

2026-05-07
Bayram
Bozyel: “Kürt halkına umut olacak kalıcı, kapsayıcı ve kurumsal bir ulusal
birlik mekanizması oluşturmayı hedefliyoruz”
Ortadoğu’da
önemli gelişmelerin yaşandığı ve Kürt meselesinin yoğun olarak gündeme girdiği
bir dönemde Kürtler arası birlik çalışmaları da hız kazanmış durumda. PSK’nin
de içinde yer aldığı farklı Kürt siyasi partilerinin 14 Mart 2026 tarihinde
Diyarbakır’da gerçekleştirdiği Kürdistan Ulusal Birlik Girişimi Konferansı bu
kapsamda ses getirdi. Bütün bu konuları; Kürt ulusal birlik konusunu,
Türkiye’deki süreci ve ABD, İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşı ve
sonuçlarını PSK Genel Başkanı Sayın Bayram Bozyel ile görüştük. Sayın Bozyel’in konuya ilişkin çarpıcı
açıklamalarını içinden geçtiğimiz kaotik duruma ışık tutacağı umuduyla sizlerle
paylaşıyoruz.
Baran Dicle
14 Mart
2026 tarihinde "Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı" adı altında bir konferans
düzenlediniz. Bu konferansın amacı neydi ve sizce hedeflediğiniz amaca
ulaştınız mı?
14 Mart tarihinde gerçekleştirdiğimiz
Kürdistan Ulusal Birlik Girişimi Konferansı yıllardır sürdürdüğümüz ulusal
birlik çalışmalarının yeni bir halkası sayılabilir.
Ulusal birlik, özgürlüğünden yoksun
bırakılmış, bütün ulusal talepleri gasp edilmiş Kürt halkının özgürlüğü için
olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır.
PSK için ulusak ittifak, taktiksel ve
dönemsel bir ihtiyaç değil, Kürt halkının özgürlüğünü esas alan stratejik bir
meseledir.
PSK olarak her zaman bu konuda yapıcı ve
sorumlu bir çizgi izledik. Ulusal birlik ve işbirliği konusunun gündemimizde
olmadığı hiç bir dönem olmadı.
Son bir kaç yılda bölgede yaşanan gelişmeler
nedeniyle ulusal birlik konusu daha yoğun olarak gündeme oturdu.
Söz konusu gelişmelerin de etkisiyle son iki
yılda değişik Kürt siyasi aktörleriyle birlik konusunu yoğun bir şekilde
tartıştık.
Bu konuda yaptığımız bir dizi görüşmenin
ardından PSK, PWK, Pêlkurd, Vejîn ve bağımsız şahsiyetlerle 14 Mart 2026
tarihinde Diyarbakır’da Kürdistan Ulusal Birlik Girişimi Konferansı için
çağrıda bulunduk.
Çağrı davetiyesinde de ifade edildiği gibi
Kürt ulusunun Kürdistan’da kendi kendini yönetmesini benimseyen bütün çevreleri
konferansa davet ettik.
Konferansın amacı Kürt meselesini ulusal bir
mesele olarak gören ve çözüm olarak kendi kaderini tayin hakkını savunan en
geniş ulusal güçlerle bir ulusal birlik mekanizması kurmak olarak belirlendi.
14 Mart Konferansında belirlenen gündeme uygun
olarak yoğun ve verimli tartışmalar yaşandı, ulusal birlik modeline ilişkin
yapıcı öneriler dile getirildi. Bir günlük tartışmalar sonucunda konferansta
ulusal ittifakın oluşması yönünde güçlü bir irade ortaya çıktı. Son olarak
konferansta dile getirilen öneriler ışığında kalıcı ve kurumsal bir ittifakın
inşası için gerekli adımları atmak üzere geniş bir komisyon oluştu.
Bu çerçevede 14 Mart Konferansını ulusal
birliği inşa eden nihai bir adım olarak görmek yerine, bunu bir başlangıç
olarak değerlendirmek mümkün.
*
Kimler "Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı" davet edildi ve davet
edilenler katılım sağladılar mı? Ek olarak sizce katılım nasıldı?
Yukarıda ifade ettiğim gibi 14 Mart konferansına
ulusal birlik çerçevemizi benimseyen ve sürece katkı sunacağını öngördüğümüz
şahsiyetler çağrıldı.
Ayrıca konferansa HAKPAR ve PDK Bakur gibi
siyasi partiler davet edildi.
