir yol kat edebileceklerini düşünmüyorum. CHP, Deva ve Gelecek Partisine yönelmiş bir miktar Kürt seçmen var ama bunlar toplamda Kürt seçmenin herhalde en fazla yüzde 20 kadarını oluşturuyor. Kalan yüzde 80’nin büyük kısmı halen HDP’de ve HDP’ye oy veren Kürt seçmenin muhalefetin bir parçası olabilmesinin tek yolu cumhurbaşkanlığı seçimleri için hem adayın hem de adayın programının HDP’yle müzakere edilmesi. Çünkü parlamento seçimleri için zaten durum belli: HDP ve muhalefet ayrı ittifaklar halinde seçime girecek. Kürtlerin desteği cumhurbaşkanlığı seçimleri için istenebilir ve burada da HDP’nin üzerinden atlanarak Kürtlerin desteğini almak yolunun çalışabileceğini zannetmiyorum. Muhalefetin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürtlerin desteğini alabilmesi için HDP’yle dolayı ya da dolaysız müzakerenin bir yolunu bulunması gerekiyor. Bu olmadan zor.

Ancak burada bir iki noktanın çok belirsiz olduğunu ve bu belirsizliklerin Kürtlerin, özellikle de HDP’li Kürtlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl bir tutum alacaklarını etkileyebileceğini görmek lazım. İlk nokta HDP’nin kapatılmasıyla ilgili. HDP’nin kapatılması durumunda, zayıf ihtimal ama HDP enerjisini ve birliğini koruyamazsa bu durumda Kürt seçmenlerin bir kısmı can havliyle muhalefet partisinin adayına oy verebilir. İkinci mesele de 2. turla ilgili. İlk turda HDP adayını çıkarır da seçimler de ikinci tura kalırsa ve muhalefet HDP’yle müzakereyi reddederse bu durumda yine HDP seçmeninden bir kısmı her şeye rağmen muhalefetin adayına oy  verebilir. Ancak verilecek bu oy muhalefetin adayına seçim kazandırmaya yeter mi ondan şüpheliyim. Bütün bunları biraz da seçimlerin özgün atmosferi belirleyecektir.

-Daha önceki bir makalenizde (25 Şubat 2022) “Altı muhalefet partisi Kürt meselesi etrafında büyük bir tartışma başlatmadan, benimsenen AB normlarının ve ‘farklılıklarımızla biz’ fikrinin karşılıklarını somutlaştırabilir” diyorsunuz. Verili durumda muhalefetten daha fazla ne tür adım ve açılımlar beklenebilir?

-Anladığım kadarıyla, aslında çok fazla bir adım beklenmiyor muhalefetten. Kabul edelim ki, 2015’te yaşananlardan sonra Türkiye’de Kürt meselesini bugünlerde demokratik özerklik, Kürtçe eğitim vb. talepler etrafında tartışabilmenin, konuşabilmenin pratik bir tarafı yok. 2023 öncesinde Kürt meselesi esas olarak HDP’li vekillerin ve belediye başkanlarının serbest bırakılması, Kürt seçmenlerin tercihlerinin devlet eliyle yok sayılmaması ve Kürt meselesiyle HDP’nin kriminalize edilmemesi gibi taleplere çekilmiş durumda. Dolayısıyla muhalefet bu türden çok temel taleplere ilişkin temenni ya da niyet beyanlarının ötesine geçen somut taahhütlerde bulunursa ve tabii ki HDP’yi meşru bir siyasi aktör olarak tanırsa Kürt meselesiyle ilgili olarak seçimler için gereken işbirliğine yetecek adımları atmış olur ve seçim sonrasında da Kürt meselesinin esasını konuşmanın önü açılmış olur.

-Muhalefetin bileşimi göz önünde bulundurulduğunda, özel olarak da İyi Parti blokajı dikkate alındığında muhalefetin Kürt meselesinde açılma marjını nasıl değerlendiriyorsunuz? Muhalefetin bu konudaki açmazı sadece İyi Parti mi, CHP’nin kendi iç handikaplarından da söz edebilir miyiz?

-Cevaplaması zor bir soru. Kolay kısmından başlıyayım. Kürt meselesinde blokajın kaynağı sadece İYİ Parti değil, bu kesin. İYİ Parti içerisinde Kürt meselesine iktidardakiler gibi bakmayan birileri var bu da kesin ama İYİ Parti Kürt meselesinde zayıf bir takım demokratikleşme adımlarına olmasa da HDP’yle müzakereye neredeyse bir bütün olarak karşı. Buna mukabil, CHP’de Kürt meselesinde atılacak demokratikleşme adımlarına dair taahhütler abartılmamak kaydıyla HDP’yle müzakere meselesine blokaj daha zayıf. Bunun bir kısmı CHP’nin eninde sonunda bir kısmıyla bir sol parti olmasıyla bir kısmı da HDP’den gelen desteğin 2019’da CHP’ye kazandırdıklarıyla ilgili. Keza, İYİ Parti’den gelen açık blokaj CHP içerisinde aynı eğilimde olanları kendilerini yormaktan kurtarıyor. Bu itibarla blokajın kaynağı evet tek başına İYİ Parti değil.

