Halepçe’nin 35. yıldönümünde Pilot Aydın Hatipzade gerçeği
16.03.2023 11:51:52

Rawyar Jabbari

Kimyasal silahlar, özel laboratuvarlarda kimyasal uzmanlar tarafından birkaç kimyasal madde ve gazın karıştırılmasıyla elde edilir. Ortaya çıkan kimyasal silahlar, insanoğlunun ya hayatına neden olur ya da sağlığına ağır zarar vererek erken ölümüne sebep olur. Bu kimyasal silahların yasaklanmasına karşı, tarihteki ilk yazılı anlaşma Sardinya Krallığı ve Fransa arasında 1675 yılında imzalanan Strasbourg Antlaşması’dır. Bu ilk anlaşmaya göre iki ülke arasında çıkacak herhangi bir savaşta zehirli maddelerin kullanılması yasaklandı. Akabinde ilerleyen yıllarda kimyasal denemeler sonucunda daha zehirli, boğucu ve öldürücü silahlar bulundu. Bu nedenle 1899 yılında Lahey Konvansiyonu taraf olan devletlere kimyasal silahların kullanılmasını yasakladı. Adı geçen anlaşmalar değişik isimlerle artmasına rağmen günümüze kadar kimyasal silahların kullanılmasını etkili bir şekilde engelleyememiştir. Çünkü Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya; saldırdığı ülkelere karşı kimyasal Klorin gazı kullandı. Bu olaydan sonra 1925 yılında dünya ülkeleri arasında kimyasal silahların kullanılmasını yasaklayan Cenevre Antlaşması imzalandı. Adı geçen anlaşma da öncekileri gibi kâğıt üzerinde kaldı ve İkinci Dünya Savaşı’nda tekrar yoğun bir şekilde kimyasal silahlar kullanıldı. Japonya’ya atılan Atom Bombası’nın yarattığı çeşitli tahribat hâlâ gözler önündedir. Görüldüğü gibi Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda kimyasal silahların ağır iz bırakmasından ibret alınmadı ve yakın tarihimizde Irak-İran arasında çıkan savaşta tekrar kimyasal silahlara başvuruldu.

Irak, kimyasal gazların kullanımını yasaklayan Cenevre Antlaşması’nı 1931 yılında imzalamıştır. Fakat 1980-88 yıllarında iktidarda olan dikta rejim İran’la savaşırken bu anlaşmayı ihlal etmiş ve kimyasal silahları daha farklı bir şekilde kullanmıştır. Irak’ı yöneten despotik rejim; bu silahları savaşta olduğu ülkeye karşı değil kendi toprağında ve kendi sivil Kürt vatandaşlarına karşı kullandı. Irak dikta rejimi 16 Mart 1988 tarihinde saat on bir civarlarında Kürdistan’ın kuzey batısında yer alan Halepçe ilçesini (vilayetini) kimyasal bombalarla bombaladı. Korgeneral Ali Hasan el-Mecit’in (Ali Kimyavi) emrini verdiği insafsız kimyasal bomba kullanımı Kerkük vilayetinin el-Hürriye (Hürriyet) Askerî Havaalanı’nda kalkan yedi veya sekiz 23 adet MİG tipi uçakla gerçekleştirilmiştir. Zehirli saldırıda Hardal, Sarin ve Siyanür gibi kimyasal gaz bombaları kullanılmıştır. Bu bombalama sonucunda yaklaşık 5.000 masum sivil insan şehit düştü ve en az 7.000 masum kişi de ağır yaralandı. Halepçe halkı günümüze kadar da bu zehirli gazların yarattığı tedavisi olmayan çeşitli kronik hastalıklar ve psikolojik rahatsızlıklarla boğuşmaktadır. Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek ayrımı olmadan binlerce insanın hayatına mal olan bu bombalama aynı zamanda bölgedeki doğaya ve ekosisteme de yıkıcı zararlar vermiştir.