Konferansa 200 dolayında siyasi parti
temsilcisi ile şahsiyet katıldı. HAKPAR, PDK Bakur ve 28 Mart konferansını
organize edenler gözlemci olarak konferansta yer aldı.
Bütün katılımcılar ulusal birliğin öneminin
altı çizili ve nasıl bir ulusal birliğin kurulması gerektiği konusunda çok
değerli, yapıcı ve yol gösterici önerilerde bulundu. Gördüğüm kadarıyla
konferansa katılan bütün katılımcılar geçmişe göre ulusal birlik konusunda daha
yapıcı, sorumlu ve öngörülü bir tutum sergiledi.
Özetle konferansa nitelikli bir katılım
gerçekleşti, siyasi ve fikri olarak seviyeli bir etkileşim yaşandı.
*
Konferansta ağırlıklı olarak neler konuşulup tartışıldı ve ne kararlar alındı?
Kürt sorununun çözümüne yönelik bir yol haritası oluştu mu?
14 Mart Kürdistan Ulusal Birlik Girişimi
Konferansı’na katılanlar Kürt meselesinin değişik boyutlarını, Kürt halkının karşı
karşıya bulunduğu riskleri ve fırsatları çok yönlü olarak değerlendirdi. Ortaya
çıkan fırsatları değerlendirmek ve Kürt halkının enerjisini özgürlük
mücadelesine daha güçlü akıtmak için ulusal birlik ihtiyacının altını çizdi.
İhtiyaç duyulan ulusal birlik mekanizmasının nasıl olması gerektiğine ilişkin
çok farklı ve zengin öneriler yapıldı.
Gelinen aşamada konferansta oluşan heyetimiz
konferansta dile getirilen bütün öneriler ve değerlendirmeler ışığında kısa
vadeli bir yol haritası oluşturdu.
Söz konusu yol haritası kısa vadede şu
hedefleri içeriyor.
1. Heyetimiz 14 Mart konferansına katılmayan
HAKPAR, PDK Bakur, Kürt Milli Platformu ve benzeri çevrelerle en kısa zamanda
görüşme kararı aldı. Bu görüşmeden amaç kapsamlı bir ulusal ittifakta buluşmak için
gerekli görüş alışverişinde bulunmak ve hep birlikte kalıcı ve kurumsal bir
ulusal birlik mekanizmasını kurmaktır.
2. Konferansta seçilen heyet eş zamanlı olarak
kalıcı ve kapsamlı bir ulusal ittifak için bir program taslağı ve iç işleyiş
hukuku ile ilgili bir çerçeve hazırlamak üzere bir çalışma başlattı.
3. Ulusal birlik konusunu gündemde tutmak ve
bu konudaki duyarlılığı geliştirmek amacıyla önümüzdeki 2-3 ay içinde değişik bölge
toplantıları organize etme kararı alınmıştır.
4. Bu arada yaşanacak önemli siyasi ve
toplumsal gelişmelere ilişkin tutum belirlenecek ve gerektiğinde uygun eylem
biçimleri geliştirilecektir.
Öngörülen adımların atılması ve belirlenen yol
haritasının gereklerinin yapılmasından sonra sonbaharda ulusal
demokratik bütün siyasi aktör ve birikimin en geniş şekilde yansıyacağı bir
konferans gerçekleştirmeyi öngörüyoruz. Sonbaharda yapacağımız konferansta Kürt
halkına umut olacak kalıcı, geniş kapsamlı ve kurumsal bir ulusal birlik
mekanizması oluşturmayı hedefliyoruz.
* Sizin
düzenlemiş olduğunuz "Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı" ndan iki
hafta sonra Kürt Milli Platformu adıyla başka bir grup aynı konuları içeren bir
toplantı organize etti. Önümüzdeki
süreçte bu çalışmaların birleştirilmesi ve birlikte ortak hedefler konusunda
çalışma yürütülmesi mümkün mü?
Öncelikle bu konuda bir yanlış algıyı
düzeltmek istiyorum.
14 Mart Kürdistan Ulusal Birlik Girişimi
Konferansı geçmişi uzun yıllara dayanan, ulusal birlik yönünde yürütülen
çalışmaların bir halkası ya da yeni bir aşamasını oluşturmaktadır. 28 Mart
Konferansı ise bazı bağımsız şahsiyet ve aydın arkadaşlarımızın bir platformda
bir araya girişimidir.
