

2026-02-16
Shabnam von Hein
Taliban'ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana Afganistan'da insanlar, şiddet, baskı ve ağır insan hakları ihlallerinden oluşan bir sarmal yaşıyor. Son adım olarak Taliban, dinî normların aşırı yorumuna ve liderliğe mutlak itaate dayanan yeni bir ceza yasası sundu.
İnsan hakları örgütü "Tolerance" (Hoşgörü), Ocak ayı sonunda söz konusu düzenlemenin Afgan mahkemelerine iletildiğini bildirdi. Düzenlemede cezaların değerlendirilmesinde toplum dört gruba ayrılıyor: Âlimler, aşiret liderleri ile soylular (tüccarlar, memurlar), orta sınıf ve alt sınıf.
Taliban'ın iktidarı ele geçirmesinden önce Kandahar vilayetinde temyiz mahkemelerinin başkanı ve yargıcı olarak görev yapan Zabihullah Ebrahimi, yeni yasanın amacını DW'ye şöyle değerlendiriyor:
"Bununla halkı sınıflandırmak istiyorlar ve bilinçli olarak aşağılayıcı kavramlar kullanıyorlar. Yasa, insan onuruna büyük değer veren İslam'ın temel prensipleriyle açıkça çelişiyor."
Ebrahimi ayrıca, yeni yasada hükümet yetkililerinin genel olarak "âlim" olarak tanımlanmasını, varlıklı tüccarların daha değerli kabul edilmesini ve güç ile zenginliğin bir anda bilgi ya da ahlakî üstünlüğün göstergesi olarak yorumlanmasını da eleştiriyor.
Öngörülen cezalar da buna paralel biçimde adil değil. Örneğin, ayrıcalıklı gruplar için uyarı ya da yazılı ihtar gibi hafif yaptırımlar yeterli görülürken yoksul kesimlere mensup olanları bedensel cezalar bekliyor.
Belgede "Gholam" (köle) gibi kavramlar hukukî terim olarak kullanılıyor ve kadınlara yönelik şiddet meşrulaştırılıyor. Kadınlar, anne-babalarını ziyaret etmek dahil neredeyse her eylem için eşlerinin iznine ihtiyaç duyuyor. Bu onay olmasza cezai yaptırımlar öngörülüyor.
Hukuk devleti yerine şeriat hükümleri
Yasa, dini azınlıkların ve farklı düşünenlerin sistematik biçimde bastırılmasını da hedefliyor. Sadece Hanefi mezhebine mensup olanlar eksiksiz biçimde Müslüman sayılıyor, diğerleri ise "sapkın" ya da "kâfir" olarak sınıflandırılıyor.
Taliban'ın, Sünni İslam hukukunu (fıkıh), kendi emelleri doğrultusunda bir dışlama ve baskı aracı olarak kullandığını vurguluyan hukukçu ve eski yargıç Abdul Mümin Ziya Badakhsh da DW'ye şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Hatta pek çok Taliban mensubu, Kur'an okumayı bile bilmiyor. Bazı fıkhî hükümler, zamanın koşullarına uyarlanmalıdır. Taliban ne dinin ne de toplumun ruhunu anlıyor; yoksa kölelikten söz etmezlerdi."
Yeni kanunla adil yargılanmanın temel ilkeleri ortadan kaldırılıyor. Masumiyet karinesi, avukatla savunma hakkı, susma hakkı ya da işkenceye karşı korunma gibi haklar fiilen ortadan kaldırılıyor.
Yasa, sadece yargıçlara değil, özel kişilere de sözde "günahkârlara" karşı harekete geçme yetkisi tanıyor. "Fesat", "isyan" ya da "ahlaksız toplantılar" gibi muğlak kavramlar, yetkililere muhalifleri, aktivistleri ya da sıradan vatandaşları gözaltına alma ve cezalandırma konusunda neredeyse sınırsız güç veriyor.
Yasayı eleştirenlere "şeriat karşıtlığı" suçlaması
Taliban yönetimindeki Adalet Bakanlığı, yasaya yönelik her türlü eleştirinin "şeriata muhalefet" sayılacağını ve cezai kovuşturmaya tabi tutulacağını resmî bir açıklamayla duyurdu. Açıklamada, tüm yasa metinlerinin Kur'an, Sünnet ve Hanefi fıkhının temel kaynak eserleri esas alınarak hazırlandığı belirtildi.
Eleştirmenler ve insan hakları örgütleri açısından yeni yasa, güvenlik güçleri ve adlî mercilere kapsamlı müdahale yetkileri tanıyor. Ayrıca bireysel özgürlükleri kalıcı biçimde bastırmanın yanı sıra her türlü siyasi muhalefeti daha filizlenmeden boğmayı amaçlıyor. Böylece Taliban iktidarı, hukukî olarak güvence altına alınıyor.
Yoksulluğa rağmen güvenliğe büyük yatırım
Taliban aynı zamanda güvenlik aygıtına büyük yatırımlar yapıyor. Dünya Bankası'na göre, 2025 mali yılının ilk dokuz ayında toplam 202,9 milyar Afgani (yaklaşık 2,5 milyar euro) harcandı. Bunun yaklaşık yüzde 48'i, yani yarıya yakını güvenlik sektörüne yönelikti.
Tüm bunlar olurken Afgan toplumu yoksulluk içinde daha da derinlere sürükleniyor ve ekonomik kriz giderek büyüyor. 2025/26 kışında 17 milyondan fazla insan, ciddi açlık tehdidi altında ve nüfusun neredeyse yüzde 95'i yeterince beslenemiyor.
DW
DÜNYA
2026-02-14Ülkeler Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve Kürtlerin haklarına vurgu yapıyor
2026-02-13Avrupa Parlamentosu Rojava'ya ilişkin tasarıyı kabul etti
2026-02-13Almanya'da Kürtlere kim saldırıyor?
2026-02-12Kürt Dili dersi Almanya ve İsveç'te okutuluyor
2026-02-11Yunanistan'da Nazilere direnen Ermeniler
2026-02-11UNICEF: 2026'da 200 milyondan fazla çocuk insani yardıma muhtaç
2026-02-05Münih’te Kürtler ‘ağır ayrımcılık’ nedeniyle kimliklerini gizliyor
2026-02-05'Geçiş sürecine katliamlar ve ihlaller damga vurdu'
2026-02-05'Geçiş sürecine katliamlar ve ihlaller damga vurdu'
2026-02-02Berlin Üniversitesi'nde Kürt öğrencilere saldıran güvenlik görevlilerinin işine son verildi
2026-01-30Merz'ten İran'daki protestoculara: Yanınızdayız
2026-01-29Manchester City -Galatasaray maçında protestocular Kürdistan bayrağıyla sahaya girdi
2026-01-27İsviçre’de partiler üstü komiteden Kürtler için çağrı
2026-01-27Dujarric: Suriye'de etnik temelli şiddet raporlarını gördük ve bunlar oldukça endişe verici
2026-01-21Almanya'da SDG yanlısı gösterilerde taşkınlık yaşandı
2026-01-16Af Örgütü: İran’da baskılar, benzeri görülmemiş bir katliama dönüştü
2026-01-14UNICEF: Gazze'de ateşkese rağmen 100 çocuk öldürüldü
2026-01-13BM’den yazılı kınama: ‘Şok olduk’
2026-01-12AB’den İran’a yeni yaptırım sinyali
2026-01-12Almanya Başbakanı Merz'den İranlı göstericilere destek