Halepçe katliamı her yıl 16 Mart’ta yeniden hatırlanır ve bir daha yaşanmaması için derin temenniler edilir. Liderler ve vatandaşlar tarafından mesajlar yayımlanır ve sosyal medyada paylaşımlar yapılır. Bu paylaşımlar sırasında neredeyse her yıl Türkmen bir pilotun Halepçe’yi bombalamayı reddettiği için dikta rejim tarafından idam edildiği iddiası dolaşıma girer. Buna karşın kimileri bunun gerçekleşmiş bir hadise olduğunu kimileri de uydurma bir hikâye olduğunu iddia eder. Fakat kimse bu iddiayı araştırma derdine düşmez. Halepçe katliamının 35. yıl dönümünde bu iddianın doğruluk payını araştırmayı ilk kez biz üstlendik ve saha araştırmasına giriştik. Bunun için Kerküklü helikopter pilotu Albay Aydın Mustafa Hamit Hatipzade’nin eşi Türkan Bayraktar’a (Türkan Kasapbaşı) ulaştık, hayatını öğrendik ve iddiaları sorduk. Sonrasında da helikopter pilotun mezarını tespit edip kamuoyunu aydınlatmaya giriştik.

Helikopter pilotu Albay Aydın Mustafa Hamit Hatipzade; Kerküklü bir Irak Türkmen’i olup Hatipzade ailesine mensuptur. Hatipzade ailesi Kerkük’ün eğitim- öğretim, esnaf, zanaat, Türkmen millî dava politikası, dayanışma ve kültürel hayatına çeşitli katkılar sunan ünlü bir ailedir. Pilotun babası Mustafa Hamit Hatipzade; Kerkük’ün Ziraat Dairesi’nde görev yapmış bir devlet memurudur. Ev hanımı olan annesi Halide Hanım ise Bayraktar ailesinin mensuplarından Salih Bayraktar’ın kızıdır. Ailenin dört erkek ve altı kız çocuğu olmuştur. Albay Aydın Hatipzade; ailenin en büyük erkek çocuğu olarak 1949 yılında Kerkük’ün Ağalık Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. İlkokul tahsilini Kerkük’e bağlı Altın Köprü ilçesinde; orta ve lise eğitimini ise şehir merkezinde tamamlamıştır. Devamında Türkiye’de Eczacılık Fakültesi’ne kaydını yapmıştır. Burada üçüncü sınıfa kadar okumasına rağmen memleket hasretinden dolayı eğitimini yarım bırakır ve doğduğu şehre döner. Daha sonra Bağdat’ta Askeri Akademiye kayıt yapan Hatipzade, 1970 yılında İkinci Teğmen rütbesiyle mezun olur. Irak Ordusu’ndaki üstün kabiliyetinden dolayı Havacılık Komutanlığı’na bağlı helikopterlik kursuna katılır ve askerî rütbesi 1973 yılında Teğmen Helikopter Pilotu’na yükseltilir. Bu rütbeyle Bağdat’taki el-Müsennâ Askeri Havaalanı’nda çeşitli görevlerde bulunur ve en sonunda Albay Helikopter Pilotu olarak Kerkük’teki K-1 Askerî Havaalanı’nda görevlendirilir. Bu kariyeriyle Albay Aydın Mustafa Hamit Hatipzade, Irak Ordusu’nun Havacılık Komutanlığı’nın en meşhur Kerküklü Irak Türkmen helikopter pilotlarından biri olur.

Hatipzade; helikopter pilotu olduktan sonra ilk evliliğini Bağdatlı Efrâh Hanım’la yapar. Bu evliliğinden Hülya adlı bir kızı doğar. Kızı Hülya günümüzde Bağdat’ta avukat olarak çalışmaktadır. Hatipzade 1981 yılında Binbaşı Helikopter Pilot rütbesindeyken ikinci bir evlilik daha yapar. Bu evliliğini Kerkük’ün ünlü Bayraktar sülalesinden Şükür Eyüp Zeynel Ağa’nın kızı Türkan Hanım’la yapar. Hatipzade’nin bu evliliğinden iki kız çocuğu daha doğmuştur. Funda adlı kızı meşhur bir diş doktoru olmuş; Çiğdem adlı diğer kızı ise İskoçya’da bilinen başarılı bir genetik doktoru olmuştur.