Sorunun diğer kısmına gelince.... Şurası doğru: muhalefetin bildik kompozisyonundan, İYİ Parti’nin bildik milliyetçiliğinden vs. ötürü muhalefetin Kürt meselesinde açılma marjı çok geniş görünmüyor. Ama burada iki karşıt faktörden söz etmemek de olmaz. İlkin, muhalefetin 2023 öncesinde zaten çok geniş marjda bir şey yapması gerekmiyor. Yasal bir parti olduğundan, Mecliste birlikte mesai yapıldığından vs. HDP’yle müzakere etmek muhalefetin kesinkes yapamayacağı bir şey değil. HDP’nin desteğini alabilmek için Kürt meselesinde muhalefetten beklenen taahhütler de aslında atla deve değil. Adil yargılama ve seçmen iradesine saygı prensipleri kabul edildiğinde hapsedilmiş seçilmişlerin cezaevinde tutulmasının da Kürt belediyelerini kayyım marifetiyle yönetmenin de bir zemini kalmaz. Demek istediğim, Kürt meselesiyle ilgili esas talepler 2023 öncesinde aşağı yukarı bu kadar temel talepler olduğu için muhalefetin o kadar geniş marjda bir şey yapması da gerekmiyor aslında. İkinci karşı faktör de şu: Muhalefetin üzerine konuştuğumuz bileşimi ilk bakışta aşılamaz bir soruna işaret ediyor gibiyse de durum tam bu değil. Muhalefet partileri farklılıklarını muhafaza etmekten vazgeçmeden, saptadıkları ortak adaya hem HDP’yle müzakere hem de Kürt meselesinde vaat edilecekler konusunda bir alan tanıyabilir. Bu da muhalefet partilerinin kompozisyonundan kaynaklanan Kürt meselesinde bir şey yapamama durumunu iptal edebilir. Böyle bir durum İYİ Parti’ye pozisyonundan vazgeçmiyorum deme şansını, muhalefetin tamamınaysa HDP’nin ve Kürtlerin desteğini alabilme olanağını verebilir.

-Siz, bir bütün olarak Kürt tarafının, daha somut olarak da HDP’nin, muhalefetin Kürt meselesi bağlamında mevcut durumdan daha fazla adım atmamasına/vaatte bulunmamasına bağlı olarak bir cumhurbaşkanı adayı çıkartması durumunda, Cumhur İttifakı’nın  aradan çıkma ihtimali ve sonuçları hakkında ne dersiniz?

-Hiç yabana atılabilir bir ihtimal değil. Üstelik bu hemen ilk turda bile gerçekleşebilir ve asıl korkulması gereken ihtimal bu. Kapatma davası, siyasi yasaklar vs. nasıl seyreder bilemiyorum ama gerek burada olabileceklerden ötürü, gerekse de bunlardan bağımsız sebeplere bağlı olarak HDP görece zayıf bir adayla cumhurbaşkanlığı seçimlerine girecek olursa bu durumda HDP seçmeninin sandık başına gitme eğilimi azalabilir. Hem muhalefet tarafından dışlanmış olmanın yarattığı hayal kırıklığından hem de HDP adayının zayıflığından dolayı HDP seçmeni ya da bu seçmenin önemlice bir kısmı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanmama eğilimi gösterebilir. Bu olursa Erdoğan ilk turda seçimi kazanabilir ve bana kalırsa da kazanırsa zaten ilk turda kazanabilir. İkinci turda kazanma ihtimali daha zayıf. Ancak ikinci turda zayıf derken muhalefetin ikinci tura kalmış seçimlerde Kürt seçmenleri cezbetmek için muhakkak bir şeyler yapacağı varsayımına dayanıyorum. Aksi takdirde, seçimler ikinci tura kalır muhalefet de Kürtlere halen nasılsa bize oy verirsiniz diye yaklaşırsa Erdoğan ikinci turda bile kazanabilir. Hele de HDP ya da yerine girecek parti parlamento seçimlerinde önemli bir başarı gösterir de Kürt seçmenler de “biz alacağımızı aldık” duygusuna kapılırsa...

-Kürtler, mevcut iktidarın yeniden kazanmasına sebebiyet vermemek için muhalefetle müzakere/pazarlığı nasıl bir denge içinde yürütmeli? “Mevcut iktidarın gitmesi için muhalefet adayına koşulsuz destek” de bir ihtimal olabilir mi?