Dolayısıyla bu iki toplantıyı denk ya da
karşıt iki girişim olarak nitelendirmek yanlıştır. Tek talihsizlik iki
toplantının bir aylık süre içinde peş peşe gerçekleşmiş olmasıdır. Bu durum,
kamuoyunda aynı içerikte iki toplantı yapılmış ve bu konuda bir bölünme varmış
algısına yol açtı ki gerçek tamamen farklıdır.
Öte yandan bölgede ve Kürdistan’da önemli
gelişmelerin yaşandığı bir süreçte Kürt toplumunda yeni arayışların olması son
derece doğaldır. Bağımsız aydın ve şahsiyetlerimizin örgütlenme, bir araya
gelme çabalarını destekliyoruz, olumlu buluyoruz. Bugün aktif siyasetin içinde
olmayan geniş bir Kürt yurtsever potansiyeli var. Söz konusu yurtsever
potansiyelin değişik platformlar ya da siyasi hareketler altında birleşmesi
hepimizin arzu ettiği bir durumdur. Ancak bundan yola çıkarak her yeni kurulan
platformu ya da siyasal parti girişimini ulusal birlik olarak nitelendirmek ya
da onu ulusal birlik yönünde süregelen çalışmalara karşıt ya da denk olarak
nitelendirmek eksik olur.
Ulusal birlik dediğimiz konu
Kürdistan’daki bütün ulusal demokratik güç ve birikimi kapsayan stratejik
ittifak anlamına gelir.
Bir önceki soruda da ifade ettiğim gibi
heyetimiz 14 Mart Kürdistan Ulusal Birlik Konferansı’nda yer almayan ya da
katılma şansı bulmayan bütün çevrelerle buluşma ve onlarla ortaklaşma yönünde
bir yol haritası oluşturmuştur. Bu yol haritası çerçevesinde Konferansta oluşan
heyetimiz en yakın zamanda HAKPAR, PDK Bakur, Kürt Mili Platformu vb.
çevrelerle görüşme kararı almıştır. Amaç söz konusu siyasi parti ve çevrelerle
ortak bir ulusal programda birleşmek ve sonbaharda yapacağımız konferansta
ulusal bir sürecini kalıcı ve kurumsal bir çerçeveye kavuşturmaktır.
*
Devlet Bahçeli’nin Türkiye Büyük Millet Meclisinde ”Öcalan gelsin Mecliste konuşsun”
çıkışı ile başlayan ve daha sonra adına Çözüm süreci dedikleri bu süreç
hakkında neler düşünülüyorsunuz? Kürt sorununun geldiği nokta hakkındaki
düşünceleriniz nelerdir?
Bahçeli’nin 22 Ekim’de startını verdiği ucube
sürecin Türkiye’nin güvenlik kaygılarıyla başladığını biliyoruz. Hesap şu;
Ortadoğu’da dengeler değişiyor, Kürt karşıtı nizam darbe alıyor, Kürtler için
yeni fırsatlar çıkıyor. O zaman Türk
devleti ne yapıp edip Kürtlerin önünü kesmeli. Bu hesapla Türkiye’deki iktidar en başta
Rojava’da Kürtlerin kesmek ve Türkiye’deki Kürt potansiyelini sisteme entegre
etmek amacıyla Öcalan üzerinden bir süreç başlattı. Bu süreçten Kürtler lehine
bir sonucun çıkması mümkün görünmüyor, çünkü iktidar baştan itibaren süreci “Terörist
Türkiye” olarak nitelendiriyor ve
bilinçli bir şekilde Kürt meselesi gündem dışında tutuyor. Bu nedenle mevcut
sürecin Kürt meselesinin çözümünden çok bölgede yükselen Kürt dalgasının önünü
kesmeyi amaçladığı açık.
Bu süreçte olumlu bulduğumuz tek şey PKK’nin
silah bırakma ihtimalidir. Eğer silahlar devreden çıkarılırsa, bu devletin
yıllarca Kürtlere karşı kullandığı bir argümanın boşa çıkması anlamına gelir. Ve
böylece bugüne kadar Kürtlere verilen zarar son bulmuş olur. Öte yandan Kürt
meselesi ne PKK’nin silah bırakmasına ne de teröre indirgenecek bir meseledir.
Kürt meselesi 200 yıllık geçmişi olan Kürt halkının kendi ülkesi Kürdistan’da
özgürce yaşama sorunudur. Bu da en başta yeni bir anayasa yapımını gerektirir.
Türkiye’nin idari yapısının ülkenin çok uluslu, çok kültürlü, çok dinli
yapısına uygun olarak federal tarzda yeniden dizaynını öngören bir anayasa.