Helikopter pilotu Hatipzade kariyeri sırasında yurtdışı eğitim, askerî kurs ve kültürel tanıtım görev seyahatleri çerçevesinde Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan ülkelerinde bulunmuş ve bu ülkeleri yakından tanıma fırsatı elde etmiştir. Arapça, Türkçeyi anadili gibi bilen Hatipzade ayrıca Rusça, İngilizce ve temel Kürtçeyi (iyice anlayan) de öğrenmiştir. Yalnızca helikopter pilotluğuyla yetinmeyen Hatipzade sanatla da ilgilenmiştir. Ud ve saz çalgılarını ustaca çalan bir sanatçı olarak da sanat çevresinde kendisine yer edinmiştir. Hatta yakın arkadaşı Yılmaz Ali Sait ve diğer dostlarıyla buluşup birlikte ud veya saz çaldıkları eğlenceler yaparlardı. Yine resim ve hat sanatına da yakından ilgi göstermiştir. Spor dallarından ise yüzmeyi sevmiştir. İnsanlar arasında yardımseverliği ve samimiyeti ile ön plana çıkmıştır.

1987 yılında albay helikopter pilotu iken kendisine Kerkük’ün kuzeydoğu bölgeleri ile Süleymaniye vilayetinin etrafındaki Kürt köylerini bombalaması emri verilir. Kendisi; Kerkük ve halkına olan bağlılığı, millî politik görüşleri ve Kürt halkının yaşadığı trajedilerden dolayı insanî gerekçelerle bu emri yerine getirmez. Bunun üzerine 18 Mayıs 1987 tarihinde Kerkük’te Irak Ordusu’nun Askerî İstihbaratı tarafından tutuklanır. Kendisine çeşitli işkenceler ve psikolojik zorbalıklar uygulanır. İkinci eşi ve ailesinden bazı yakın kişiler tutuklanarak Bağdat’taki Irak Ordusu’nun Genel İstihbarat Merkezi’ne nakledilir. Böylece kendisine karşı çeşitli şantaj ve baskılar uygulanır. Fakat helikopter pilotu Hatipzade bu şantaj ve baskılara karşı direnmiş; millî dava sevdası, politik görüşlerinden, Kürt halkına olan samimiyetinden ve Kerküklü hemşerilerine olan bağlılığından taviz vermemiştir. Dikta rejimi pilotun direncini kıramayınca 3-4 ay sonra eşi ve aile bireylerini serbest bırakır. Yine de kendisine başkent Bağdat’ta yer alan Reşit Askerî Üssü’nde ve Kazımiye İstihbarat Merkezi’nde çeşitli zorbalıklar ve işkenceler yapılmaya devam edilir.

Helikopter pilotu Hatipzade hapishanede tutuklu olduğu sırada Temmuz 1988 tarihinde dönemin Devrim Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırılır. İdamı 26 Kasım 1988 tarihinde Abu Gureyb Cezaevi’nde infaz edilir. Şehit edilen pilotun naaşı ancak 1 ay 3-5 gün sonra ailesine teslim edilir. 29 Aralık 1988 tarihinde ise Kerkük’ün Büyük Yakası’nda yer alan Musalla Mezarlığı’nda Hz. Abû Ulluk (Ali Ebû Ulluk) yatırının yakınında toprağa verilir. Devam eden Irak-İran Savaşı, dikta rejimin baskıları, ülke içi çekişmeler ve zor şartlara rağmen Kerkük’ün içinden ve dışından birçok Kürt, Türkmen, Arap ve diğer bileşenler vefa borcu olarak ailenin acısına eşlik edip gizlice yasına gelmiş ve baş sağlığında bulunmuşlardır.