Bu konuda esas olanın ortak bir akılla karar vermek olduğunu düşünüyorum. Bir ortak akıl oluşturup her birlikte karar vermemiz gereken bir mesele bu. Şundan: Kendi adıma “muhalefete koşulsuz destek verilmeli” fikrinin çok uzağındayım. Kürtler 100 senedir aşağı yukarı aynı durumda, bir beş sene daha olur denebilir. Ancak Erdoğan iktidarının bir dönem daha devam etmesi bütün Kürtler için aynı şey olmayacak, bunun da farkındayım. Bu itibarla başkaları adına “bir beş sene daha dişimizi sıkabiliriz” diyebilecek durumda değilim.

Şunları hesaba katarak bir ortak karara varmamız gerekiyor. 1. Erdoğan iktidarda kalırsa Kürt meselesinde 2015’ten beri takip edilen siyaset büyük bir ihtimalle aynen devam eder. 2. Muhalefet Kürt meselesinde mevcut pozisyonunu değiştirmeden ve HDP’yle müzakere etmeden Kürtlerin desteğini alır da seçimleri kazanırsa, hem Erdoğan dönemi sona ermiş olacağından hem de seçimler öncesinde yapmış olduğu genel demokratikleşme vaadinden ötürü Kürt meselesinde az da olsa bir ferahlamanın önünü açabilir. 3. Muhalefet yine Kürt meselesinde mevcut pozisyonunu değiştirmeden ve HDP’yle müzakere etmeden Kürtlerin desteğini alır da seçimleri kazanırsa Kürtlere “size bir şey vaat etmemiştik ki” ya da “kendi aramızdaki farklar daha fazla bir şey yapmamızı engelliyor” diyerek Kürt meselesinde dişe dokunur bir şey yapmayabilir. 4. Muhalefet Kürtlerden destek görmeden seçimleri kazanırsa Kürtlere “e zaten destek de vermemiştiniz” diyerek hiç bir şey yapmama meşruiyetini edinebilir. Demek istediğim, muhalefeti desteklemenin de desteklememenin de maliyetleri ve getirileri olacak ve farklı maliyet ve getirilerin hangisine razı olmamız gerektiğine birlikte karar vermemiz gerekiyor. Ortak aklımızı çalıştırırsak bunun gibi muhtemel diğer seçeneklerimizi de saptayıp Kürtler için en doğru kararı alabiliriz diye düşünüyorum. Ama herhalde hepimizi şunun farkındayız: Her halükarda bu seçimlerde seçeneklerimiz azla çok az arasında.

-Türkiye’nin bölgesel düzeyde yaşadığı sıkışma, AB ve ABD ile yaşanan gerilimler, uluslararası düzeyde yaşanan itibar kaybı vb. dış etkenlerden kaynaklı koşulların Türkiye’de olası bir iktidar değişimindeki etkisi hakkında ne dersiniz? Başka bir ifade ile Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tablonun bir iktidar değişimini kaçınılmaz kıldığını söylemek mümkün mü? 

-Çok öyle düşünmüyorum. Birkaç sebepten ötürü. Birincisi, dış koşullarda yaşanan değişimin yarattığı sıkıntılarla baş etmekte, bu sıkıntılara göre yol, yordam değiştirmekte Erdoğan yetenekli ve bu yeteneğini bugünlerde de kullanıyor. İkincisi, dış koşullardaki değişim her ne olursa olsun Türkiye tek bir patikaya sıkışmıyor, önünde hep seçenekler oluyor. Gerek Türkiye’nin büyük ve güçlü bir devlet olması gerekse de devletlerarası ilişkilerde hemen her zaman ara bölgelerin kalıyor oluşu Türkiye’yi bu türden sıkışma anlarına karşı dayanıklı kılıyor. Üçüncüsü, değişim sonuçta seçmenler eliyle olacak ve burada da demin dediğim gibi hiperenflasyon gibi olağanüstü bir durum olmazsa seçmenler ancak “Erdoğan’dan daha iyisini bulduk” dedikleri bir durumda iktidarı değiştireceklerdir. Oysa, kamuoyu yoklamaları Erdoğan’dan şikayetin büyük olduğunu ve lakin seçmenin muhalefete dair Erdoğan’dan daha iyi yönetirler fikrine kapılmadığını gösteriyor. Bu itibarla, içeride genel seçmen algısı değişmedikçe dışarıda olan biten Türkiye’de bir iktidar değişikliğini zorlayacak gibi görünmüyor. Kaldı ki,  dışarıdaki değişikliğe uyum sağlamak için iktidardakilerin gidip yerine başkalarının gelmesi gerekmiyor. Bizzat iktidardakiler değişerek bu uyumu gösterebiliyor. Şu anda olan biraz buna benziyor.