Öte yandan Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’a
açıklamasında dile getirdiği özerklik, federasyon, devlet istemiyoruz yönündeki
yaklaşımını reddediyoruz. Bu yaklaşım Kürt halkının son 100 yıllık
mücadelesinin açıkça inkarıdır.
Gelinen aşamada başlatılan süreçle Kürt
meselesini çözmek, demokrasiyi inşa etmek bir yana, PKK’ye silah bıraktırmak da
olmayacak gibi görünüyor. Çünkü bugüne kadar bu yönde ne doğru dürüst bir yasal
düzenleme yapılmış ne de güven veren bir irade ortaya konulmuştur. Bundan
dolayıdır ki toplumunun çoğunluğu, Kürtler ve Türkler de dahil bu sürece güven
duymuyor ve destek vermiyor.
* Kürt
sorununun çözümü için kısa ve orta vadede uygulanabilir gördüğünüz somut adımlar
nelerdir?
Türkiye’de bugün öncelikli sorun siyasal
sürecin normalleştirilmesidir. Başka bir ifadeyle keyfi, otoriter ve hukuka
aykırı yönetim anlayışından vazgeçilmelidir. Bunun için öncelikle sürecin
şiddetten arındırılması gerekir. Bu kapsamda bir an önce dağdakilerin silah
bırakması, içerdekilerin serbest bırakılması ve yurt dışındakilerin ülkeye
dönüşü için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Eş zamanlı olarak
düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. Kürdistan
partileri hakkında açılmış kapatma davaları düşürülmelidir. Başka bir ifadeyle
Kürtler ve Türkiye’deki demokratik muhalefetin kendisini özgürce ifade edebileceği
demokratik bir ortam oluşturmalıdır. Ancak böylesi bir ortamda Kürt meselesi ve
Türkiye’nin diğer sorunları özgürce tartışılabilir ve buna ilişkin çözüm
modelleri geliştirilebilir.
Kürt meselesini n kalıcı çözümü ise daha
kapsamlı ve köklü bir değişimi gerektirir. Bunun için en başta ülkedeki tekçi, inkârcı
ve şovenist anlayışın terk edilmesi gerekir. Yukarıda ifade ettiğim gibi bu da
en başta yeni bir anayasa yapımını gerektirir.
Başka bir ifadeyle Türkiye’nin çok uluslu çok
dilli çok kültürlü yapısını esas alan, Kürt halkının ulusal demokratik
haklarını anayasal güvence altına alan, Kürt kimliğini tanıyan, Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili statüsünü
kabul eden bir anayasa yapılması gerekiyor. Bu ise devletten beklenecek bir şey
değildir.
Kürt halkı bütün renkleri ve
katmanlarıyla birleşerek topyekûn bir mücadele ile ulusal haklarına kavuşabilir.
* ABD
ve İsrail’in İran’a yönelik başlatmış olduğu savaşın genelde Kürt siyasetine ve
özelde ise Rojhelat Kürtlerine etkileri neler olur? Bu savaşta Kürtler nasıl
bir pozisyon almalı?
7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla
başlayan ve sonrasında ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşla devam
eden süreçte özellikle İran rejimi büyük güç ve egemenlik kaybına uğramıştır. Bu
durum aynı zamanda Orta Doğu‘daki Kürt karşıtı düzenin bir ayağının büyük bir
darbe yediği anlamına gelir. İran’daki barbar rejim bugün varlık ile yokluk
gibi bir sınır çizgisinde bulunmaktadır.
Ancak bu durum otomatik olarak Kürtlere özgürlük yolunu açmamaktadır,
olsa olsa bundan sonraki süreçte onlara yeni imkanlar doğurur. Son gelişmelerden
de gördüğümüz gibi, İran, savaşta aldığı bütün darbelere ve yaşadığı yıkıma
rağmen bütün gücüyle Kürtlere, özellikle de Rojhelat Kürtlerine saldırmaya
devam etmektedir. Güney Kürdistan da eşzamanlı olarak hem İran’ın hem Irak‘taki
Haşdi Şabi güçlerinin yoğun saldırılarına maruz kalmaktadır. Son savaşta İran
büyük darbe alırken Kürtler de ciddi risklerle karşı karşıya bulunmaktadır.
Özetle İran’ın darbe alması uzun vadede Kürt halkının mücadelesi bakımından
yeni imkanlar doğurabilir ama bu bugünden yarına Kürtlere özgürlük yolunu
açacağı anlamına gelmez.