Kendisiyle şahsî görüşme yaptığımız Albay Aydın Mustafa Hamit Hatipzade’nin ikinci eşi Türkan Bayraktar’ın babası Şükür Eyüp Zeynel Ağa Bayraktar, Kerkük’te dondurma fabrikası bulunan ve en son araba galerisi işleten dönemin Türkmen iş adamlarındandır. Ev hanımı olan annesi Güner Hanım ise Ergeç ailesinin mensuplarından olan Muhammet Emin Ergeç’in kızıdır. Türkan Bayraktar hem Kerkük hem de Türkiye’nin sosyal ve siyasal ortamında Türkan Kasapbaşı soyadıyla tanınmaktadır. Kendisi de gençliğinde zulüm ve baskılara karşı direnmiş ve 1978-79 yılları arasında Kerkük’te tutuklanmıştır. Çeşitli baskılara maruz kalmasına rağmen insanlıktan, samimî kardeşlik uğrunda fedakârlıktan caymamış ve millî dava politikasına hararetle katılmaya devam etmiştir. Ancak kocasının şehadeti ve İkinci Körfez Savaşı’nda isminin dikta rejimin kara listesinde olduğunu öğrenmesi üzerine Türkiye’ye göç etmek zorunda kalır. Kasapbaşı iki kız çocuğuyla birlikte 1991 yılında Kerkük’ten Türkiye’ye sığınır. İltica ve muhalefet yıllarında memleket özlemi, yalnızlık ve türlü yaşam zorlukları çekmesine rağmen kocası Aydın Hatipzade’nin vasiyetine sadık kalarak her iki kız çocuğunu büyütür ve tahsillerini bitirmeleri için birçok fedakârlıklar gösterir. Türkan Kasapbaşı, 9 Nisan 2003 tarihinde Irak’ta dikta rejiminin çöküşünden sonra babaanne diyarına yeniden kavuşur. Irak’ın yeni kural ve talimatlarına göre Kasapbaşı; 2004-2005 yılları arasında Kerkük’ün Şüheda Müessesi’nde (Kurumunda), kocası helikopter pilotu Albay Aydın Mustafa Hamit Hatipzade’yi resmî olarak şehit sayan kararnameyi alır. Ayrıca vefa borcu olarak üst makamdan çıkan resmî yeni kararda şehit Albay Hatipzade’nin rütbesi General helikopter pilotu rütbesine yükseltilir ve varislerine emeklilik maaşı sağlanır.

Görüldüğü gibi yaptığımız araştırmalar ve eşiyle gerçekleştiğimiz görüşmede albay helikopter pilotu Aydın Mustafa Hamit Hatipzade’nin hikâyesinin iddia edilenden farklı olduğunu ortaya göstermektedir. İddiaya göre Hatipzade Halepçe Katliamında sivil Kürtleri bombalamayı reddetmiş ve bu yüzden idam edilmiştir. Gerçeklere göre ise Albay Hatipzade’nin Halepçe Katliamı ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Çünkü helikopter pilotu Hatipzade; Halepçe Katliamı’ndan yaklaşık on ay önce yani 18 Mayıs 1987’de tutuklanmış ve 26 Kasım 1988 tarihindeki idamına kadar da tutuklu kalmış ve hiç serbest bırakılmamıştır. Devamında 16 Mart 1988 tarihindeki Halepçe Katliamı’ndan sonra idam edilmiş olması onun bu sebeple şehit edildiğini söylemek için yeterli değildir. Nitekim şahsî görüşmemizde “kendisi de o sırada tutuklu bulunan” eşi Türkan Bayraktar, Albay Hatipzade’nin şehadetinin Halepçe Katliamı ile ilgisi olmadığını açıkça ifade etmiştir. Fakat iddianın helikopter pilotu Aydın Hatipzade’nin masum sivil Kürtleri bombalamayı reddettiği ve bu yüzden idam edildiği kısmı doğrudur. Aydın Hatipzade; Halepçe Katliamı’ndan dolayı değil ondan uzun zaman önce 1987 yılında kendisine verilen Kerkük’ün kuzeybatısı ve Süleymaniye çevresindeki sivil Kürt köyleri bombalaması emrine karşı çıktığı için tutuklanmıştır. Emre karşı itaatsizlik ve diğer sebeplerden dolayı da idam cezasına çarptırılmıştır. Ayrıca kendisine verilen bombalama emrinde kimyasal bomba bulunup bulunmadığı da kimse tarafından bilinmemektedir. Fakat kimyasal bombaların askeri olarak helikopterle değil de uçaklarla atıldığı düşünüldüğünde bunun bir kimyasal bombalama emri olmadığı düşünülebilir. Dolayısıyla iddiada olayın gerçekleşme yerinin ve zamanının yanlış aksettirildiği açıkça görülmektedir.