-Yeniden seçilmek isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürtlerin desteğini almak için seçime az bir zaman kala bazı adımlar atacağına; örneğin Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi,  görevden alınan bazı belediye başkanlarının göreve iadesi ya da Kürtçe eğitimle ilgili bazı adımların atılacağına ilişkin bir kanaat söz konusu. Birincisi, Erdoğan’ın, içinde yer aldığı milliyetçi/ulusalcı ittifaka rağmen bu türden bir açılım gerçekleştirme ihtimali hakkında ne dersiniz? İkincisi; olası böylesi adımlara rağmen Kürt seçmenin Erdoğan’a yeniden oy verip ona iktidar yolunu açmasını bu koşullarda imkan dahilinde görüyor musunuz?

-İlkinin bir sorun olacağını düşünmüyorum çünkü Erdoğan’ın Kürt meselesinde atacağı adımlar her halükarda gerçek adımlar olmaktan ziyade manipülatif adımlar olacaktır. Bu türden adımlara da Bahçeli’nin bir itirazı olmaz çünkü, Bahçeli 2019 yerel seçimleri için Öcalan’la yapılan görüşmeye bile karşı çıkmak şöyle dursun destek olmuştu malum. Bahçeli’nin bu türden manipülatif adımlara bir itirazı olacağını sanmıyorum. Dolayısıyla, seçimlere doğru Erdoğan’ın Kürt meselesinde, Kürt siyasetiyle ilgili adımlar atacağına ben de kaniyim ama bu adımların tutarsız ve manipülatif adımlar olacağını düşünüyorum. Tutarsız derken, bir taraftan HDP’yi kapatmak diğer taraftan da daha çok sayıda Kürtçe öğretmeni atamak ya da Öcalan’la görüşmenin önünü açmak gibi adımları birlikte atmaktan söz ediyorum. Bu türden adımlara da Bahçeli karşı çıkmak şöyle dursun destek verir.

Öte yandan, bu türden manipülatif adımlar Erdoğan’a HDP’li Kürtlerin oyunu getirmez. Ancak Ak Parti’den uzaklaşmış ve Deva ya da Gelecek gibi partilere gitmiş ya da oy kullanmamayı düşünen Kürtleri Erdoğan’a çekebilir bu türden adımlar. Dolayısıyla, bu türden adımlarla bir şey yapabileceğini, seçimlerin sonucunu etkileyebilecek bir fark yaratabileceğini düşünmüyorum. Erdoğan’ın esas ihtiyacı şu: HDP’li Kürtlerin seçimler üzerindeki etkisini nötralize etmek. Erdoğan’ın esas olarak buraya yoğunlaşacağını, bu durumu değiştirmeye çalışacağını  düşünüyorum. Ancak, bunu yapabilmek bütün bu olan bitenden sonra çok zor görünüyor ya da manipülatif olmayan nitelikli adımları gerektiriyor. Bunları yapabilir mi emin değilim. Bir yandan HDP’yi kapatıp bir yandan da bu türden bir iki nitelikli adımla şansını dener mi. Belki...

Hülasa, Erdoğan 2023 seçimlerini kaybedecek görünüyor. Kazanırsa Kürtler sayesinde kazanacak doğru ama manipülatif bir iki adımla Ak Parti’ye dönebilecek Kürtler sayesinde değil. Ancak muhalefetin müzakere etmekten imtina ettiği Kürtlerin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandık başına gitmemesi gibi bir durumda kazabilir Erdoğan. Bu sebeble, Erdoğan’ın manipülasyonlarının bunu sağlamaya odaklanacağını düşünüyorum. Muhalefet, HDP’yle müzakere etmekten imtina ederse ve HDP de kapatılır ya da zayıf bir adayla cumhurbaşkanlığı seçimlerine girerse Erdoğan’ın kazanmasının önü açılabilir. Dolayısıyla Erdoğan seçimleri kazanırsa muhtemelen Kürtler sayesinde kazanacak bu doğru ama aslında Kürtlerle müzakere etmekten imtina eden muhalefet sayesinde kazanmış olacak. Muhalefet seçimler öncesinde HDP’yle ya da HDP kapatılırsa onun varisiyle cumhurbaşkanı adayını ve programını müzakere ederse, hele de Kürt meselesinde yukarıda bahsettiğim türden temel adımları atacağını taahhüt ederse, hangi manipülasyonu yaparsa yapsın Erdoğan’ın seçimleri kazanmak için çok şansı kalmayacaktır.

Deng  Dergisi,sayı:125

Şîrove Bike

POLİTİKA

EN ÇOK OKUNANLAR
×