Mazot dökülerek yakılan Nazime Alır'ın hikayesi
9.04.2022 10:43:02

Roni Nasır Kaya'nın "Besna" adlı öykü kitabı, Nazime Alır'ın hikayesini konu ediniyor. "Besna", erkekler tarafından öldürülen onlarca kadının hayatından kesitler sunarak, okuru kadın cinayetleriyle yüzleştiriyor

Ercan Öksüz

Nazime Alır, henüz 21 yaşındaydı.

Biri 5, diğeri 8 yaşında 2 çocuk annesiydi.

Van'ın Özalp İlçesi'nin Yukarı Yorgalı Köyü'nde yaşayan Nazime, 12 yıldır Ferzende Alır ile evliydi.

Eşinden şiddet gördüğü için evini terk edip, ailesinin yanına sığınmıştı. Çocuklarını yanına alamamıştı ve evlatlarının hasretini çekiyordu.

Çocuklarının hasretine daha fazla dayanamayınca, çaresizce koca evine döndü. Ve üçüncü çocuğuna hamile kaldı.

Fakat bu gebelik, onun şiddete uğramasını engellemeye yetmedi. Ferzende Alır, yeniden eşine şiddet uygulamaya başladı.

Tarihler 17 Temmuz 2004'ü gösteriyordu. Gezme bahanesiyle Nazime'yi taşlık alana götüren Ferzende Alır, eşini mazot dökerek diri diri ateşe verdi.

Nazime, kocası tarafından yakılarak öldürüldüğünde 7 aylık hamileydi.

Ferzande Alır, 'kasten adam öldürmek' suçundan 30 yıl ağır hapis cezasına mahkum oldu.

Yazar Roni Nasır Kaya, "Besna"yı Nazime Alır'ın anısına ithaf etti

Nazime'nin katledilmesinin üzerinden 18 yıl geçti. Fakat aradan geçen yıllarda nice "Nazimeler" erkekler tarafından katledildi.

Yazar Roni Nasır Kaya'nın yazdığı "Besna" adlı öykü kitabı, erkekler tarafından öldürülen onlarca kadının hayatından kesitler sunarak, okuru kadın cinayetleriyle yüzleştiriyor.

Kaya, 5 ayrı öyküden oluşan öykü kitabı "Besna"yı 2004 yılında kocası tarafından yakılarak öldürülen Nazime Alır'ın anısına ithaf etti.

Kitaba adını veren "Besna" öyküsü, Nazime Alır'ın yaşamından esinleniyor. "Namus" adı altında kadınların katledilmesini konu edinen "Besna"da kadınların verdiği mücadeleler ön plana çıkıyor.

"Kadın cinayetlerine dikkati çekmek istedim"

"Yaşadığımız ülkede, bu korkunç trajediyi sadece Nazime Alır yaşamadı; her gün onlarca kadın cinayetini duymak mümkün" diyen Kaya, "Ve her birinin ayrı ayrı hikayeleri var. Nazime Alır'ın hikayesi sadece bunlardan bir tanesi maalesef. Bu dehşet verici gidişata dur dememiz gerekirken, biz erkekler, ancak ve ancak seyirci pozisyonun da kalıyoruz. Bu hikayeyi yazarak azıcık da olsa kadın cinayetlerine dikkati çekebilmişsem iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum" şeklinde konuştu.

"Böylesi vahşice, barbarca bir cinayeti ilk kez duyuyorduk"

5 ayrı öyküden oluşan kitaptaki en uzun ve çarpıcı hikaye "Besna"yı; Nazime Alır'a ithaf ettiğini belirten Yazar Roni Nasır Kaya, şöyle konuştu:

Bu hikayeyi yazarken bire bir Nazime Alır'ın hayatını baz alarak yazmadım. Belki onlarca kadının yaşadığı değişik şekilde şiddeti, baskıyı göz önüne alarak Nazime'nin şahsında somutlaştırıp BESNA hikayesi öyle ortaya çıktı.

Nazime Alır'ın öldürüldüğü tarihlerde Dicle Haber Ajansı Van Bürosu'nda muhabir olarak çalıştığını söyleyen Kaya, "Bu olayı ilk duyduğumuzda hiç kimse inanmak istemedi. Kadınlara yönelik işlenen cinayetler hız kesmiyordu. Fakat böylesi vahşice, barbarca bir cinayeti ilk kez duyuyorduk. İlk başta her ne kadar inanmak istemesek de daha sonra olayın gerçek olduğu ortaya çıktı. Bu cinayetin benim üzerimde de çok büyük etkisi oldu" dedi.

"Sosyolojik durumu göz önüne aldım"

"Besna" adlı öyküyü yazarken olayın yaşandığı yerin sosyolojik durumunu göz önünde bulundurduğunu dile getiren Kaya, şunları söyledi:

Düşünün İran-Türkiye sınırlarına baktığımızda dağlar sınır olarak belirleniyor. Dağın bu tarafındakiler ile öbür taraftakiler yakın akrabalar.

Ahmed Arif, 'Otuz Üç Kurşun' şiirinde çok güzel bir şekilde özetlemiş; 'Pasaporta ısınmamış içimiz' dizeleri muhteşem bir şekilde coğrafyanın sosyolojisini anlatıyor. Yine yoksulluk var, gelenekler var, kaçakçılık var; bunların da başlı başına nedenleri var.

Nazime Alır'ın hikayesinde de coğrafyayı, sınırları, gelenekleri ve kadere boyun eğmişliği; bütün bu detayları imgelerle süsleyerek vermeye çalıştım.