Tarihe not düşmek babında ek bir bilgi olarak helikopter pilotu Hatipzade’nin tutuklandığı 1987 yılında Selahattin Üniversitesi- Erbil, İktisat ve İşletme Fakültesi’nde kayıtlı bir öğrenci olduğunu da belirtmek gerekir.

Albay Aydın Hatipzade’nin duruşunu ve şehadetini Halepçe Katliamı ile birleştirenler onu yüceltmek ve takdir etmek için yapmaktadırlar. Halbuki Hatipzade’nin kişiliğini anlamak için onu Halepçe Katliamı ile bağdaştırmaya gerek yoktur. Çünkü Hatipzade henüz Halepçe gibi büyük bir kıyım olmadan dikta rejimin gerçek yüzünü anlamış ve kardeşlerini bombalamayı reddetmiştir. İnsanların haksızlığa ve zulme uğradığını anlamak ve bunun karşısında durmak için illa onların başına büyük felaket gelmesine gerek yoktur. Helikopter pilotu Hatipzade işte tam da burada büyük bir içgörü ile gelecek daha büyük katliamları sezmiş ve önceden direnişini gerçekleştirmiştir. Tam da bu yüzden Halepçe henüz yaşanmadan Albay Hatipzade’nin vicdanının sesini dinlemesi ve bu sarsılmaz direnişi ortaya koyması onu daha yüce ve daha çok takdir edilesi bir payeye ulaştırmaktadır. Hayat hikâyesinden de anlaşıldığı gibi Hatipzade milletine, ülkesine ve kardeşliğe olan inancını canı ile ödemekten çekinmemiş cesur bir vatanseverdir. Dikta rejiminin insafsız eylemlerine katılmamış; katil olmayı reddetmiş ve kimliğini kaybetmemiş yüce bir şahsiyettir. İnandığı birlikte yaşam ideali için Kürt kardeşlerini bombalamayı reddeden adil ve asil bir pilottur. Kendisini kanıtlamış samimî bir kardeş ve onurlu bir insandır. Kerkük’e bağlı, memleket sevdalısı yiğit bir Irak Türkmeni’dir. Albay Hatipzade gerçek hikâyesiyle Irak halklarının kardeşlik sembolü olmuştur. Kürt ve Türkmen halkları arasındaki samimî kardeşlik duygularının daha da pekişmesi için bir gurur duyulacak şahsiyettir.