Son dönemdeki gelişmeler İran’ın bölge ve
dünya barışı için ne kadar büyük bir tehdit olduğunu bir kez daha gösterdi.
Mevcut rejim mezhepçi, şoven ve emperyal bir zihniyete sahiptir ve ayakta
kaldığı sürece bölgeyi tehdit etmeye devam edecektir. Bu nedenle İran’daki
rejimin hemen değilse de mutlaka yıkılacağını düşünüyorum.
İran’daki Kürtlerin yapması gereken, tam da
yaptıkları gibi, ulusal ittifaklarını kurmak, bölgesel gelişmeleri yakından
izlemek, kısa vadeli hesaplara ve anlık fırsatlara prim vermeden sağduyulu ve
akılcı bir mücadele stratejisi izlemektir.
Bu alanda yapılacak ikinci şey uluslararası plandaki diplomatik
girişimleri kararlılıkla sürdürmektir. Kürt halkının özgürlük mücadelesi için
uluslararası desteğe ihtiyaç var. Diğer yandan ABD’nin izlediği günübirlik, istikrarsız
ve ilkesiz politika Kürtlere güven vermekten uzaktır. Buna rağmen Kürtler
uluslararası diplomatik girişimleri aksatmadan sürdürmeli, bu yöndeki çabaları
küçümsememelidir. Bu gün Kürtlerin dünya kamuoyu nezdinde ciddi bir ağırlığı ev
etkileme kapasitesinin olduğunu biliyoruz. Ocak ayında Rojava vesilesiyle Kürt
halkının ortaya koyduğu küresel direniş bunun açık örneğidir. Kürtlerin diasporadaki söz konusu gücü bugün
Rojhelat Kürdistanı için de etkin bir biçimde kullanılmalıdır.
Son
tahlilde Kürt halkı haklı davasına ve ulusal birliğine güvenerek uzun
soluklu bir mücadeleyi esas almalıdır.
Kesin olan şudur; Kürt karşıtı nizam
çözülüyor, eskisi gibi yönetemiyorlar. Kürt halkına karşı giriştikleri vahşi
saldırılar, onların güçlü olduklarını değil, çaresizlik ve korkularını
gösteriyor. Onların yeri tarihin çöplüğüdür, Kürt halkı ise haklı ve onurlu
mücadelesini er geç ulusal özgürlük ile taçlandıracak.
* Son
olarak okuyuculara nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür
ederim.
2026-06-06PSK: Burjuva Kibrini Ve Şovenizmi Reddediyoruz!
2026-06-04Bay Kemal'in Kemal Bey, Öcalan'ın kurucu önder olmasının hikmeti
2026-06-04Hassan Zadeh, İran'da riskler ve fırsatlar konusunda Kürtleri uyarıyor
2026-06-03PSK: Kuşatma Çemberini Gücümüzü Birleştirerek kırabiliriz
2026-06-01Ezidî Dernek ve Kurumlarının Ortak Açıklaması
2026-05-27Bayram Bozyel: Halkımızın Kurban Bayramı Kutlu Olsun
2026-05-23PSK: CHP’ye Yönelik Mutlak Butlan Kararı Yargının Siyasete Açık Müdahalesidir
2026-05-11Bozyel: “Kürt halkına umut olacak kalıcı, kapsayıcı ve kurumsal bir ulusal birlik mekanizması oluşturmayı hedefliyoruz”
2026-05-11Devlet nefreti, devlet şiddeti!
2026-05-05Barış İçin Aidiyet mi Yoksa Pazarlık mı?
2026-05-04PSK:Dersim Tertelesi’ni Unutmadık!
2026-04-03PSK: Amedspor’u kutluyoruz
2026-04-30PSK: Yaşasın 1 Mayıs: Emek, Özgürlük ve dayanışma Bayramı
2026-04-26Sürecin pause tuşuna kim bastı?
2026-04-26Süreç ve Kürt Siyaseti
2026-04-24PSK: Ermeni Soykırımı Kurbanlarını Saygıyla Anıyoruz
2026-04-21PSK: 22 Nisan, Kürd Gazetecilik Günü Kutlu Olsun!
2026-04-20PSK Genel Başkanı Bozyel; Kürt Halkı Ergeç Özgürlüğüne Kavuşacak
2026-04-10PSK: Ortadoğu’da Barış Kürt Halkının Ulusal Haklarını Tanımaktan Geçer
2026-04-01Maduniyet ve Duygulanımsal Kolonizasyon