Bir erkek olarak kadının psikolojik dünyasını tam olarak yansıtmasının mümkün olamayacağını söyleyen Yazar Kaya, "Mümkün mertebe somut, gerçeklikten kopmadan ve acıyı kanatarak değil, biraz daha yalın bir dille anlatmaya çalıştım" dedi.

"Besna, bana hep mistik gelmiş ve doğallığı çağrıştırmıştır"

Çocukluğunda dinlediği hikayeleri (çirok) sürekli arkadaş ortamında anlattığını dile getiren Kaya, arkadaşlarının "Bu hikayeleri neden yazmıyorsun" telkinleri ve gazetecilikten gelen yazma alışkanlığıyla hikaye yazmaya başladığını anlattı.

"İşin en zor kısmı yazmaya başlamak; sonra arkası geliyor" diyen Kaya, yazmanın aynı zamanda insan için en iyi terapi olduğunu söyledi.

Yazarlık hayatına gazetecilik ile başlayan Kaya'nın "Seccade" isimli bir öykü kitabı daha bulunuyor.

İkinci öykü kitabının adını "Besna" olarak seçmesinin nedenini Kaya, şu sözlerle ifade etti:

Besna, bana hep mistik, masum, sade gelmiş ve doğallığı çağrıştırmıştır. Besna adlı hikayeyi yazmaya başlayınca yazdığım karaktere en uygun ismin 'Besna' olacağı konusunda ikna oldum.

Kitap, beş ayrı öyküden oluşuyor

İzan yayınlarından çıkan "Besna", "Sokaktaki Ben", "Besna" , "Defineciler", "Partizan" ve "Süheyla" adlı beş ayrı öyküden oluşuyor.

Kaya, güçlü anlatım dili ile okuyucuyu her bir öyküde yeni gerçeklerle buluşturuyor.

"Besna" ve "Süheyla" adlı öykülerde kadın hikayeleri aktarılıyor. "Sokaktaki Ben"de ise bir sokak köpeğini anlatıyor.

"Defineciler" adlı öyküde, bölgede umudunu define aramaya bağlayan insanlar konu ediniyor. "Defineciler" öyküsünde, sürekli hayal kırıklığına uğramalarına rağmen, pes etmeyen; aynı zamanda çok ciddi bir şekilde tarihi mekanları tahrip eden definecilerin hikayesi yer alıyor.

Kitapta yer alan "Partizan" adlı öyküde ise IŞİD tarafından 2015 yılında gerçekleştirilen Ankara Gar Katliamında hayatını kaybeden bir devrimci işçinin hayatını öyküleştiriyor.

"Sokaktaki Ben" Oço

"Besna" adlı öykü kitabında yer alan "Sokaktaki Ben" öyküsünde sokak köpeği Oço'yu anlattığını söyleyen Kaya, "Bir sokak köpeği yazma fikrinin oluşması tamamen yanımdan gelip geçen bir köpeği izlerken oluştu. Yanımdan geçen köpek birkaç metre uzaklaştıktan sonra geri dönüp bana baktı, uzun uzun göz göze geldik. O an 'Sokaktaki Ben' adlı hikayenin kurgusu, örgüsü kafamda oluşmaya başladı" şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz günlerde kutlanan (4 Nisan) Dünya Sokak Hayvanları Günü vesileyle sokak hayvanlarına yapılan eziyetin son bulmasını umut ettiğini dile getiren Kaya, "Hayvanların da en az insanların sahip oldukları haklara sahip olduklarını unutmamamız gerekiyor" diye vurguladı.

"Sokaktaki Ben" adlı hikayenin konusu hakkında da bilgi veren Kaya, "Yavru bir köpek dünyaya gözlerini açtıktan çok kısa bir süre sonra anneleri karnını doyurmak için bir yerlere gidiyor ve bir daha da geri dönemiyor. Bu yavru köpekler bir anda kendilerini başıboş sokaklarda buluyorlar. Hikaye öyle başlıyor. Hikayenin bir kahramanı da Oço adlı bir kangal köpeği hikayeyi daha ilginçleştiren de Oço'nun hikayesi ve sonrasında ise belediye zabıtalarının köpekleri zehirleyerek öldürmeleriyle hikaye son buluyor" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Roni Nasır Kaya kimdir?

Van'ın Çaldıran ilçesine bağlı İran sınırında bulunan Evciller (Yekmal) köyünde dünyaya gelen Yazar Roni Nasır Kaya, çocukluğunda çiroklar (hikayeler) ve dengbejleri dinleyerek geçirdiğini söylüyor.

Gazeteciliğe 2000'li yıllarda Dicle Haber Ajansı'nda muhabir olarak başlayan Yazar Kaya, 2007 yılında Finlandiya yerleşti, Helsinki'de Dijital Medya Bölümü'nü okudu.

Aynı zamanda sinemanın temel bilgileri konusunda eğitim alan Kaya, uzun bir süre sinema ile ilgili okumalar yaptı. "Seccade" ve "Besna" adlı iki öykü kitabı bulunan Yazar Kaya, Finlandiya Gazeteciler Sendikası ve Finlandiya Yazarlar Birliği "PEN"in üyesi. Ayrıca Kaya, gazetecilik mesleğini hala sürdürüyor.

The Independentturkish

Şîrove Bike

KÜLTÜR-SANAT

EN ÇOK OKUNANLAR
×