Son olarak Kara Vahap’ın, helikopter pilotu Albay Aydın Mustafa Hamit Hatipzade için yazdığı mersiyenin bir parçasıyla yazımızı sonlandırıyoruz:

“- 1949 Kerkük doğumlusu

- Hülya, Funda, Çiğdem, bu üç kuş

- Kartal kanatları altında gölgelenmektedir

- Kalbini binlerce yoksullar işgal etmiştir

- Helikopter pilotu dünya meslekidir (mesleğidir)

- Ama acları (acıları) desteglemek (desteklemek) ruhsal işidir

- Omuzlarında yarbay aşaması vardı

Ama parmakları İzgilerinde

- Öksüzler taşınıyor

- Sloganı

Bir yetimin göz yaşını silmek

Dünya ruhunda gül ekmektir

Kalpler içindeki insanlık üstünde

Görev yapıyordu

K.1 hava üssünde

Sadece eşyaları taşınıyordu

- Bana ilgili ne varsa (…..)

Ama Türkmenliğimi saklamayın

Yakalanmadan önce söylemişti- yakınlarına

- Avrakları (Evrakları) yandı kül oldu

Kimliği Türkmen kaldı

- Kanı döküldü dudaklarına aktırılan süt ağladı

- Eşi 80 gün hapiste yatmadan önce

Saçlarına 80.000 ak düştü”

KAYNAKÇA:

a. Kitap:

1.     Kara Vahap; Şehit Ellerinden Öpen Yoksul, 1. baskı, Kerkük, 2004.

2.     Sabah Abdullah Kerküklü; Mevsûatu A’lâm el-Türkmân II, (Çev. Rawyar Jabbari), Kültür Bakanlığı Yayınları, 1. baskı, Bağdat, 2018.

b. Dergi:

1.     Necat Kevseroğlu; “Havâtır ân siret el-şehîd Aydın Tayyar”, (Çev. Rawyar Jabbari), Kurtuluş, Sayı 183-184-185, Kerkük, Ekim, Kasım, Aralık, 2021.

2.     Yılmaz Ali Sait; “Şehit Aydın’ın 70’li Yıllardaki Bilinmeyen Serüveni”, Türkmeneli, Sayı 149, Kerkük, Haziran 2020.

3.     “Haberler”, Fuzûlî, Yıl 1, Sayı 7, İstanbul, Aralık 1988.

4.     Mehtap Nefitçi, “Şehit Edilen Pilot Aydın Mustafa’nın Dramı ve Kahramanlığı”, Türkmen Bohçesi, Yıl 1, Sayı 3, İstanbul, Temmuz-Ağustos 2003.

c. Gazete:

1.     Rawyar Abbas Jaafar; “Kürdistan Kimyasal Bombalanmasına Karşı Şehit Düşen Pilot 26'ncı Yıl Dönümü”, Özgür Altınköprü, Sayı 118, Altın Köprü- Kerkük, 30 Mart 2014.

2.     Salah Çamurçu; “Şehid Albay Pilot Aydın Mustafa Hamid’in 24. Ölüm Yıldönümü”, Özgür Altınköprü, Sayı 104, Altın Köprü- Kerkük, 2013.

3.     “O Fotoğraf Lahey’de Soykırım Anıtı Olacak”, Akşam, Türkiye-İstanbul, 16 Mart 2016.

 

d. Şahsî Görüşme:

1.     Türkan Şükür Eyüp Zeynel Ağa Bayraktar (Türkan Kasapbaşı), Kerkük 17 Haziran 1957, Emekli Memur, (13 Mart 2022). Saat: 09-45.

2.     Necat Kevseroğlu, Kerkük 1949, Emekli Öğretmen, (15 Temmuz 2022), Saat 11:00.

3.     Ali Mükerrem Kasapoğlu, Kerkük 1974, Gazeteci, (11 Şubat 2023), Saat: 01:17.

e. İnternet Sitesi:

1.     https://www.opcw.org/ar/mn-nhn/altarykh (Erişim Tarihi: 09 Mart 2023).

2.     https://legal.un.org/avl/pdf/ha/cpdpsucw/cpdpsucw_a.pdf (Erişim Tarihi: 09 Mart 2023).

K24

Şîrove Bike

YAŞAM

EN ÇOK OKUNANLAR
×